|
 |
|
|
Belene'den AB'ye
Şükran Pakkan - İstanbul
Bulgaristan'da Temmuz 2006'da yapılan seçimlerde Türkler, Belene Kampı, sürgünler ve baskılarla geçen zulüm yıllarına en iyi yanıtı sandıkta verdi. Yıllarca gizli örgütlenen Türklerin kurduğu Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖH) iktidar ortağı oldu. Türkler ülke yönetiminde söz sahibi haline geldi.
Üstelik, mayısa kadar Bulgaristan'ı Avrupa Parlementosu'nda (AP) "geçici olarak" 3 Türk temsil edecek. Milletvekilleri Çetin Kazak, Filiz Hüsmenova ve Necmi Ali, Sofya yönetiminin Avrupa'daki yüzleri oldu.
Onlar, acı dolu geçmişleriyle yaşadıkları ülkenin yazgısını değiştirdiler. İşte onların hikâyeleri:
Göç etmesi, askerliğe takıldı
Çetin Kazak, babası "Türkiye'ye göçüyoruz" dediğinde fark etti gerçeği. Ama göçemediler. Çünkü, o çocuktu ve doğal olarak askerliğini yapmamıştı. Askerliğini yapmayanlara da göç izni yoktu
Meclis'in en genç milletvekillerinden Çetin Kazak, çocukluğuna birçok veda, siyasi hayatına birçok ilk sığdırmış birisi. Kazak'ın Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) hedefi, Türk çiftçilere AB fonlarıyla ekonomik destek sağlamak. Çünkü, geçmişte büyük zorluklar çekmiş çiftçi babası ve topraklarından göç etmek zorunda kalmış birçok akrabası var.
Kazak'ın hikâyesi, 29 Haziran 1972'de eski adıyla "Eski Cuma" olan Turgoviç köyünde başladı. Babası ziraat mühendisi bir çiftçi, annesi ise anaokulu öğretmeniydi. En yakın arkadaşı ise ilkokul sırasından, yüksek lisans diplomasına kadar hiç ayrılmayacağı ikizi Metin oldu. Bulgarların çoğunlukta olduğu köyünde güzel bir çocukluk geçirdi.
1980'lere kadar, kendi deyimiyle, "Etrafında neler olup bittiğinden hiç haberi olmadı."
Bir gün okuldan eve döndüğünde, yakın akrabalarını kapının önünde beklerken buldu. Birbirlerine sarılıp vedalaştılar. Üzerinde önlüğü, elinde defterleri otomobilin arkasından bakakaldı, "Niye bu ani gidiş?" diye. Akşam eve dönen babası, "Çok kötü şeyler oluyor. Türkiye'ye göçüyoruz" dediğinde fark etti gerçeği...
Vedalar bitmedi
Vedaların ardı arkası kesilmedi. O yıllarda Bulgaristan'dan 350 bin kişi göç etmeye zorlandı. Kazak'ın payına da, "otomobillerin arkasında el sallama" burukluğu düştü. Yüzlerce araçtan oluşan Türk konvoyunun köyü terk ediş anını ise hiç unutamadı. Kazak ailesi Bulgaristan'da kalmak zorundaydı. Çünkü, yasalar, erkek çocuğu askerlik görevi yapmayan ailelere göç izni vermiyordu. Türkiye'ye dönüş hayalleri yıkılmıştı. "Bulgaristan'ta sadece biz kalacağız galiba" diye düşündü.
Yıllar geçti, acılar biraz dindi. Tıp eğitimi almak üzere Varna Üniversitesi'ne kayıt oldu. Sonra doktorluk yapamayacağına karar verdi. Aklı siyasetteydi. İki yıl dayanabildiği okulda, HÖH'ün gençlik teşkilatını tüm baskılara rağmen kurmayı başardı. HÖH, insan hakları üzerinde çalışmak, hukuk okumak isteyen Kazak'a burs bulunca, ona Fransa yolu gözüktü. Kazak, Fransa'da hukuk eğitimi gördü ve yüksek lisans yaptı.
Demokrasi, sınırların açılması ve serbest siyaset yapmak onun için bir hayaldi.
Bulgaristan'a dönüşünde cumhurbaşkanlığında staj yaptı. Ardından Başbakanlık Hukuk Bürosu'nda çalıştı.
4 dil biliyor
Fransızca, İngilizce, Rusça ve Türkçeyi çok iyi konuşan Kazak, Bulgar Meclisi'nde İnsan Hakları ve Özgürlükler Grubu üyeliğine, Ad-Hoc Hukuk İşleri Komitesi yöneticiliğine, Avrupa Bütünleşme Komitesi'ne ve NATO Demokratik Sivil Güvenliği Yönetimi Altkomitesi Başkanlığı'na seçildi.
Kazak, yaşadıklarını şöyle özetliyor: "Partimiz ve bizler için bütün bu sonuçlar bir sürpriz değil. Ancak, çok büyük bir başarı olduğu da bir gerçek. Bulgaristan'da Türk asıllı miletvekilleri ve bakanlar var artık. İdarede ilk kez bu kadar çok sayıda Türk bulunuyor. Binlerce Türk, devlet kademesine yerleşti. Bulgaristan tarihinde bu hiç olmamıştı. Bu çok büyük bir başarı ve zafer. Bunlar bizim yaşadıklarımızın ödülü."
Evli olan Kazak'ın 2.5 yaşında bir kızı var.
Filiz Hüsmenova'ydı 'Fani İseyava' oldu
Hüsmenova, "Arkadaşlarım beni yeni adımla çağırmaya başladı. Yabancı isimle geçen 4 yılı unutamıyorum" diyor
Bulgaristan'ı Avrupa Parlamentosu'nda (AP) temsil edecek Hak ve Özgürlükler Partisi'nin (HÖH) önde gelen kadın milletvekillerinden Filiz Hüsmenova (40), Bulgarların çoğunlukta yaşadığı Silistre'de doğup büyüdü. Varna'daki Fransız Lisesi'ne gitti. En zor yıllarını da burada geçirdi. Okuldaki tek Türk öğrenciydi ve Türklere en yoğun baskıların yapıldığı bir dönemdi.
Önce Türkçe konuşmak, ardından Türkçe isimler yasaklandı. Hüsmenova, o günleri, "Lise öğrencisiydim. Türkçe öylesine yasaklandı ki, ne Türkçe kaset ne kitap bulabiliyorduk. Bulmak bir yana, üzerimizde bile bulunduramıyorduk. Evde gizli gizli Türkçe konuşurduk" sözleriyle anlatıyor.
Türkiye'ye göç edenler arasında Hüsmenova'nın akrabaları da vardı. Göç etmeyenlerin ise isimleri değiştiriliyordu. Filiz Hüsmenova'nın ismi de "Fani İseyava" oldu.
Hüsmenova, "Gerçek isminin telaffuzu dahi yasaklandı. Çocukluk arkadaşlarım beni yeni adımla çağırmaya başladı. Benim için çok güçtü. Yabancı isimle geçirdiğim dört yılı hatırlayınca, kendimi çok kötü hissediyorum" diyor. Babası da Türkiye'ye gitmek ister. Ancak, kızının liseyi bitirmesini bekler. Ama, bir anda sınırlar kapatılır. Hüsmenova ve ailesi de Bulgaristan'da kalır. Hüsmenova, "Gitmeyi hayal ederken, mecburen kaldık" diyor. Zeliko Kırnova Üniversitesi'nde Fransız Filolojisi okuyan Hüsmenova, pedagoji bölümünde öğretim üyesi olur. 1999'da Silistre Belediyesi başkan yardımcısıdır. 2001'de vali yardımcısı olur.
HÖH'ün iktidara ortak olduğu 2003'te iki Türk bakandan biridir. Çevre Bakanı olarak 2 yıl görev yapar. 14 yaşında bir çocuğu olan Hüsmenova, "Bugün okullarda Türkçe okutuluyor. Türkçe müzik çalınıyor. Biz bunun için siyasete katıldık. Türklerin özgürlüğü: İşte bizim hareketimiz."
Savunma Bakanı Yardımcısı
Bulgaristan'ın AP'deki milletvekillerinden Necmi Ali, 1972 doğumlu çiçeği burnunda bir siyasetçi. Ekonomist olan Ali, İngilizce ve Rusçayı anadili gibi konuşuyor. Geçen yıl yapılan genel seçimler sırasında siyasete girdi. Ali, doğal afetler konusunda uzmanlaştı. Savunma Bakan Yardımcılığı görevinde de bulunan Ali, halen Savunma Komitesi'nin aktif bir üyesi.
Belene Kampı'nda ne oldu?
1980'li yıllarda Türkiye'ye göç etmeyen binlerce Türk, Belene Kampı'na gönderildi. Kamp, Bulgar yönetiminin Türkleri asimile etme politikasının sonucu olarak ortaya çıktı. Belene'de binlerce Türk hayatını kaybetti. Türkler, Türkçe konuşmak, sünnetli olmak, geleneklerini sürdürmekle suçlanıyordu.
|
|
|

|