Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Ocak 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kızılgerdan

Ben kızılgerdanı severim. Sonbahar gelince gözüm çalılıklarda, kulağım sesindedir. Duyunca içim rahat eder

suha.umar@isbank.net.tr

Onu her yıl, hemen hemen aynı gün duyarım. O zamana kadar yoktur. Akşamın alacakaranlığında ama bazen sabah gün doğmadan da, kentin göbeğinde bile olsa, küçük bir parktan veya şimdi sayıları iyice azalmış olan bahçeli evlerin arasındaki küçük çalılıklardan seslenir.
Sessizlikte tiz perdeden, düzgün aralıklarla tekrarladığı, "Tik, tik" sesini başka kuşlarla karıştırmak olanaksızdır. Keyifli olduğunda uzun, yumuşacık, melodik ötüşü içimi ısıtır.
Kızılgerdan (Erithacus rubecula) göçmen bir kuştur. Kuzeyden, kim bilir nerelerden gelir? O küçücük, narin kanatları ile onca yolu nasıl uçar? Yağmuru, fırtınayı, yolunu gözleyen yırtıcı kuşları nasıl atlatır, akıl ermez.
Ama her yıl sonbahar rüzgarları sararmış yaprakları savurmaya başladığında, mutlaka gelir. Zaten ben de sonbaharın artık iyice yerleştiğini, kızılgerdanı duyunca anlarım. Ve yolunu gözlediğim eski bir dosta kavuşmuş gibi olurum.
Kızılgerdan güzel kuştur. Tüylerini kabartıp tombik bir hal aldığında insanın onu kucağına alıp bebek gibi pışpışlayası gelir. Kömür gözleri yumuşacık bakar.
Ama en dikkat çekici yanı, erkeğinde daha koyu olan ve gerdanından başlayarak neredeyse karnına kadar inen, kavuniçi-kızıl renkli göğsüdür. Zaten adını da o renginden alır.

Kışı bizden önce bilir
Öyle ağaç tepelerinde dolaşmaz. Onun yaşama alanı, bodur çalılıklar, bahçe ve parklardaki çit çalıları ve o mevsimde her renkten yaprakla döşeli topraktır. Bahçenin, bitkinin dostu kızılgerdan oralarda dolanır ve zararlı böcekleri, kurtçukları toplar.
Ben kızılgerdanı severim. Sonbahar gelince gözüm çalılıklarda, kulağım sesindedir. Duyunca içim rahat eder. "Demek bu yıl da gelebildi onca yoldan ve tehlikeye rağmen" diye içimi mutluluk kaplar.
Her sabah erkenden çıktığımda bir de akşam alacakaranlıkta, gözlerim onu arar. Çoğu kez bulur da. Kızılgerdan insana yakındır. Yanıma kadar gelir, merakla ve sevgi dolu bakar.
Bir gün yine çıkarım ve o artık yoktur! Boşuna bakınır, dikkat kesilir sessizliği dinlerim. Sesi de duyulmaz! Boynumu bükerim.
O zaman anlarım ki kış kapıdadır. Kar, soğuk yoldadır. Kızılgerdan onu bizden önce bilir ve daha güneye gider. Ama ona kızmam. Güneyde yaşam daha kolay olacaktır. Sağ salim gitmesini dilerim.
Kızılgerdan gidince karanlık, kısa ve soğuk kış günleri başlar. Ve ben hasretle seneyi beklerim!

En mutlu insanlar!

Dünyanın en mutlu insanları Vanuatu'da yaşıyormuş. En mutsuzlarından biri ise Türklermiş!
Vanuatu, Pasifik Okyanusu'nda bir adalar grubu. Pertavsızla arasan, tam yerini bilmiyorsan haritada bile bulmanın olanağı yok. Belki de bu onlara Tanrının bir lütfu. Tanrı onları saklamış!
Vanuatulular mutluymuş çünkü doğa ile uyum içinde yaşıyorlarmış. Ya biz Türkler?
Biz doğayı kendimize uydurmaya çalışıyoruz. Akan suların önlerini kesip gölleri kurutuyoruz. Sonra susuzluktan şikayet ediyoruz.
Tarım alanlarına evler, fabrikalar, konutlar konduruyoruz. Sonra yiyecek buğday bulamıyoruz. Mısırı ithal ediyoruz.
Vanuatulular denizlerine, balıklarına gözleri gibi bakıyormuş. Biz de öyle!
Çıkardığımız yasalar ve hazırladığımız sirkülerler aracılığı ile denizlerimizi balık çiftlikleri ile kirletiyor, balıklarımızı üç-beş trolcü ile gırgırcıya, gözümüzün önünde talan ettiriyoruz.
Kısacası mutlu Vanuatulular ne yapıyorsa biz de aynısını yapıyoruz! Ama tersinden!
Bu yüzden Vanuatu'da dünyanın en mutlu insanları, Türkiye'de de en mutsuzları yaşıyor.
Türkler Vanuatu'yu arıyor, bulamıyorlar.
Bir bulsalar!
Allah korusun!
Yeni yılda Vanuatulular gibi mutlu olmanızı dilerim.


CUMARTESİ
"İşten çıkıp takım elbiseyle tiyatro okuluna giderdim, o yüzden hep işadamı rolleri verirlerdi"
Yılbaşına 1 gün kaldı
Sinemada izleyeceğimiz filmlere o karar veriyor
Sezen'in şarkılarıyla hayat bilgisi
Salyangoz kadar "yavaş yiyenler"
ne var, ne yok
En moda En yeni
Son günü çocuğunuzla değerlendirin
Fırsatlar
Brunch





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet