Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Ocak 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sinemada izleyeceğimiz filmlere o karar veriyor

Can Anamur, Hollywood yapımlarının senaryolarını henüz çekimleri başlamadan okuyor. İş yapacağını düşünüp satın aldığı filmler, aylar sonra Türkiye'de vizyona giriyor

SABANUR KIRAÇ


İster milyon dolarlık Hollywood filmleri olsun ister küçücük bütçeli Avrupa yapımları, sinemada gördüğümüz ne kadar film varsa Can Anamur hepsini bizden en az altı ay önce izlemiş, hatta daha filmin kendisi ortada yokken senaryosunu okumuş oluyor. Steven Spielberg, Oliver Stone veya Quentin Tarantino gibi dünyaca ünlü yönetmenler yakın dostu filan olduğu için değil, mesleği bu olduğu için.

Tam olarak ne iş yapıyorsunuz siz?
D Yapım'da Dış Kaynaklar müdürüyüm. Televizyonda, sinemada veya DVD'de izlediğiniz filmleri yapımcı firmadan satın almaktan sorumluyum. Aldığım filmlerin önce vizyona girmesinden televizyonda yayınlanmasına ve DVD'sinin basımına kadar tüm süreçle ilgileniyorum.

Ülkemizde bu işi yapan çok kişi var mı?
Hayır yok. İşin kötü tarafı iletişim fakültelerinde okuyanlar bile farkında değil bu daldan.

Ne gibi özellikler gerektirir bu meslek?
Öncelikle belirli bir dünya görüşü gerektirir. Dil bilmek, yurtdışında rahat olabilmek gereklidir. Çünkü bütün iş, filmleri satın almak için gittiğimiz fuar ve marketlerde başlıyor.

Nerede bu marketler?
En büyüğü mayısta Cannes Film Festivali süresince yapılandır. Sonra sırasıyla kasımda Los Angeles'ta ve şubatta Berlin'de yapılıyor. Bunlar aslında sektörü doyuruyor ama yine de sene içinde başka irili ufaklı marketler de düzenleniyor.

"Büyük bir çekişme var"
Ne yani, milyon dolarlık filmleri sanki manavdan elma - armut seçer gibi mi seçiyorsunuz?
Aslında tam da öyle seçiyoruz. Bildiğiniz pazar sistemi var burada da. Yapımcı firmalar ürünlerini topluyor ve marketlerdeki yerlerini alıyor. Alıcılar da sırayla tüm satıcıları dolaşıyor ve ellerindeki mallara bakıyor. Kafasına yatan, bütçesine uygun olanı da satın alıyor. Satın aldığım filmler daha tamamlanmamış, hatta çoğu zaman çekilmeye bile başlanmamış filmler oluyor. Karar vermek için senaryolarını okuyorum.

Çok büyük bir risk değil mi bu?
Evet ama bitmiş bir ürünü satın almak gibi bir lüksümüz yok. Zaten senaryosu, kastı ve yönetmeni iyi olan bir filmi hemen kaparlar. Büyük bir çekişme var piyasada. Siz bir fiyat veriyorsunuz, rakibiniz hemen daha fazlasını teklif ediyor. Yani bir filmi alabilmek için hem senaryo kafanıza yatmalı hem rakibinizi ekarte edebilmelisinz.

İyi filmler ortalama ne kadar tutar?
Yapımcılar, ürünlerini her ülkeye farklı fiyattan satıyor. Türkiye için belirlenen fiyatlar Almanya ve Japonya için belirlenenler kadar yüksek değil. İyi filmlerin fiyatları 100 ile 200 bin dolar arasında değişiyor.

Yakınlarda Türkiye için neler aldınız?
Dört ay için dört ayrı film almıştım. Biri geçen hafta vizyona giren gerilim filmi "Arayış", biri vizyonda olan "Taş Meclisi", diğeri ocak ayında gösterime girecek "Tutku Oyunları". Bir de şubatta vizyona girecek "Çirkin Ördek Yavrusu ve Farecik" adlı bir çizgi filmimiz var.

Nelere dikkat ettiniz bu filmleri alırken?
Mesela "Taş Meclisi"ni alırken elimdeki verilere baktım. Film Jean-Christophe Grange'nin kitabından uyarlandı ve Grange bizde çok sevilen bir yazardı. Başroldeki Monica Bellucci de sevilen aktrislerden biri. Bunlar filmi cazip kıldı. "Tutku Oyunları"nda da, iki iyi aktris, Kate Winslet ve Jennifer Connelly var. Hemen almaya karar verdim. Film Altın Küre'ye aday oldu.

"Bu sektörü tahmin etmek zor"
Bir sene önce okuduğunuz senaryoyla filmin son hali arasında fark olabilir mi?
Benim okuduğum senaryonun son halidir, değişmez. Ama bazen kastta değişiklikler olur. Mesela Brad Pitt'in oynaması beklenen rolü Matt Damon alırsa iki oyuncu aynı kategoride olmadığından film için 50 bin dolar az ödeyebiliriz.

Sürprizler çok mu oluyor?
Bizimkisi tahmin edilmesi en zor sektörlerden biri. Mesela 2003'te bir Andy Garcia filmi almıştım. Senaryo da iyiydi, yan kastlar da. Yapım şirketleri iyi filmleriyle birlikte mutlaka bir-iki tane de ufak yapımını aldırdığı için biz de bu filmle birlikte kastı tanınmamış oyunculardan oluşan bir romantik komedi aldık. Garcia'nın filmi başarısız, komedi müthiş başarılı oldu.

Eşiniz sinemaya gitmeyi teklif ettiğinde "Yine mi iş" diyor musunuz? Sizin için sinemadaki romantizm öldü mü?
Örnek vereyim. Geçenlerde "Küçük Kıyamet"i izledim. Yönetmenliği çok başarılıydı ve aksayan tek yer bile yoktu. Ama ben film boyunca "Bunu televizyona koysak neresini kesmek lazım, DVD'si kaça satılır?" diye düşündüm. Bir filmden zevk alabilmem için onun beni ilgilendirmemesi gerek. Tıpkı James Bond filmi gibi. Nasılsa bizi şu an için ilgilendirmiyor diye düşünüp onu rahatça izleyebiliyorum.

Romantizmi James Bond'da yakalıyorsunuz yani?
Evet, aynen öyle. Sinema sosyal bir ortamdır. Ailece, arkadaşlarla veya sevgiliyle gidilebilir, hatta orada sevgili olunabilir. Benceyse sadece iş.

Rakam olarak vizyona giren yabancı filmler yerlilere göre daha çok olsa da getirdikleri hasılatların birbirine yakın olduğu doğru mu?
Öyle denebilir. Geçen sene 27 yerli film vizyona girdi. Bunlardan "Babam ve Oğlum" 4 milyon seyirciye ulaştı. Onun dışında "Hababam Sınıfı" gibi beklenen hasılatları sağlayanlar da oldu. "Dondurmam Gaymak" 500 binle sürpriz yaptı, "Takva" şu anda 300 binde ama artacak gibi. DVD'deyse en çok satan "Babam ve Oğlum" ve "G.O.R.A." gibi yerliler. Yabancı yapımlar bu başarıyı yakalayamaz.

"Yabancı filmlerde aksiyonu severiz"

2007 filmlerinin senaryolarını okumuş birini bulmuşken soralım, bizi neler bekliyor?
Genelde gerilim ve korku ağırlıklı. Zaten son dönemlerde de çok popüler. Çok başarılı korku filmleri izledik üst üste. Hatta bunun üzerine Türk korku filmleri de çekilmeye başladı. Ama bizimkiler hep bir yerlerden alıntılandı. Bu yüzden ortaya büyük sorunlar çıktı. Çünkü farklı kültürler farklı şeyleri korkunç buluyor. Mesela Japonlarda düz siyah saçlı küçük kız bir korku nesnesiyken bu Türkler için pek korkutucu değildir. Aynı şekilde Amerikalılar için orman korkunçken bizi korkutmaz. Biz inden cinden, alnında göz olan yaratıklardan, büyüden korkarız, küçük kızlardan değil.

Hangi tarz filmleri severiz?
Yabancıda aksiyonu, yerlide komediyi severiz. Yabancı komedideyse bir kopukluk olmuştur hep. Çünkü bizim komedi anlayışımızla Amerikalılarınki arasında çok fark var. Mesela Whoopi Goldberg filmleri Türkiye'de pek tutmaz. Zenci komedisini sevmeyiz pek.

Siz işin bu kadar içinde olan biri olarak hangi filmleri çok sevdiniz?
Ben festivallerle büyüyen bir jenerasyondanım. Festival filmlerini o yüzden çok severim. Ama Tarantino tarzı aksiyonu da çok severim. "Ucuz Roman", "Dövüş Kulübü" ve tüm James Bond filmlerini çok sevmiştim.

Sinema sektöründe tecrübeli

Can Anamur ilkokulu Fransa'da, liseyi İstanbul'daki Saint-Michel Lisesi'nde bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden mezun olduktan sonra tekrar Fransa'ya dönen Anamur, Avrupa'nın en iyi iletişim okullarından Robert Schumann Üniversitesi'nde hem iletişim hem sinema bölümlerinde çifte mastır yaptı. Bu süre içinde de Fransız Devlet Radyosu'nda çalıştı.
1995'te Türkiye'ye döndükten sonra Cine 5 kanalının sinema bölümünde çalışmaya başladı. Planlamacı olarak kanalda yayınlanan tüm filmlerin seçilmesi, alınması ve yerleştirilmesini sağladı. Kısa süre sonra aynı kanalın program müdürü oldu. Birkaç yıl sonra da TMC/Avşar Yapım ve Dağıtım şirketine geçti. Burada da film alımcısı olarak çalıştı.
Şu anda D Yapım'ın Dış Kaynaklar müdürlüğünü yapan Can Anamur evli ve haziranda baba olmaya hazırlanıyor.


CUMARTESİ
"İşten çıkıp takım elbiseyle tiyatro okuluna giderdim, o yüzden hep işadamı rolleri verirlerdi"
Yılbaşına 1 gün kaldı
Sinemada izleyeceğimiz filmlere o karar veriyor
Sezen'in şarkılarıyla hayat bilgisi
Salyangoz kadar "yavaş yiyenler"
ne var, ne yok
En moda En yeni
Son günü çocuğunuzla değerlendirin
Fırsatlar
Brunch





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet