|
 |
|
|
Tek ayak üstünde
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
Hak edilmiş bayramların çocuÇu olup olamamak kenarda dursun, yaratıcının yeni bir yıl daha armaÇan ettiÇi ölümlüler, elbet yolunu bulup bu yeni senenin de canına okuyacaklar. Sonra, gelsin bir yenisi; umutlar, beklentiler ve vermeden almak üzerine kurgulanmış küçük dünyalarımıZ... Ama son günlerde, internette dolaşan teleskop ve mikroskop görüntüleri, "BildiÇiniz kadar küçük müyüz, sandıÇınız kadar büyük mü?" cümlesine gizlenmiş basit soruyla meşgul ediyor aklımızı. Bu zor kavşakta, yine bize zor geleni mistik rüzgârlara havale etmek yoluna saparak sıyrılıyoruz bir yanıt üretme zahmetinden: "Dünyaya ne zaman bir bebek gelse, tanrı hâlâ insanlardan bir şeyler bekliyor demektir..."
Takvimin cilvelerine meydan okuyan bazı kilometre taşları vardır çevirdiÇiniz yapraklar üzerinde. Bayramlar bir mantık zinciri içinde yüzer gezer ama yılbaşı günleri kıyamet kopmadıkça yeri deÇişmeyecek kerterizler arasındadır. Yani ne zaman geleceÇi, kaç gün kalacaÇı, kaç saatimize mal olacaÇı, hepsi hepsi bellidir önceden. Buna raÇmen yeni seneye çoÇu kez "tek ayak üstünde" yakalanırız.
Aklınıza hemen öÇrencilik yıllarınız ve sınıfın köşesindeki ceza duruşları gelmesin. Orada bile bir sebep-sonuç ilişkisi vardır. Fayda-maliyet alışverişi genellikle açık seçik bilinir. Çarşambanın göreli sorumsuzluÇudur, perşembeyi de elden uçuran... Benim kastettiÇim, ayakkabı boyatırken aldıÇımız risklere yönelik bir hatırlatma. Ya da eylemlerimizle hazırlıklarımız arasındaki ters orantıların yeni yılda da başımıza örebileceÇi çoraplara ilişkin samimi bir gevezelik.
* * *
Kimi portakal kasasından bozma, kimi kapalıçarşı usûlü gösterişli, yere henüz konmuş da daha kanatlarını kapatamamış bir kartalın geometrisinde imâl edilmiş olan boyacı sandıklarına bir vesileyle ayak uzatmış olanlarımız, beni daha iyi anlayacaklardır. Ayakkabınızı boyatmak için bir ayaÇınızı sandıÇın bu işe tahsis edilmiş bölümüne koyduÇunuzda diÇer ayaÇınız, yerküre ile olan gerçek temasınızın tek dayanaÇı haline geliverir. Her ne kadar boyacılar, duvar kenarlarında, pasaj girişlerinde filân karargâh kurmuş da olsalar, her ayakkabı boyatma teşebbüsü, sırtınızı döndüÇünüz kalabalıkların elini güçlendiren bir fizik problemidir aslında.
Bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek veya istemeden gerçekleşen küçük bir temas, ne kadar dengeli olursanız olun sizi düşürmeye yeter de artar bile. Çünkü diÇer ayaÇınız, hem dizinizden bükülmüş durumdadır hem de yerden biraz yüksektedir. Ayakkabılarını, bir eli cebinde boyatanlar, gazete okumayı deneyenler, koltuÇunun altına paket, elinde çanta taşıyanlar ise bu hazırlıksız, dengesiz yakalanabilecekler arasında, daha ciddi bir risk grubunun üyesidir.
* * *
İşte bazılarımız, bütün beklentilerini gelen yıla ihale ederken, "tek ayak üstünde" yakalanma ihtimalini umursamıyor görünmekte. Umursamamak hastalıÇına, "bilinçsiz-yetersizlik"ten "bilinçli yetersizlik"e geçiş yolu üstünde bir yerlerde rastlarsınız. Henüz "farkındalık"ın ışıklarıyla göz göze gelinememiştir. Çünkü kişisel gelişimden uzak duran insanlar, yarına yönelik tazelenme ihtiyaçlarını ıskalayan veya ısrarla erteleyenlerdir.
Yeni bir yıla, yeni bayramlara sadece isteklerini, beklentilerini taşırlar ama yükümlülükleri, sorumlulukları, denge kurma mecburiyetleri geçmişte ve hükümsüz kalır. Daha bayram bitmeden, iş güç başlamadan dostların kulaÇına bir kar suyu kaçırayım dedim. Lâf aramızda; şurada biz bizeyiz kırk kişi misali. İzmir de yine tek ayak üstünde yakalanmışa benzer. Aman gelene geçene dikkat edelim. Darbeye gerek yok; bir omuz teması yeter yere kapaklanmamız için...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|