Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Ocak 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir kahve köşesinden 2007 (1)
Umudun cenazesi!


Bir şehir, sabah vakti bir kahve. Kimsecikler yok. Bir köşede, iç dünyamın inzivasına çekilmiş yazıyı bekliyorum.
Ne yazacağımı biliyorum.
Ama nasıl yazacağım?..
Fernando Pessoa yardımcı olur belki. Portekizli yazarın dünyası beni içine çektikçe çekiyor.
Ancak öylesine hüzünlü, öylesine kasvetli bir dünya ki bu, "Huzursuzluğun Kitabı"nı (Can Yayınları) okurken 2007'yi yazmak benimle gerçek dünya arasına mesafe de koyabilir.
Yan yana iki sözcük:
Umudun cenazesi!
Ve uyandırdığı çağrışımlar... Umut yolculuğunun devam etmesi, umudun cenazesinin kaldırılması, umutların gerçekleşme yoluna girmesi...
2007 ne getirecek Türkiye'ye?
Bizim memlekette papatya falı açarak girildi yeni yıla. Erdoğan cumhurbaşkanı olacak, olmayacak? Evet, 2007'de çok şey bu sorunun yanıtına bağlı. Katılmayanlar, kızanlar olabilir, ama 'reelpolitik'in dili böyle diyor.
İsmine de takığım bu kitabın:
Huzursuzluğun Kitabı!
"Sokaktan geçen tramvayların çan seslerinde bir hüzün vardı. Altın ışıkların henüz sönmediği boşluklarda sessizce umudun cenazesini kaldıran kafile ne kadar uzun bir kafiledir. Neyi istediğimi ya da istemediğimi bilmiyorum."
Ben biliyorum.
2007 Türkiye'sinde, umudun cenazesini kaldıran kafile tayfasından olmak istemiyorum.
Erdoğan, Çankaya'ya çıkarsa dünyanın sonu değil, bunu biliyorum. Kaç kez yazdım, Türkiye'de demokratik yoldan başbakan seçilen kişi, cumhurbaşkanı da olup Çankaya'ya çıkabilir.
Oyunun kuralı böyle.
Kimileri böyle düşünmüyor.
Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığını sivil darbe olarak görüyorlar. Bu söylemle 'askeri darbe'yi meşru kılıcı bir kışkırtma içine giriyorlar. Herhalde farkındasın, kışlaya dönüp bakma alışkanlığı uzunca zamandır yeniden uç vermiş durumda.
Darbelerden hâlâ medet ummak!
Ne yazık!
Kahve köşesinde, iç dünyamın inzivasına çekilmiş düşünüyorum.
Yine aynı soru:
Erdoğan Çankaya'ya çıksın mı?
Çıkabilir, ama çıkmasın!
Erdoğan eğer inat ederse, ille de Çankaya derse, kaç kez yazdığım gibi, bunun ne kendi siyasal geleceğine, ne partisine, ne de ülkeye yararı dokunur.
Aba altından sopa mı?..
Elbette hayır.
Bir gerçeğin altını çizmekte yarar var. Türkiye hâlâ çok kırılgan! Siyasal olsun, ekonomik olsun bu ülkede istikrar daha hâlâ pamuk ipliğine bağlı. İnce dengelere dayandığı için öyle.
Bu nedenle Türkiye'nin kalkınması, iyiye gitmesi için 'siyasi istikrar'ın üstüne titremek lazım. Biliyorum, istikrar deyince burun kıvıranlar, küçümseyenler var.
Olabilir.
Türkiye'nin menfaat denklemi içinde ekonominin, bu çerçevede aş ve işin ya da hukuk devletiyle demokrasinin yerini bilmeyenlere, bu ülkede istikrarın önemini anlatmak güç.
Ama, onlar için yapacak bir şey yok. Sorunları çözmek için bu devirde hâlâ askeri darbeden medet umanları ya da güçsüz koalisyon hükümetleriyle geçen kayıp yılları daha hâlâ yerli yerine oturtamayanları geçiyorum.
Çünkü, ben içimde hâlâ oyunu kuralına göre oynayan bir Türkiye umudunu yaşatıyorum. Fernando Pessoa da nereden çıktı, kafamın içini burgaç gibi oymaya devam ediyor:
"Kimileri umutsuz yaşanmaz der; kimine göreyse esas umut varken hayat bomboş kalırmış..."
Umutsuz yaşanmaz!
Bence de öyle.
2007'den umudumu kesmek istemiyorum. Diyalog, uzlaşma, tahammül gibi kavramların daha çok yer ettiği bir siyasal kültürün bu topraklarda serpildiğini görmek istiyorum. Dileğim, cumhurbaşkanı seçiminin de demokrasi kültürünün bu temel kavramlarıyla yapılması...
Çok acı çekildi bu ülkede, hâlâ çekiliyor. Dertleri çok olan belalı bir coğrafyada yaşıyoruz.
"Yaşamak can yakıyor!"
Evet, öyle. Ama, evimizin içini temizledikçe, derleyip toparladıkça, unutmayın, bu belalı coğrafya Türkiye'nin avantajı haline gelebiliyor.
"Hayat bütünüyle düştür!"
Sanmıyorum, hele Türkiye gibi bir ülkede insanı fazlasıyla yoran bir gerçek...
"Zamanı derin bir acıyla hissediyorum."
İşte tam da bunun için, bir cumhurbaşkanı seçimi yüzünden bu ülkede bir kez daha umudun cenazesini kaldırmak istemiyorum, özeti bu.
Ya siz, ne düşünüyorsunuz?
Bir kahve köşesinden 2007 dizisinin ikinci yazısı yarın. Yazının başlığı mı? Akıl hanı olabilir.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Saddam ve Arap milliyetçiliği
SADDAM Hüseyin'in asılmasına üzülmedim, fakat...
Melih AŞIK
Kredi kartınız...
Kredi kartlarının vatandaş üzerindeki yıkıcı ...
Hasan CEMAL
Umudun cenazesi!
Bir şehir, sabah vakti bir kahve. Kimsecikler...
Abbas GÜÇLÜ
Gençlerin 2007 beklentileri
2007'nin, önümüzdeki 10 yıla damgasını vuraca...
Hurşit GÜNEŞ
2007'de bizi bekleyenler
Bugün, mübarek Kurban Bayramı'nın üçüncü günü...
Derya SAZAK
Muhalefet yılı
2007'de Türkiye'nin önünde iki büyük seçim va...
Güngör URAS
Yılbaşı kartı (...bu kart başka kart)
Yılbaşı kartı niyetiyle zarfı açtım. İçinden ...
Serpil YILMAZ
Meclis sıralarında 90 öğrencisi oturuyor
Nişantaşı sosyetesinin geçit yaptığı Abdi İpe...

© 2006 Milliyet