Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Aralık 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hiç yazılmayan bir konu


Bu yakında, ne parmak arasında fındık çıtlatır gibi arada sırada seçim sözcüğünü de çıtlatıveren demeçler; ne teknik silahlarla birlikte değişen strateji ve azalan yardım yüzünden kuşkuya düşen eski stratejik dostlara, garanti vermek isteyen ve Ortadoğu'daki değişiklikleri yeni bir gözle incelemeye yönelen yabancı dışişleri bakanlarının ziyareti; ne son tevkifler; beni pek sarmıyor.
***
Amerika'nın, Rus kromunu daha ucuz bularak bizim kromları almaktan vazgeçmesi; buna karşılık, bizim serbest piyasada petrolle gaz aramak şöyle dursun, Amerikan şirketlerinin fiyatlarını dahi pazarlıksız kabul edişimiz bile, aklıma takılmıyor.
Amerika'yı devlet olarak kendi menfaatlerini korumakta haklı buluyorum.
Biz, kendi menfaatlerimizi onlar gibi korumasını bilmiyorsak; bu, kimsenin suçu değil.
***
Bütün bunların ötesinde ve derinliğinde oğlumun bir sorusu dönüp duruyor kafamda:
- Baba, sen cehennemdeki alevlerin rengini biliyor musun?
- Bilmiyorum, dedim.
- Öğretmen söyledi, simsiyahmış. Bu alevlerin leblebi kadarı bütün dünyayı delip geçecek kadar kuvvetliymiş. Karacaahmet Mezarlığı'nda, yıllarca önce gömüldükleri halde, yüzlerine jilet atsan kan çıkacak kadar bozulmamış ölüler varmış. Bunlar veli imişler, onun için cesetleri bozulmamış. "Toprağın cinsi yüzünden bozulmamışlardır" demek kafirlikmiş. Cennette herkesin evinin damı, işlediği sevap kadar örtülecekmiş. Üst üste 70 kat elbise de giysen, bir gram ağırlık duymayacakmışsın. Sen bunlara ne diyorsun?
***
Siz olsanız ne dersiniz?
Ortaokulun 2'nci sınıfında bu çocuk.
İsmet Paşa'ya açık bir mektup yazmayı düşündüm. Cevabını bildiğim için vazgeçtim:
- Demokrasilerde olur böyle şeyler, diyecek.
***
- Sizin Ticaret Bakanı, Yüksek Murakabe Heyeti'ndeyken; suiistimalden mahkemeye verdiği ve aleyhinde şahitlik ettiği birini, adam aftan faydalanınca, genel müdürlüğe tayin etti; buna ne dersiniz?
- Demokrasilerde olur böyle şeyler.
- Bir yazı yazdı diye, derhal tevkif edilen bir memur hakkında; Adalet Bakanınız, Anayasa'yı çiğneyerek yargıçları tesir altında bırakacak beyanda bulundu.
- Demokrasilerde olur böyle şeyler.
***
Akla, hukuka, iktisada uyan şeyler değil de; uymayan şeyler demokrasi icabı sayılıyor bizde...
Bu sakatlığın sebeplerini çok eskilerde aramak gerekiyor gibi geliyor bana.
Arap-Bizans karışımından gelen bozulmaları kim göğüslemiş, kim devam ettirmiş?
Selçukiler zamanındaki beyliklerin durumları!
Osmanlı birliğini yeniden kuran Mehmet Çelebi, hangi kuvvetlere dayanmış; kardeşi Emir Süleyman, hangi anlayıştaymış?
***
Anadolu'da, gelenekleri Pers-Yunan münasebetlerine kadar dayanan ve Arap yobazlığı ile bu yobazlığı istismar eden sınıfa, kafa tutan hiçbir zümre olmamış mı?
Büyük şair Pir Sultan Abdal, neden asılmış ve neden kendisinin üzerine gelen Osmanlı paşasına:
Yürü bre Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da bir gün devrilir
Diye bağırmış?
***
12 milyon Alevinin yüzyıllar boyu uğradıkları en çirkin iftiraların sebepleri...
Neden bunlar, daima yeni hareketleri ve kendilerini sindiren geriliğe cephe alanları ve en çok Atatürk'ü tutmuşlar?
Bugün dahi en çok oy verdikleri parti hangisi?
***
Biz Türkiye'yi bilmiyor, Türkiye'deki kuvvetleri ortaya çıkaramıyor ve Osmanlılığı devam ettirmeye çalışıyoruz. Onun için hâlâ daha oğullarımıza, cehennemdeki alevlerin rengi öğretiliyor.
Bu, sadece vaktiyle idareci sınıfla birleşmiş bir zümrenin, kanaat baskısıdır.
Bunun karşısında daha aydın, daha rahat, daha anlayışlı milyonlar da vardır ama; onların solukları kestirilmiştir.
***
Fransa'da Saint-Barthelemy bir defa olmuştur. Türkiye'de ise kaç yüz defa olmuştur.
Türk demokrasisini halka dayatmak; çatışma çıkarmadan, gericiliğe karşı denge yaratmak ve kösteklerden kurtulmak isteyen devlet adamlarının; bu konularda çok usta bir davranışa ve çok kuvvetli bir görüşe ihtiyaçları olacaktır.
Meselelerimizin çözümlenmesinde su altında kalmış kilit taşlarından biri olan bu noktaya parmak basacak bir sosyolog elbet bir gün çıkacaktır.

Not: 43 yıl önce yazılmış bir yazı... 29 Nisan 1963 tarihli Milliyet'ten ve "Taş" kitabından...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
İsmet Paşa'yı anmak
BUGÜN merhum İsmet İnönü'nün vefatının 33. yı...
Çetin ALTAN
Hiç yazılmayan bir konu
Bu yakında, ne parmak arasında fındık çıtlatı...
Yasemin CONGAR
Hamas ile Abbas arasında
Nicholas Blanford, Time dergisindeki Beyrut ç...
Can Dündar
İsmet Paşa, oğlunun öğretmenini neden haşladı?
Bugün İsmet İnönü'nün 33. ölüm yıldönümü... ...
Semih İDİZ
Kürt lobisi de Türkiye'yi 'soykırımcı' ilan ettirme çabasında
Baker-Hamilton Raporu'nun yankıları sürüyor. ...
Faik ÖZTRAK
İzlanda ve Macaristan'ın notu düştü: Sırada kim var?
Geçen hafta sonu küresel piyasalar Noel tatil...
Hasan PULUR
Evet, demokrasi yoktu ama...
"TÜRKİYE Cumhuriyeti demokrasiyle kurulmadı.....
Osman ULAGAY
'Duygular çatışması' ve Türkiye'nin durumu
Fransa'nın önde gelen siyaset yorumcularından...
Güngör URAS
Merkez dolarizasyona neden dikkat çekiyor?
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, yılın s...

© 2006 Milliyet