|
 |
|
|
Lokum gibi bir çalkantı dönemine doğru...
2006'ın takviminde kala kala son 3 yaprak kaldı.
Yeni yılla birlikte Kurban Bayramı da, kentlerde küçük ve büyük baş canlı sürüleriyle arzı endam etmekte.
***
Son Kurban Bayramı'nda, kurbanını bizzat kesme kasaplığına özenenlerden binlercesi; elinde koca bir bıçakla yere yatırılmış kurbanın boğazına doğru eğilirken, hayvanın aşırı debelenmesi sonucu elindeki koca bıçağı önce kendi yüzüne gözüne batırarak aşırı yaralanmıştı.
***
Tatilcilerden, gidiş ve gelişlerdeki trafik kazalarında can verenler de, 100'ü aşıyordu.
O nedenle de bayramlar, nice nice aileler için bir yas günü.
***
Hakkı Devrim'in kulakları çınlasın; toplumların gelişmişlik düzeyini, kendi yazar ve şairleri de dahil, anadillerini ortalama kaç kelimeyle kullandıklarını saptayarak değerlendirmeye çalışan "strüktüralizm - yapısalcılık" açısından da, duruma şöyle bir göz atsak...
***
Acaba parlamento hatipleri, Türkçeyi ortalama kaç kelimeyle kullanıyor; kitleler kaç kelimeyle kullanıyor; genç kuşaklar kaç kelimeyle kullanıyor; medya kaç kelimeyle kullanıyor?
***
Ortaya çıkacak tablo, 200-500'lük bir kelime dağarcılığıyla, Türkçe'nin nasıl bir aşınmaya uğramakta olduğunu ortaya koyacaktır.
Ve ortaçağ tanımlamasına uygun olarak, kendisini "devlet" sayan Hazine'den geçinmeli takımın; böylesi bir aşınmayı durdurup, düzeltme olanağı yoktur.
Nasıl bir depremi de, önleme olanağı yoksa...
***
Deprem deyince, aklımıza geldi.
Gölcük depreminden sonra, bazı deprembilimciler; meslekleri açısından şiddetli bir depremi gözleme ve izleme olanağı bulmuş olma coşkusuyla; mahallelerin yerle bir olduğu, binlerce insanın yıkıntılar altında son nefesini verdiği sarsıntılara bakarak:
- Lokum gibi bir deprem, deyimini kullanmışlardı.
***
2006 yılı takviminin son 3 yaprağı...
Gazete manşetlerinde ise, Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili tartışmalar, direkleri uzatılmış bayraklardan çok daha rüzgarlı dalgalanmakta...
TÜSİAD sözcülerinin de, karamsarlık yaymadan kibarca ima etmeye çalıştıkları üzere:
- Lokum gibi bir çalkantı dönemi burnunu göstermede...
***
Dünkü Star gazetesinin de ilk sayfasını baştan aşağı, çatlak toprakları gösteren dev bir fotoğraf kaplamıştı.
Fotoğrafın üstünde de, bebek patiği kadar kocaman majiskül kırmızı harflerle şöyle yazıyordu:
"KARIN ALTI ÇÖL"
***
Haberin ilk sayfadan başlayan ayrıntıları:
"2005 Kuraklık Raporu'na göre Iğdır, Mardin, Şanlıurfa ve Karaman 'çöl'dü. 12 Aralık'ta yayımlanan kasım raporunda ise bir tek Iğdır böyle tanımlanmıştı.
Ancak 2006 Aralık ayında son yılların en büyük kuraklığı yaşandı. Bu nedenle yeni rapor verilerinin 2005'ten de ürkütücü olması kaçınılamaz..."
***
Küresel bir şeffaflaşma kepçesi Türkiye'yi de, "Türk'e Türk propagandası" yapmak için kaynatılan "göz boyama kazanı"nın içinden yukarı doğru kaldırıyor.
"Sükse çocuk, zengin çocuk, şöhretli çocuk" mıknatısına kapılmış bir kesimin; henüz farkında olmasa da, ileride yavaş yavaş karşılaşacağı labirentler...
***
Bizim kuşağın yazı emekçileri, iyi bilirler lokum gibi çalkantı dönemlerinin nasıl mayalandığını...
32 yaşındaki gencecik meslektaşım Aslı; bin yıllık dostum ve 304 ceza davasındaki yürekli savunucum avukat Gülçin Çaylıgil'le birlikte, çıkageldi.
***
Gülçin'le öylesine bir sarmaş dolaş olduk ki; "onlar-biz" ayrımının bilimsel kökenlerine inemeyenler, hiçbir zaman yaşadıkları çağın özüyle öylesine sarmaş dolaş olamayacaklar.
***
Gülçin Çaylıgil; bendenizden sonra Ahmet Altan'ın da, Sanem Altan'ın da yargıçlar karşısındaki 3 kuşaklık hukuk anıtı...
***
Genç meslektaşım Aslı'ya, özellikle yazı dünyasının -eksisi artısıyla- vazgeçilmez bir denkleminden söz açtım:
- Merak ettiğin kadar merak edilirsin, dedim; çağdışılığın şifresi, nelerin neden merak edilmediğinde gizli.
***
Ve şöyle bir soruyu alevlendirmeye çalıştım:
- Şayet Gülçin'le ben, aynı kuşağın iki eski dostu, AB üyesi ülkelerden birinde yaşamış olsaydık; salt yazdığımız yazılardan ötürü, onca mahkeme serüveniyle görünmez eziyetlerinden geçer miydik?
***
AB üyeliği karşıtı görülen bazı "bağımsızlık" nutuklarıyla; kendi yerel ve gizli sömürgeleri addettikleri bir ülkede, yazı ve sanat adamlarına reva görülen kahırlara, kimsenin karışmaması gerektiği mi kastediliyor acaba?
Bilmem ki...
***
Bendenizin bildiği, 2007'ye 3 takvim yaprağı kala, lokum gibi bir çalkantı dönemine girilmekte olduğu.
Haydi hayırlısı...
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | YÖK kavgası KANUNA göre, dekanlar seçimle belirlenmiyor. ... | |  | Çetin ALTAN | | Lokum gibi bir çalkantı dönemine doğru... 2006'ın takviminde kala kala son 3 yaprak kal... | |  | Melih AŞIK | | Petrol Ofisi... Sabah gazetesi geçen cumartesiden bu yana he... | |  | Fikret BİLA | | YÖK'e göre 'dayatma' var YÖK'ün, Ankara Tıp Fakültesi dekanlığına, eği... | |  | Hasan CEMAL | | Hukuka yazık! Rahmetli Uğur Mumcu, takdir ettiği ve sevdiği... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Bu da geçer Türk siyasetinde önemli dönemeçler, medya üze... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Demirel: Herkes cumhurbaşkanı olamaz 9. Cumhurbaşkanı Demirel, arkasında parlament... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | 2006'ya veda ederken... 2006 yılından aklımızda neler kaldı? Ekonomi ... | |  | Sami KOHEN | | Hareketli, sıkıntılı, zor bir yıl Sona ermek üzere bulunan 2006 yılı, Türkiye'n... | |  | Faik ÖZTRAK | | Sosyal devlet ve asgari ücret Bu hafta dikkati çeken gelişmelerden biri de ... | |  | Hasan PULUR | | "Evet, demokrasi yoktu ama..." (2) "CUMHURİYET demokrasiyle kurulmadı; iyi ki ku... | |  | Derya SAZAK | | 13 oy 2007'nin ilk yarısını cumhurbaşkanlığı seçimi... | |  | Meral TAMER | | TÜİK'ten umut yok, "Sağlıklı Şehir" olalım Dünya Sağlık Örgütü DSÖ'nün, sağlık konusunu ... | |  | Ece TEMELKURAN | | Muinar "Sana bahşedilmiş olan çok sarsıcısı ise eğer... | |  | Güngör URAS | | F-16'ları başkalarına yaptırıyoruz, başkalarına baktırıyoruz Savunma Sanayii İcra Kurulu, 12 Aralık'ta ABD... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Erdoğan ve Baykal'ın performansları Cumhurbaşkanlığı seçimi, istesek de istemesek... | |
|
|