|
Çarşı'ya açık mektup
Zalim Yorumcu CAN DARK
Noel katkılı orta-baş lig tatiline devam ediyor hala. Lig tatilde; ama seviye üstadı mafyöz menajerler dur-durak bilmiyor; 7 gün 24 saat futbol sularını bulandırmaya, mideye zarar laf salatalarına tiridine tiridine banmaya ara vermiyor.
Uzlaşmaz çelişki
Sinan Engin -ki kendisi Alaaddin Abi(!)nin kankasıdır- konuşacak laf, söyleyecek boş kelam sıkıntısından durmuş durmuş (keşke hep dursaymış) Tigana'ya dair şöyle "vecizlemiş": Bu Tigana'yı kim sardı başımıza? Dünyada bu renk hoca bir tek bizde var."
Eh be menajer, seni kim sardı başımıza?
Hem Çarşı'yı, hem Sinan Engin'i sevmek bu topraklarda bir uzlaşmaz çelişkidir ki, bu son saçmalama da onay mühürüdür belki sadece.
Halk mı, iktidar mı?
Çünkü; Hepimiz Eto'o'ysak (der Serencebeyli ak-kara çocuklar), Yaser Arafat Filistin'de doğup Beşiktaşlı olduysa (öyle der Çarşı'nın çocukları), hepimiz zenciysek eğer (biz Nouma'yı çok sevmiştik, öyle değil mi?) Sinan Engin-gillerle uzaktan bile akraba olunabilir mi?
Çarşı eğer cellada değil, mazluma daha yakınsa, iktidar değil muhalefet diliyse, O'nu Çarşı yapan, yani ikinci harfini çembere alıp o çemberin dışına taşıran asiliğiyse o dil, hükmedenin-hükümet olanın dışındaysa, halkın olma haliyse Çarşı'nın sevdası, tutkusu, takımı...
Yol ayrımı
Artık vakit, tam o vakittir o zaman. Bir yol ayrımıdır ki, hiç ihmale gelmez. Ya gözü dönmüş cellatlar, ırkçılar, saldırganlar... Ya da tek ve en büyük gücü haklılık olan mazlumlar...
Bu yazının sonucu da, sorusu da birdir: Ya Bağdatlı, Gazzeli çocuklar sabaha kadar rahat uyuyacak ya da katiller, ırkçılar deliksiz uykularına, huzurlarına, hayatlarına devam edecek. Yanıtı, siyah-beyaz, ölüm-yaşam kadar keskindir... Ve vakit, o yanıtın vaktidir! NET YILLAR!
Sevdik bir kere: Les Ferdinand
İnsan azla yetinmeyi bilmelidir. Çok olan bıkkınlık yaratır. Futbolun ilahları onu bize gösterip geri çektiğinde, özlem, hayranlık ve acıyla başbaşa kaldık. Sonra başka göklerin altında kovaladığı başarısı için kollarımızı gökyüzüne kaldırıp dua ettik. Ne mutlu ki dualarımız kabul oldu.
Sahalarımızdaki varlığı bir rüyaydı. Ve biz, onun ardından rüyalarımızı yineledik. Çünkü rüyalar yeterince sık tekrarlandığında hatıraları kalıcılaşır.
Neredeyse yirmi yıl sonra, İnönü'de adına tezahüratlar söylenince rüyalarımızın ortak bir bilince döndüğünü görmek sevindiriciydi.
Les Ferdinand... Ferdi... Adının geçtiği yerde biliyoruz ki parlayan her şey altın değildir. Simsiyah bir ten ve gülümseyen bir çift göz bize bunu milyonlarca kez ispatlayabilir...
***
Çok yaşa Hulki Bey Amca!
Bir baba hindi! Heeeyy yallah... Olsa da şimdi, heeeyy yallah.. Pilav da zerde, heeeyy yallah... Kaşığı da nerde, heeeyy yallah... Yallah, yallah, heeeyy yallah...
(Hulki İlgün - Fanatik)
Geçer Abi geçer!
Galatasaray'da garip işler oluyor. Bugüne kadar söylenenlerin, yapılacak denilen şeylerin hiçbiri gerçekleşmedi. Futbol şubesi tam anlamı ile karışık..Keza mali durum felaket..Borç gırtlağa dayanmış. Ben yıllarca Galatasaray'da top oynadım, inanın bana bu yılki kadar karamsarlığa kapılmadım..
(Turgay Şeren -Akşam)
Ya ya!
Geçmişe baktığımızda, çeyrek finaller, yarı finaller, UEFA Kupası, Süper Kupa, hep Galatasaray'da var. Demek ki oyuncular değişse bile, forma Galatasaray'ı hep başarıya götürmüş.
(İsmet Tongo - Fanatik)
Özlü söz 61!
Söyleyin Tigana'ya kaçsın Zigana'ya
(Ali Sami Alkış - Star)
Runjeee Runjeee!
Runje'nin dikişi Beşiktaş'ta artık tutmaz. Çünkü öyle veya böyle Beşiktaş seyircisi ile ters bir kontak noktası oldu.
(Erman Toroğlu - Hürriyet)
Hiç di mi?
Levent Tüzemen: Böyle konuşuyorsunuz ama G.Saray'ın süper bir forveti olsaydı ne olurdu? Hiç düşündünüz mü?
Selim Soydan: Alın o zaman. Alsaydınız..
(Ve Gool - TV8)
Tatlı rüyalar!
Televizyonda da her zamanki gibi, TRT 4'te Sayın Samim şenyüz'ün hazırlayıp, rahmetli Ziya Taşkent'in yönettiği ve kadim dostum Mustafa Yolaşan'ın, emsalsiz üslubu ile sunduğu şahane Radyo Sanatçıları Konseri'ni izledim. Özellikle hicaz makamındaki eserleri hayranlıkla dinlerken, dalmışım.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Yok, öyle değil o şarkı!
Çarşı bir felsefe, bir ruh. Çarşı'nın bir numaralı felsefesi, biz renklere aşığız. Hatta şarkı da var: Dün yolda yürürken, yağmurda sana rastladım diye...
(Kazım Kanat - Santra, ATV)
Her şeyin!
Kazım Kanat: Ben eksperim!
Ahmet Çakar: Ne eksperisin, tütün mü?
(Santra - ATV)
yakantop@gmail.com
|
|