|
 |
|
|
Elli ikinci hafta yazısı
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
Her hafta Milliyet Ege'ye yazımı gönderirken, kendimce küçük notlar düşerim kenarına köşesine... Bunlardan biri de yazının kaçıncı hafta için kaleme alınmış olduÇudur. Bu sefer baktım ki, yine koca bir seneyi devirmişiz; okuduÇunuz, bir "elli ikinci hafta yazısı"dır.
Elli ikinci hafta yazıları farklı olmak zorunda deÇildir diÇerlerinden. Çünkü bu haftanın, diÇer haftalardan farklı olup olmadıÇını bilip bilmediÇi dahi tartışmaya açıktır. Günlere, haftalara, aylara ve yıllara insanoÇlu anlam yükler, anlam verir, anlam kazandırır.
Aslına bakarsanız, sadece elli birinci haftanın yazısından bir hafta sonra yazılmıştır. Bir başka deyişle, gelecek yılın birinci haftasında yazılacak yazıdan da, ancak bir hafta önce yazılmışlık kadar bir kıdemi ve kerâmeti vardır olsa olsa... Öncekilere, sonrakilere, geçmişe ve geleceÇe insanoÇlu anlam yükler, anlam verir, anlam kazandırır.
* * *
Haliyle, biten yılda harcanmış diÇer haftalardan, bütün öncekilerden daha genç durmaktadır; hele haftaya yeni başlanmış taze saatlerde... Gel gör ki, gelmekte olan yılın sadece ilk haftasından bile daha yorgun ve eskimiştir. Bayatlamışa, tazesine, eskiyene eskimeyene, yaş alana yaşlanmışa, yıl alana yıllanmışa, gençliÇe ve ihtiyarlıÇa insanoÇlu anlam yükler, anlam verir, anlam kazandırır.
Öyle yılların öyle elli ikinci haftaları vardır ki, "bitse de gitsek" kabilinden beklenir. Bazı haftalar geçmek bilmez; bazısını daha tadına varamadan elimizden uçururuz. Yavaşına, aÇır gidene, kaçana kovalayana, terk edene, vazgeçilene, sıkıldıÇına ve özlediÇine insanoÇlu anlam yükler, anlam verir, anlam kazandırır.
* * *
Bazen yetişmeyen işlerin bütün sıkışıklıÇını, elli ikinci haftanın üstüne atarız. Zor işlerin, "zor olup oyunu bozan haftası" ilân ediveririz. Zor dediÇimizin, zamanında yapılmayan kolayların tortusu olduÇunu görmezden geliriz. Hem zora hem kolaya, yetiştiÇine kaçırdıÇına, tuttuÇuna bıraktıÇına insanoÇlu anlam yükler, anlam verir, anlam kazandırır.
Bütün takvim yaprakları gibi, elli ikinci haftanın günleri de duvarda koparılmayı bekler. Ne tuhaftır ki, haftalar boyu koparılmamış olanlar bile durduÇu yerde gözden düşmüştür. Hafta boyunca, her gün tek tek ve büyük bir özenle sayfaları koparmak ya da çevirmek de yetmez elli ikinci haftanın hakkını verebilmek için... AradıÇına, ne aradıÇını bilip bilmediÇine, aradıÇını bulup bulamadıÇına ve bu yolculuÇu anlayıp anlayamadıÇına insanoÇlu anlam yükler, anlam verir, anlam kazandırır.
* * *
Kimi zaman, bir hesaplaşma fırsatı olarak kullanılır elli ikinci hafta yazıları. "Kiminle" derseniz, "sahibine göre deÇişir" derim. Zamanla, mekânla, tarihle, coÇrafyayla, iklimle, mevsimle... Kiminle isterseniz, kiminle kavgalıysanız; kendinizle bile bir alıp veremediÇiniz varsa, o hesabı bile görmek mümkündür. İşin hoş ve bir o kadar da garip tarafı şudur ki, haftaların hiç mi hiç kabahati yoktur kopartılan gümbürtünün ses düÇmesi açmak ya da kısmak konusunda. Hele bütün günahı elli ikinci haftanın sırtına yüklemek, düpedüz insafsızlık olur kanaatimce...
"Sayılar evrene hükmeder" diyen Pythagoras'tan çok öncedir sayılarla sarmalanmış bir dünya kurması insanoÇlunun. Elli iki de herhangi bir sayıdır ya da deÇildir, işte buna karar vermek lâzım! Ben yazıyı yazarken, siz okurken bile elli ikinci haftanın yarısını bulduk. Bari aynı hataları "birinci hafta" için yapmayalım. Ona da anlam yükleyecek, anlam verecek, anlam kazandıracak olan sizlersiniz.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|