Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Aralık 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çocukları sevmekten niye vazgeçelim?

Gelişmekte olan ülkelerde çocukların pek çok şeyden mahrum oldukları söylenebilir ama mahrum oldukları şeylerden biri genellikle sevgi değildir

tubakyol@yahoo.com

Deniz bizde kaldı. Birkaç hafta önce. Oynadık, eğlendik, sonra uyku saati geldi. Nasıl şeker. Hiç mızmızlanmadı. Hemen kabul etti uyumayı. "Sabah yine oynarız di mi?" Oynarız.
Nerede yatmak ister?
Bizim yatağı seçti.
Hem çok şeker hem akıllı.
Ve uyudu.
Birkaç saat geçti. Biz de yatacağız artık. Nasıl yatalım? Ben küçük odada mı yatsam? Sevgilim salonda yatsa... Deniz'i taşısak, uyanır mı? Ne yapsak?
Sevgilimin de benim de yüksek sesle söylemediğimiz ama tüm bu yatak ayarlama meselesi esnasında aklımızdan geçen elbette son günlerde ayyuka çıkan çocuk pornosu, sübyancılık vesaire.
İnsan düşünüyor tabii, düşünmez mi; sevgilim ya da ben Deniz'in yanında yatarsak, Deniz'in annesi acaba pirelenir mi?
Gidip Deniz'in yanına yattım.
* * *
Biz çocukları severiz.
"Biz" derken, biz değil sadece, bu topraklarda yaşayan insanlar olarak biz, çocukları severiz. (Hititlerden feyz almışızdır belki!)
Gelişmekte olan ülkelerde çocukların pek çok şeyden mahrum oldukları söylenebilir ama mahrum oldukları şeylerden biri genellikle sevgi değildir.
Sadece anne-baba değil, cümle akraba çocuklarla ilgilenir.
Hatta yabancılar bile.
Biz belediye otobüsünde, dolmuşta gördüğümüz annesinin kucağındaki bebeklere "agu cugu"larız, çocuklara gülümseriz, yanaklarından bir makas alabilir, başlarını okşayabiliriz.
Süpermarket sırasında beklerken mesela, annesinin yanında sıkılmakta olan çocukla ayaküstü mini-saklambaçlar oynayabiliriz.
Siz ona bakıp göz kırparsınız, önce annesinin arkasına saklanır, sonra başını azıcık çıkarır, siz bakmıyormuş gibi yapar pat bakarsınız ve çocuk tekrar saklanır, bu sefer annesinin diğer tarafından başını uzatır...
Gelişmiş ülkelerde böyle değildir. Akrabalar bile çocuklarla mesafelidir. Ve Avrupa'da, Amerika'da markette, metroda tanımadığınız çocuklarla iletişim kurarsanız ailesi sizden kıllanabilir.
Bu iyi bir şey midir?
* * *
Çocuk pornosunu olduğundan daha az ciddiye alıyor değilim. Ya da pedofiliyi... Bunlarla mücadele edilmesi, hem de sıkı mücadele edilmesi gerektiği muhakkak.
Nitekim son dönemde bu olaylarla böyle sık karşılaşılmasının sebebi de bu mücadelenin başlamış olması, değil mi?
Mücadeleye dün başlandığı için bugün bu kadar arka arkaya olaylarla karşılaşılıyor.
Dün de olan ama bilinmeyen şeyler, bugün artık ortaya çıkıyor.
Ama arka arkaya bu olaylar patlıyor diye Türkiye'de her iki kişiden biri pedofilmiş gibi bir hava yaratılması... İyi değil.
Benim Deniz'in yanına yatmakta tereddüt etmem...
İyi değil.
Amcaların, dayıların yeğenlerini kucaklarken tedirgin olmaları...
İyi değil.
Artık çocukları nasıl seveceğimizi bilemememiz...
İyi değil.

Çocuklar için, büyüklere...

Anadolu'da binyıllar öncesine dayanan yerleşimler, imparatorluklar olduğunu biliyoruz. Nereye gitsek, bir izle karşılaşıyoruz. Antik kentleri falan geziyoruz, oralarda bölgeden çocukların ezbere rehberlikleri sayesinde ya da artık kim denk gelirse, ondan ayaküstü bir şeyler öğreniyoruz.
Bana 11 yaşındayken hediye edilen çok güzel resimlerle süslenmiş "Kaybolmuş Dünyalar" diye bir çeviri kitap sayesinde Mayaları, Sümerleri, Pompei'de Vezüv'ün patlamasını, Angkor'daki gizli tapınakları, Fenikelileri, Asurluları biliyorum da Anadolu'nun mazisindeki Hititleri, Urartuları, Frigleri bilmiyorum.
Anadolu'daki uygarlıklar da çocuklar için eğlenceli bir dille, güzel resimlerle, çizimlerle niye anlatılmaz? Behzat Taş anlatmış.
Hem çizmiş hem yazmış: "Anadolu'nun Eski Sakinleri"
Beş kitaplık setin ilk kitabı Hititler, sırasıyla Urartular, Frigler, Galatlar, Çatalhöyüklüler...
Ben koşarak gittim, aldım, bir günde okudum, bitirdim. Verilen bilgilerin doğruluğunu değerlendirecek kadar bilgili olduğum konular değil bunlar. Ama beş kitabın da zevkle okunduğunu, çizimlerin (Bkz.: Altta) eğlenceli olduğunu söyleyebilirim.
Umarım bilgi hatası da yoktur.
Ve umarım çocuklar için yazılan bu kitapları büyükler de okur.


Urartulardan feyz alsalardı...

Kocaeli susuz kaldı. Yuvacık Barajı yağmur yağmadı diye mi kurudu, yoksa projesinde mi bir hata var? Sebep her neyse, demek ki bir plansızlık var, ki Kocaeli susuz kaldı.
Eğer bugünün yetişkinleri çocukken, Van civarında yaşayan Urartuların 2 bin 800 yıl önce kurdukları sulama sistemini, yaptıkları 51 kilometre uzunluğundaki Şamram Kanalı'nı öğrenmiş olsalardı, belki azıcık feyz alırlardı da 2006'da Kocaeli böyle susuzluk çekiyor olmazdı.

manik depresif köşe

Geçen hafta yazımın olduğu sayfa bazı internet kafelerde "pornografik görüntü içerdiği için" açılamamış. Ben yine ne yaptım!
Söz konusu fotoğraf bir otelin tanıtımı için kullanılan çıplak Adem ile Havva'ydı. Pornografikmiş!
Çocuk pornosu falan derken, başbakan tarafından da ikaz edilen internet kafeler görüntüye hassas filtreler kullanmaya başlamışlar.
Bu hafta "Kaybolmuş Dünyalar" kitabından bir resim koyacaktım. Ama resimlerdeki kadınların ya üstleri çıplak ya da kıyafetlerinin yakası göğsü açık bırakacak şekilde, göğsün altında bitiyor. O dönemin modası da böyle işte! Pornografik.
O kitaptan resim koyamadım.
Depresyondayım.


CUMARTESİ
Bu filmleri kim izliyor?
"Renkli, şıkıdım modeller çok satıyor"
İngilizce sala Lazca caz
Yılbaşına 1 hafta kaldı
Doğal tedavi teknolojiye karşı
ne var, ne yok
En moda En yeni
Fırsatlar
Hamilenin halinden hamile anlar
Çok çok baharatlı





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Menderes Özel
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet