|
 |
|
|
Talk show'un sohbeti gitti, şovu kaldı yadigar
Çok konuk, o konuklara az soru, az cevap, bol geyik, bol espri, gülelim, coşalım... Şov iyi şov... Tarkan da zaten "Türkiye'de çıkacak şov yok" demedi, "talk show yok" dedi
tubakyol@yahoo.com
Bayağı oldu, CNN'de Larry King, Jane Fonda'yı konuk etti. Jane Fonda hayranı değilim. Jane Fonda'yı merak etmek aklıma bile gelmez. Ama Larry King'de tanıdık bir yüz görünce izledim. Jane Fonda'nın anlattıklarını dinledim.
Babasıyla ilişkisi, Oscar'ı aldığında bir yandan sevinirken bir yandan da babası henüz Oscar almamış olduğu için yaşadığı o burukluk, suçluluk duygusu...
Babasına nihayet Oscar verildiğinde, babası törene gidemeyecek kadar hasta olduğu için ödülü almaya gitmesi...
Annesiyle ilişkisi. Annesinin o 12 yaşındayken intihar etmesi, ona bunun kalp krizi olduğunun söylenmesi, sonra gerçeği öğrendiğinde hissettikleri...
Evlilikleri, kocalarıyla ilişkisi...
İlk kocası Roger Vadim evlerine kadınlar getirirmiş, o kadınlarla yatarmış mesela. Larry King bunu sorunca, "Diğer eşleri böyle bir şeyi kabullenmedi. Ben niye bunu teşvik ettim?" diye cevap verdi Jane Fonda. "Çünkü yeterince iyi olmadığımı düşünüyordum." Tüm çocukluğu boyunca hep mükemmel olmaya çalıştığını, asla kendini yeterli hissetmediğini, önce babasının, sonra kocalarının takdirini kazanmak için yaşadığını anlattı.
30 yıl süren bulimia
Larry King sordu, Jane Fonda bir sürü şey anlattı.
Larry King bir sürü güzel soru sordu çünkü Jane Fonda'nın kitabını okumuş, filmlerini izlemiş, programdan önce hazırlık yapmıştı.
Ve Jane Fonda her şeyi anlattı çünkü bu programa konuşmak için çıkmıştı.
Lise yıllarında bulimik olduğunu ve yaklaşık 30 yıl boyunca tıka basa yiyip mütemadiyen kusarak yaşadığını anlattı. Roger Vadim eve getirdiği kadınlarla yatarken buna itiraz etmediğini ama kendini uyuşturmak için sürekli içtiğini anlattı.
2001'de boşandığı Ted Turner'la ilk randevularını anlattı. Ted Turner'ın onu komünist zannettiği için kendini beğendirmeye çalışan bir liseli gibi komünist arkadaşları olduğundan bahsetmesini, Küba'ya gittiğini falan söyleyerek kalbini kazanmaya çalışmasını... Turner'la evliliklerini, şimdiki arkadaşlıklarını anlattı.
Kızına iyi bir anne olamadığını, fiziksel olarak kızının yanındayken bile aslında orada olmadığını, şimdi buna ne kadar çok üzüldüğünü anlattı.
Ve şimdi artık büyükanne olmayı, torunuyla ilişkisini anlattı.
İzleyiciler telefonla programa bağlanıp sorular sordu, Fonda da onlara cevap verdi.
Program bittiğinde Jane Fonda artık yabancım değildi. Bana içini dökmüştü sanki.
Kişi kendini bilmeli
Kaç haftadır Okan Bayülgen'le Beyaz, Tarkan'a sardılar. Tarkan "Türkiye'de çıkacak talk show mu var" dedi ya hani; niye demiş, ne demek istemiş, onlara kötü bir şey mi söylemiş?
Türkiye'de Tarkan'ın çıkacağı bir talk show yok hakikaten.
Sadece Tarkan'ın değil, Türkiye'de ortalıkta fazlaca görünmeyen, bu yüzden de söyleyecekleri merak edilen, kendisiyle ilgili bir şeyler anlatsın, paylaşsın istenen ya da anlatacak bir şeyleri olan bir ünlünün çıkabileceği talk show yok.
Çünkü Türkiye'deki talk show'larda artık "talk" yok, sadece "show" var.
Sohbet yok yani artık.
O kadar yok ki sohbet; Beyazıt Öztürk de, Okan Bayülgen de artık show'larına katılan konuklarla ilgili araştırma yapmaya bile lüzum görmeden çıkıyorlar canlı yayına.
Asistanları konuğu "gugıllıyor", daha önce yapılmış olan röportajlardan çıkış alıp enteresan yerlerin altını keçeli kalemle çizerek onların eline veriyor. Hazırlık bu kadar.
Yazar konuk ediyorlar, kitabını okumamışlar.
Şarkıcı çıkarıyorlar, albümü dinlememişler.
Oyuncu davet ediyorlar, filmini izlememişler.
Hatta bahsi geçen kitabın ne zaman yayımlandığını, albümün ne zaman çıktığını, filmin vizyona girip girmediğini bile bilmiyorlar genellikle.
Nasılsa bir espri çakarlar, toparlarlar, değil mi?
Bu da bir yöntem tabii.
Üstelik reytingi daha yüksek bu yöntemin.
Ben de şahsen televizyonda, hele de bu programların yayınlandığı saatlerde uzun uzun, bayık bayık bir kitaptan, albümden, filmden bahsedilsin istemem izleyici olarak. Çoğu ünlünün de özel hayatını didik didik, o akşam programa çıkmadan önce ne yediğine kadar bildiğimize göre sohbet ederlerse de bize bilmem kaçıncı tekrar olacak, sıkacak.
Yine en iyisi çok konuk, o konuklara az soru, az cevap, bol geyik, bol espri, gülelim, coşalım falan... Beyaz'ın reklamından arak da söylersek eğer: "Şov iyi şov."
Tarkan da zaten "Memlekette çıkacak şov yok" demedi, "talk show yok" dedi.
Niye alındılar ki?
Yoksa ne iş yaptıklarını bilmiyorlar mı?
Kişi kendini bilmeli.
* * *
Tarkan bir gün, diyelim albüm tanıtımı için sürü sepet röportajlar vermeye, kanal kanal gezmeye başlarsa, arada "Makina"ya da uğrar, nokta noktalı yerleri doldurup bizi güldürür ya da Beyaz'da helyumla incelen sesiyle "Kıl oldum abi"yi söyler belki.
Gerçi Tarkan biraz da bunları yapmadığı için Tarkan oldu, değil mi?
Jane Fonda bile yetersizlikten mustaripse...
Sadece bir talk show izleyerek Jane Fonda hakkında hiç bilmediğim şeyler öğrendim.
Öğrendim de ne oldu?
Ne olsun, bir şey olmadı herhalde.
Gerçi zorlarsanız, anında bir anafikir de çıkarabilirim: Jane Fonda gibi bir kadının, çok güzel, yetenekli, ünlü ve zengin bir kadının bile kadın olmanın yarattığı o eksiklik, yetersizlik, erkeklerin beğenisini, takdirini kazanma duygularıyla bir ömür geçirmiş olması, tüm kadınların durup üzerinde iki dakika düşünmeleri gereken bir durum.
Değil midir?
|
|
|

|