|
 |
|
|
Egoizm
Egoizm genel anlamıyla bireyin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ile ilgilidir. En basit karşılığı "bencillik"tir. Futbolumuz en sıkıntılı günlerini yaşıyor. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı, olaylara karşı tavrını net olarak koyamıyor. Böyle olunca Devletin Saygınlığı sorgulanıyor. Federasyon Başkanı, yönetim kurulu ile birlikte hala direniyor. Güven bunalımı yaşamalarına rağmen bunu sonuçlandıracak adımları atmaktan, kaybetme korkusuyla vazgeçiyor. Kulüpler, rüzgarın yönüne göre değişen tavır sergiliyor. Kulüpler birliği ikiye bölünüyor. Genel Kurulu Oluşturan diğer Delegeler ise oluşabilecek yeni oluşumda yetkili bir yerde nasıl olurumun beklentisinde.
Kimse olayın farkında değil. Herkes kendi çıkarını düşünüyor. Oysa sezonun ikinci yarısına sorunlar ve sıkıntılar çözülmeden başlanırsa şeref tribününe sıçrayan kavgalar sokaklara taşar.
Uyumsuzluk had safhada
Otoritenin olmadığı yerde düzeni sağlayamazsınız. Güç gösterisini bir tarafa bırakıp, futbolumuzu içine düştüğü girdaptan kurtarmalıyız. Federasyonun alt kurulları arasındaki uyumsuzluk had safhada. Hukukçuların oluşturduğu iki kurulun aynı olaya bu kadar farklı bakması inanılacak gibi değil. Federasyonu destekleyen takımların cezaları isteklerine göre değişebiliyor. Kimse Milli Takımın maçlarını bahane etmesin. Kim gelirse gelsin o işin başındaki Teknik kadro ile devam etmek zorundadır. O ekip topluma gereken güveni vermiş durumdadır.
Tek çıkar yol olabilecek en kısa sürede Genel Kurulu toplamak; yeni Başkanı, yönetimini ve kurullarını seçmektir. Bunu uzatmanın kimseye fayda getirmeyeceği apaçık ortada iken Kişisel egolardan uzaklaşmanın zamanı gelmedi mi?
Uzun zamandır devam eden bir anlaşmazlık; her iki tarafında hatalı olduğunun en büyük ispatıdır. Voltaire'nin dediği gibi "bir ip gerginse bunda her iki tarafın da rolü vardır." Tek başına gerginlik olmaz. Haydi bakalım 2007 tüm gerginliklerin ortadan kalktığı bir yıl olsun.
Dil eğitimi!
Futbol Federasyonu, 5 Süper Lig Hakemini Dil eğitimi için İngiltere'ye gönderdi. Bunlar; Selçuk Dereli, Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Yunus Yıldırım, Vedat Yüksel.
5 haftada ne öğrenecekler çok merak ediyorum. Bunların 3 tanesi zaten İngilizce bilme zorunluluğu olan FIFA hakemleri. Yunus Yıldırım'ı İngilizce bilmediği için liste dışı bırakanlar şimdide İngilizce öğrenmesi için yurt dışına gönderiyorlar. Tam bize göre plansız, programsız çelişkilerle dolu uygulama. İşin garibi merkez hakem kurulu üyeleri bile olayı hakemlerden öğreniyor. Seviyeleri birbirlerinden çok farklı olan hakemlerimize bu güzel imkanın sezon sonunda 4-6 aylık sürelerde sunulması daha doğru olmaz mıydı?
Her işimiz böyle federasyon yönetimi programı yapacak, gidecek hakemin ismini belirleyecek, merkez hakem kurulu da aceleyle listeyi çoğaltacak.
Halbuki gidenler ilk yarıda en fazla maça çıkan ve tartışılan isimler. İkinci yarı hazırlıkları öncesi yurt dışındalar. İlk yarının değerlendirileceği dönemde yoklar.
Hakemler
İlk yarının son haftaları, hakem yönetimleri açısından çok tartışmalıydı. Hakem kadrosunu değiştirme imkanı yok. Kadrodaki 29 hakemle sezonu tamamlayacağımıza göre Merkez Hakem Kurulunun bir an önce onları kampa alma zorunluluğu vardır. Benimde hakemliğim dönemimde sıkça yaşadığım bir durum söz konusu. Federasyonun akıbeti meçhul.
Böyle olunca MHK üyeleri görevde kalıp kalmayacaklarını bilemediklerinden dolayı yapmaları gereken eğitim çalışmalarını baştan savma yerine getirirler. Hakemlere karşı daha hoşgörülü davranırlar. Hakemler açısından, ilk yarıda istediği sayıda görev alanlarla, alamayanlar arasındaki çekişme, kıskançlık, birbirlerine güvenmeme ortaya çıkar. Görevdeki yöneticileri ile arası iyi olanlarda bir telaş, arası gergin olanlarda ise bir coşku vardır. Bu arada hakemlere yapılması gereken program da son gelişmelerden dolayı belirsizliğini koruyor.
Bazı şeyler değişmeli
Artık bazı şeylerin değişme zamanıdır. Ne olursa olsun görevde olanlar, sorumluluklarının gereklerini yerine getirmek zorundadırlar. Politikayı bir kenara bırakmalı, tekrar göreve gelebilmek için kulüplerle dirsek temasına girmemelidirler. Kişisel çıkarlarını bir kenara bırakarak toplumun menfaatlerini ön plana çıkarmalılar. Hakemler de ilk yarıdaki yaşanan sıkıntıları bir kenara bırakarak sorumluluklarının bilinciyle hazırlanmalılar. Şu an en büyük sıkıntı morallerinin iyi olmamasıdır. En önemli sebep, MHK'nin ilk yarıdaki adaletsiz uygulamalarıdır. Eskisiyle, yenisiyle, yaşlısıyla, genciyle, tecrübelisiyle, deneyimsiziyle hepsine aynı pencereden bakacak, toplum önünde arkasında duracak bir yönetici profilinin zamanı geldi.
Görevde olan Federasyonun başarılı olabilmesi için hakemlerin saha içi ve dışı performanslarının çok önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Buna rağmen onlara gereken önemin gösterilmediğine de şahit oluyoruz. İstediğiniz kadar iyi transferler yapın, en iyi yabancıları getirin, sonuçta başarınız hakemin çalacağı düdükte, göstereceği kartlarda ve kaldıracağı bayraktadır.
Okyanusu geçip derede boğulmak istemiyorsanız, hakemlere saygı ve güven ortamını sağlayacak önlemleri almalısınız.
mtokat@milliyet.com.tr
|
|
|

|