|
 |
|
|
Beledibo ve CHP
Başta İstanbul olmak üzere kentler geçmişte görülmemiş biçimde yağmalanıyor. İhale yapılıyor. Yandaş firma, diğerlerinin cesaret edemediği bir fiyat veriyor. İhaleyi kazanıyor. Hemen ertesinde Anakent'ten emsal yükseltme kararı çıkıyor. Yandaş firma ihya oluyor. Hemen tüm büyük ihaleler böyle bağlanıyor.
Bir başka cinliği Zeytinburnu liman ihalesinde izledik... İhaleye sadece iki firma girdi. Çünkü şartnamedeki bir madde ciddi firmaları kaçırtmıştı... O maddeye göre, "Kamu kurumlarından tüm izinler bir yıl içinde alınacak... Alınmadığı takdirde firma işi kaybedecek" idi... İhaleye girenlere açıkça, "İktidarda dayın yoksa bu işe heveslenme" mesajı verildi. Onlar da enayi değil ya, ihaleye hiç yanaşmadılar.
İhaleyi kazanan firmanın üç ortağından biri Başbakan'ın imam hatipten sınıf arkadaşı ve hemşerisi Mehmet Emin Erkan çıktı... Firmanın izinleri bir yıl içinde almama ihtimali kaldı mı?
Milyarlarca dolarlık dev ihalede bu oyunlar yapıldığına göre.. Hesap edin gerisini...
Geçenlerde Baykal'ın İstanbul'da gazetecilere verdiği davette Anakent Belediyesi'nin yolsuzlukları konu edildi. Dedik ki:
- Anakent'teki CHP grubu haftada bir basın toplantısı yapsın... Gazetecileri içerideki gelişmelerden haberdar etsin...
Önerimiz pek ilgi görmedi... Oysa yolsuzluklara karşı ciddi bir takibe ihtiyaç var...
Erdoğan eski siyasetçilerin söylemlerini inceletiyormuş.
Boşuna yorulmayın, biz kısaca özetleyelim:
"Vatan, millet, Sakarya"
Haldun Ertem
Mevlana'ya saygı!
Mevlana törenlerinde siyaset olmaz. O yüzden bu yılki törenler hayli şaşkınlık yarattı... CHP'li Atilla Kart'ın anlattığına göre... Tören sırasında Başbakanlık Görevlisi Fatih Öznur mikrofona geliyor... Bağırıyor:
"O geliyor, O... Açılın beri durun... Müjdeler olsun... Müjdeler olsun milletimize... O geliyor, O... Yanında güzel günlerle... Yüzü apaydınlık, ak pak... O geliyor..."
İzleyenler bu sözlerle Mevlana'nın takdim edildiğini sanıyor. Sunucu devam ediyor:
"Medarı iftiharımız Başbakanımız geliyor... Recep Tayyip Erdoğan geliyor."
Tören Başbakan methiyesine dönüşüyor. Mevlana törenleri de siyasallaşıyor...
Biri kalkar da bir başkasının seni eleştirdiğini söylerse, yalanlamaya kalkma...
Yalnız şu cevabı ver:
- Bunu söyleyen hiç şüphesiz başka eksiklerimi bilmiyormuş. Bilseydi sadece bunu söylemekle yetinmezdi...
Epiktetos
Darwin'in kabahati
TBMM Bütçe görüşmelerinde ilginç konuşmalar yapılıyor... CHP'liler ders kitaplarından Darwin'in çıkarılmasını eleştiriyor. Bakan Hüseyin Çelik cevaben diyor ki:
- Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarım, bu düşüncede olan insanlar Darwin Teorisi'nin mutlaka okul kitaplarında olması gerektiğini söylüyorlar. Öyle midir? Darwin'in Türklerle ilgili ne söylediğini biliyor musunuz? Türklerle ilgili Darwin "Gelişimini tamamlayamamış adi bir ırk" diyor. Ne diyeceksiniz şimdi siz buna? (AKP sıralarından alkışlar)
Bakan'ın bu hayli bilimsel çıkışından sonra CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı söz alıyor:
- Ben Darwin'in Türklerle ilgili o sözünü bilmiyorum... Tabii, söylemişse kınıyorum, fakat bir bilim adamı olarak Darwin'e ve Evrim Kuramı'na saygı duyuyorum. Dünyanın her yerinde Evrim Kuramı kitaplarda okutulur. Ama, Sayın Bakan, nedense, yaradılış inancını din dersi kitaplarında değil de fen kitaplarında özellikle okutuyor... Yani, bakın, Darwin'e ve bilime olan düşmanlığını az önce burada belli etti.
Hamit Taşcı (Ordu) - Karıştırma ya!
Mustafa Gazalcı (Devamla) - Adnan Hoca ve adamları, şu anda, sanıyorum Ordu'da, Milli Eğitim'den ve Valilik'ten aldığı izinlerle, yaradılış inancını yayıyorlar okullarda. İstanbul'da da daha önce yapmışlardı, müzelerine çocukları götürmüşlerdi....
Gazalcı daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı'nın "2007 Yılı Bütçe Tasarısı" adlı kitapçığından bir bölüm okuyor:
"...Din, insanın doğru düşünmesine, kendi varlığının farkında olmasına ve en iyi şekilde kendini gerçekleşmesine katkıda bulunan bireysel ve sosyal bir gerçektir. Eğitimin evrensel nitelik taşıyan amaçlarının gerçekleşmesi için de dinin desteğine ihtiyaç duyulmaktadır..."
Gazalcı bu sözlerle eğitim ve dinin birbirine karıştırıldığını anlatıyor. Öğretim birliği bozulmuştur, diyor... Gece geç saatlerde yapılan bu tartışmalar sadece TBMM zabıtlarında kalıyor...
En eski ve en kısa iki sözcük, "evet" ve "hayır", en fazla düşünülerek sarf edilmesi gereken sözcüklerdir.
Pitagoras
m.asik@milliyet.com.tr
|
|
|

|