Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Bütün mesele mayın haritası mı?


Geçenlerde, Enis Berberoğlu'nu okurken ne denli hata ettiğimizi anladım. Berberoğlu, yazısında DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile yaptığı bir söyleşiden söz ediyor ve Türk'ün "PKK'dan, Güneydoğu'ya döşenmiş mayınların haritasını alabileceklerini, ancak hiç açılım olmadığından dolayı, hareket edemediklerini" sözlerini yansıtıyordu.

Açıkçası, DTP Genel Başkanı "Devlet biraz kıpırdansa, bizler de araya gireceğiz ve orada burada patlayan mayınların planlarını PKK'dan alacağız"demeye getiriyordu.

Bu sözler iki hatalı yaklaşımı aklıma getirdi.

İlki, DTP'nin yaklaşımı. Çünkü önemli olan ölümleri azaltmak ve sonunda da tam anlamıyla yok edecek bir ortamın oluşturulmasıdır. Oysa DTP koşullu hareket edermiş gibi bir izlenim yaratmış oldu. Aslında söylemek istedikleri çok farklı. Ortaya bir koşul öne sürmek yerine ellerinin güçlendirilmesine ihtiyaç olduğunu anlatmaya çalışıyorlar.

Ankara'nın bu nüansı anlayıp "tam hareket zamanıdır" demesi gerek. Zira Ahmet Türk aynı zamanda "halk bizi yalnız bıraktı, desteğini çekti" demeye gelen cümleler de kuruyor. İşte Ankara tam da bu ortamı iyi okuyabilirse, artık silahların konuşmayacağı, konuşmaların sadece siyasi arenada kalacağı bir ortam yakalanabilir.

İkinci hata da tam burada başlıyor. Daha kısa bir süre öncesine kadar hergün TV'lerden çığlıklar yükseliyordu. Canı yanan anaların haykırışlarını izliyorduk. "Yeter artık, durdurun bu katliamı" diye çığlık atıyorlardı. Bugün artık bu görüntülerle her gün karşılaşılmıyor. Ama aradan şu kadar ay geçmesine rağmen, köklü bir çözüm için atılan akılda kalıcı adımlar neredeyse yok.

Bu iki tutum arasında ince bir çizgi vardır. Her ikisinin lehine veya aleyhine çok gerekçe bulabilirsiniz. Ancak her şeyin başında, insanlarımızın hayatını korumanın Güneydoğu'da huzur ortamını tesis etmenin geldiğini de kabul etmek gerekmektedir.

Çok açıkça söyliyeyim, Ankara'nın ne yapmak istediğini anlayamıyorum.

Tabii en korktuğum, Ankara'nın kafasında ortak bir hedef veya politikanın bulunmadığı ve bundan dolayı, şaşkın biçimde etrafını izlediği olasılığı.

İşte en büyük tehlike de bu…

Plan ve programsızlık.

Asker- Çankaya ve Hükümet'in ilişkileri öylesine gergin ki, bir araya gelip ortak bir tutum saptanamıyor.

Eğer durum böyleyse, çok acı.

Zira ne olacağını şimdiden görüyorum: İlkbahar ile birlikte hareket yeteneği artacağı için PKK bir fırsatını bulup tekrar harekete geçecek. Hele seçim dönemine girileceğinden dolayı, milliyetçilik fırtınası estirilecek. Herkes hamasi konuşmalar yapacak.

Olan ise, hayatını kaybedecek insanlarımıza olacak.

* * *

PKK ve DTP DE KENDİ HESAPLARINI YAPMALILAR

Ahmet Türk'ün sözleri arasında bir başka ayrıntı daha var ki, PKK ve DTP'nin de kendi hesaplarını doğru yapmaları gerektiğini gösteriyor.

PKK'nın en başta vermesi gereken karar, bir terör örgütü olarak mı yoluna devam edecek? Yani, cinayetler işleyerek T.C'ne kanlı dayatmalarla bazı şeyleri kabul ettirecek, yoksa terörden aranıp siyasi bir organa mı dönüşecek ?

Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, terörle bir yere varamadıklarını artık görmüş olmaları gerekiyor. Silahların kullanılması sadece ortamı gerecek, insanları sinirlendirecek ve bu ülkeyi iç savaşa götürecek. Bu olasılıktan da PKK hiçbir şekilde yararlanamayacaktır.

DTP'nin de vermesi gereken karar var.

Onlar da, PKK'nın kuyuruğu olarak mı kalacaklar, yoksa kendi kimliklerini mi bulacaklar?

Gözle görülen köy kılavuz istemiyor.

Güneydoğu halkı giderek hem PKK, hem de DTP'ye ilginç sinyaller yolluyor. Toplumun, yaşananlara soğuk bakmaya başladığı gözleniyor.

İster Kürt sorunu, ister Güneydoğu sorunu deyin, halk artık rahatlamak, nefes almak istiyor. Amacı bilinmeyen bir mücadele için çocuklarının ölmesini istemiyor.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Çetin ALTAN
Değişen takvimlerin silecekleri, siyasal makyajları akıtırken...
2006 yılı takviminin bitmesine 4 yaprak kaldı...
Melih AŞIK
Ne büyüme ama!
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), gelir istat...
Fikret BİLA
Milli gelir ve asgari ücret düzeyi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) milli gelir ...
Hasan CEMAL
Acının, umudun, siyasetin dili!
Sivil Diyalog Platformu, bir kısmını yakından...
Güneri CIVAOĞLU
367 çıtası
Cumhurbaşkanı seçimi için şu "367" tartışması...
Can Dündar
Bir halkla ilişkiler dehası
Karadeniz gemisinin adını ilk kez Hollanda'da...
Abbas GÜÇLÜ
Evren: Üçte iki şartı var
TBMM'de üçte iki çoğunluk sağlanmadan, bırakı...
Hurşit GÜNEŞ
Yoksulluk azalıyor, gelir dağılımı iyileşiyor!
Bu hafta TÜİK önce gelir dağılımı, sonra da y...
Doğan HEPER
Erdoğan Çankaya'ya çıkamaz
Muhalefetin gündeminde erken seçim ve sine-i ...
Semih İDİZ
Washington, Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasına sıcak bakmıyor
İçeride ve dışarıda başı yeterince dertte ola...
Sami KOHEN
Bir çatışma noktası daha...
Somali'nin adını, Türkiye'de çoğumuz belki de...
Hasan PULUR
Alpaslan Türkeş, Nâzım Hikmet'in şiirini niçin okudu?
GEÇENLERDE gençten biriyle konuştuk, üniversi...
Derya SAZAK
Saddam kararı
Irak'ta yüksek mahkeme, Duceyl davasında Sadd...
Meral TAMER
Türk ve Kürt annelerin ortak dili
Türk ve Kürt aydınların biraraya geldiği Sivi...
Yaman TÖRÜNER
Yıl biterken ekonomi
Ekonomide iyiler ve kötüler var. Ama, bir büt...
Güngör URAS
15 milyon yoksulumuz var
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) peş peşe...
Serpil YILMAZ
Yoksulluk ayrışma ve duygular
Siyasette önemli bir isim sohbetimizde, "Yeni...
M. Ali BİRAND
Bütün mesele mayın haritası mı?
Geçenlerde, Enis Berberoğlu'nu okurken ne den...

© 2006 Milliyet