|
 |
|
|
Bir "seçim" analizi
Arada sırada olur böyle şeyler... Kendi kendine gelin güvey "elit", Kurtalan'da rayı tükenen tren gibi bariyerlere bindirir, apışır kalır.
Kalmalıdır...
Aksi halde halkın gerçek gündemi, ne "elit" bırakır ortada ne şöhret, ne medya yıldızı.
Türkiye'de sporun nabzı, her yıl Milliyet Yılın Sporcusu oylarıyla ortaya çıkmaktadır. Kamuoyunun ilgisi kuyumcu hassaslığıyla ölçülmekte ve "usta"ya ödül verilip "hastaya" rapor yazılmaktadır.
Bu seneki mesaj çok açıktır:
"Futbolu yediniz bitirdiniz"!
Bu uyarı, siyasetinden federasyonuna, yöneticisinden futbolcusuna, basınından televizyoncusuna kadar sporla iştigal eden her Türk vatandaşınadır.
Bakınız; herhangi bir ulusal kanalda, herhangi bir üç büyük takım yıldızının ancak yüzde biri kadar ekrana gelen; herhangi bir gazete sayfasında üç büyük kulüp başkanının binde biri kadar bahsedilen; spor programlarının "kerameti kendinden menkul" şöhretleri tarafından isimleri bile bilinmeyen beş sporcu, yüzbinlerce oyla Türk Sporu'nun zirvesindedir bugün.
1.Neslihan Demir, voleybolcu.
2.Kübra Öztürk, satranççı
3.Yıldız Aras, karateci
4.Gülbin Su, engelli okçu
5.Tuğba Karademir, buz patenci
Hem de 53. kez yapılan rakipsiz Milliyet Yılın Sporcusu anketinde.
Halkın gönlünde yatan "aslanlar", işte bunlar.
* * *
Peki, "Yılın Spor Adamı" kimdir?
Ahmet Ağaoğlu...
Sporu, medyadan gördüğü kadarıyla Avrupa Ligleri, NBA ve Formula 1 sananlar ile kafayı futbola takanlar, kendisini Trabzonspor yöneticisi falan sanabilirler; oysa Golf Federasyonu Başkanlığı görevindeki "üstün hizmetleri" getirmiştir Ağaoğlu'na "yılın spor adamı" ödülünü.
Herhangi bir golf sahasına yanlışlıkla yaklaştığında özel güvenlik tarafından dışarı çıkarılacak Doğulu ve Güneydoğulu çocuklardan, Dünya çapında golf yıldızları yaratan bir adamdır Ağaoğlu.
Golfün Castro'su.
Lig şampiyonluğu kazanmadan, stad falan da yaptırmadan "yılın spor adamı" olan Ahmet Ağaoğlu, toplumsal teveccühümüzü ne güzel özetlemektedir.
* * *
Uğur Erdener'e ne demeli?
Açık söyleyin... Siz bu isme en son hangi spor programında, hangi gazetede rastladınız?
Hatırlamazsınız.
Çünkü Uğur Erdener "hizmet adamı" olduğu için Milliyet Yılın Sporcusu anketinde hizmet ödülü almıştır.
Ömrünü okçuluk sporuna adamış bir bilim adamıdır... Biz bilmeyiz ama Dünya, kendisini takdir etmiş, kıymetini anlamış, evrensel okçuluk organizasyonu FITA'nın başına getirerek yeteneklerinden yararlanma yolunu tercih etmiştir.
Sayın Şenes Erzik'ten iki kademe yukarda yani... Kıyaslamak için değil, örneklemek için söylüyorum.
Arkasında hiçbir ulusal destek olmadan yöneticilik kariyerinin zirvelerinde dolaşan uluslar arası spor adamları futbolda yoksa, kimin suçudur bu?
* * *
Milliyet okurlarının dehşetli hakkaniyetine bir örnek de Erzurum Şükrü Paşa Lisesi Kros Takımı...
Basket Milli Takımımız ve Galatasaray Futbol Takımı ardından yılın üçüncüsü oldu Erzurum ekibi.
Anlaşılan o ki, Türk halkı kimseye torpil yapmıyor.
Yoksa her biri Türkiye'nin yarısı kadar taraftar sahibi olduğunu iddia eden "büyük" takımlarımızdan sıra kalır mıydı Erzurumlu Lise'ye?
* * *
Yılın teknik direktörü sıralaması ise üniversitelerimizde okutulan, Kapalıçarşıda öğretilen tüm piyasa kurallarını alt üst etti:
1.Bogdan Tanjevic
2.Eric Gerets
3.Hanifi Aslantürk
Valla. Birinci ile ikincinin kazandığı parayla her yıl Boğaz manzaralı yeni bir villa alması kuvvetle muhtemel... Lakin, yılın üçüncü teknik direktörü Hanifi Aslantürk, yarım kilo kıyma alırken iki kez düşünüyordur belki.
Çünkü kendisi Erzurum Şükrü Paşa Lisesi Kros Takımı teknik direktörü.
Ve Dünya Şampiyonluğu gibi "çok alışık olduğumuz" bir başarının mucidi.
Türkiye'de "başarı ve kazanç sistematiği" gelir adaletinden beter değil mi?
* * *
Onur ödülü sahibi Hilal Coşkuner, 12 yaşında bir atlet.
Ne yapmış anlatayım:
Okulu adına kros yarışında Hilal. Son metreler... Kazanmak üzere. Arkasından gelen ve tüm yarış boyu kendisi ile mücadele eden arkadaşının çığlığı ile duruyor. Yarışı bırakıp arkadaşının yardımına koşuyor.
Yarışı kaybediyor ama Türkiye'nin "spor oscarı"nda yedi sülalesini onurlandıracak bir ödüle sahip oluyor.
Ne zaman ki, Hilaller büyüyüp bir büyük takımımızın başkanı olur; bakın bakalım o zaman futbol terörü ne olur.
Bu halk, Hilal gibi spor istiyor.
* * *
Milliyet Spor Servisi tarafından verilen "Namık Sevik Ödülü"nü anasının ak sütü gibi hak eden sevgili Hüseyin (Kırcalı) ağabeyimden bahsetmeden geçemem.
O bir efsanedir foto muhabirliğinde.
Özel yaşamında ise tam bir doğu-batı sentezidir. Hatta Uzakdoğu-Uzakbatı sentezi...
Urfa'da doğmuş, sanatıyla yeteneğiyle İstanbul'u fethetmiş; yetmemiş Amerika'dan Japonya'ya kadar adını ezberletmiş bir vizör sihirbazı.
Rahmetli Namık dayımın bir numaralı keşfi, evladı, dostu, kardeşi...
Eminim en çok Namık dayım sevindi bu seçime.
* * *
53. Milliyet Yılın Sporcusu anketi, herhangi bir seçim anketinden kat kat geniş ve bize verdiği ipuçları altın kadar değerli.
Lakin maalesef yerim bitti. Bu seçimin analizlerini sürdüreceğim emin olun.
Çünkü futbol makinistlerinin Kurtalan bariyerlerine saplandığının belgesidir bu seçim.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|