Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sürgündeki hocalar

Rasim Kara...
Mustafa Denizli...
Şenol Güneş...
Türk Futbolu'nun geçmişine derin izler bırakan, başarıyla birlikte sembolleşen teknik direktörler...
Üçü de kariyerini bu ülkenin dışında sürdürüyor.
Gönderilmesi olası yabancı hocaların yerine "en güçlü aday" olarak adları medya ve yönetici ezberlerinde birinci sıraya konsa da, bu ülkede iş bulamıyorlar.
Rasim Kara, Türk Milli Takımı'nın kabuğunu kırdığı, ilk kez Avrupa Şampiyonası finallerine katıldığı o büyük başarı döneminde Fatih Terim'in yardımcısı ve kader ortağıydı... Fatih Hoca, Galatasaray'a unutulmaz bir dönem armağan ederken (1996 -2000) Rasim Kara da kendi yuvasından yapılan davete icabet etti. Beşiktaş'ta görev aldı. Takımı lig ikinciliğiyle Şampiyonlar Ligi'nde oynar durumda bıraktı... Ama kimse ona sahip çıkmadı, destek olmadı. Yabancı ezberi hükmünü icra etti, kapılar Toshack'a açıldı...
Sonrasında Yozgatspor'a kadar iyi kötü, küçük büyük demeden, ayırmadan çalıştı Rasim Hoca... Ama hak ettiği görevlere çağıran olmadı bir daha...
Şimdi ikinci kez Azeri bir takımla yoluna devam ediyor.
Kendisi sürgünde... Çalıştırdığı takım da sürgünde... Dağlık Karabağ, Ermeni işgalinde... Takım Bakü'de...
Mustafa Denizli, biliyorsunuz her zaman Türk Futbolu'nun gözdesi... Ama Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra gönüllerdeki yerine uygun bir davet alamadı, kalktı İran'a gitti...
Önce Pas, şimdi de İstiklal...
Avrupa liglerinin ıncığına cıncığına en ince ayrıntısına kadar girip, Latin Amerika'dan en taze gelişmeleri aktaran medyamız, yüzünü hep batıya çevirdiğinden, Mustafa Hoca'nın "Acem mülkündeki mesaisine" fazla takılmadı... Eh, arada sırada duyuyoruz işte zor koşullarda ne kadar başarılı olduğunu, 120 bin kişilik maçlarla İran Futbolu'na nasıl adrenalin kattığını.
Şenol Güneş, de bir başka sürgünü yaşıyor şimdilerde...
Güneş adına uygun gibi görünüyor, dünyanın gidilebilecek en doğu noktasında Seul'de işbaşı yapıyor ama, neresinden bakarsanız bakın, bir sürgünden başka bir şey değil bu...
Üç hoca da, bu ülkede iyi bir proje ile iyi bir öneri almadılar, zorunlulukla gurbete kanat açtılar..
Üçü de tartışmasız bu ülkenin en iyi antrenörleriydi. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim, ülke futboluna kattıkları değerler vardı. Evet, hem misyonları hem de vizyonları vardı...
Ama ülkenin vizyonu onlara ayak uyduramadı.
Bu sürgün dramı, daha da trajik bir hal alabilirdi aslında... Neyse ki tartışmalı bir İtalya macerası ve Galatasaray'da yönetimle birlikte ortak olduğu hayal kırıklığından sonra yeniden döndüğü Milli Takım'da Fatih Terim, hiç değilse sürgünden soyutlanmış görünüyor.
Şimdi sormak gerekiyor :
Bu hocalar, kötü ve başarısız mıydı ?
Hayır, hepsi de iyi hocalardı. Hepsi de başarılıydı. Kara, Milli Takım'ı futbolun doğduğu ülkeye İngiltere'ye götürdü... Denizli 2000'de Milli Takım'a çeyrek final oynattı... Şenol Güneş de Dünya Kupası üçüncülüğünü kazandı. Bazılarımızı tatmin etmese de kimse başarısız diyemezdi.
Peki niye sürgündeler şimdi ?
Kulüplerimizin, federasyonumuzun, spor adamlarımızın ve medyamızın sorması gereken bir soru bu...
Acaba bu ülke başarıyı taşıyamıyor mu ?
Ne dersiniz ?
Çapı küçük adamlar, yüreği büyük hocalarla çalışmaktan korkuyor mu ?

Daha çok ihracat, daha çok kaos!

Kürşat Tüzmen, elbette sevinçle kapattı 2006'yı...
75 milyar dolarlık ihracat hedefi, 84 milyar dolarlık rekorla aşıldı 2006'da...
Geometrik bir artışla, dilerim 100 milyar doları da aşarız yakın zamanda...
Bakan Tüzmen, bu ülkenin emeği, sermayesi ve üretimi ile övünebilir, hakkıdır.
Bu hamleyi sürdürmek de boynunun borcudur.
Zevkle devam ettireceğini düşünüyorum.
Ekonominin bir tarafından bizi mutlu eden bu gerçeği, bir kenara koyarak spor penceresinden bakacak olursak...
Spor dünyamız da daha çok kaos vaat ederek girdi 2007'ye...
Hiç kuşkum yok ki bu hedefi(!) de tutturacağız 2007'de. Türkiye Futbol Federasyonu, kulüplerimiz, Kulüpler Birliğimiz, futbola katkıları inkar eilemez belediyelerimiz, bol bol siyaset bulamacıyla yoğunlaştırdıkları futbolun hiçbir sorununu çözmeyecekler, aksine çözümsüzlüğü sürdürerek müthiş bir başarı göstereceklerdir.
Bu konuda Sayın Mehmet Ali Şahin'e de güvenim tamdır.
"Rövanşı alalım, gerisi ne gam"dır!
2007 hayırlı olsun efendim..

'A canım cadde oldum!'

Tam kırk yıl önce Halikarnas Balıkçısı ( Cevat Şakir Kabaağaçlı ) İzmir'de pasaport iskelesindeki İzmirli Çay Salonu'na böyle girdi :
"Merhaba a canım, ben cadde oldum!"
Sonra anlattı ki "Mavi Sürgün"ü yaşadığı ve yazdığı Bodrum'da Belediye Meclisi üyeleri oybirliği ile ilçenin ana caddelerinden birine Balıkçı'nın adını vermişler... O da şart koşmuş : "O cadde denize açılmıyorsa istemem!"
Bodrum'a her gidişimde hüzünlenirim. Gördüğüm manzara asla Balıkçı'nın anlattığı o masmavi, o tertemiz, o doğa armağanı Bodrum değildir. Orada rastladığım tipler de ne hoş bulduk Selim Reis'tir, ne de Çakır Ayşe...
Heraklit'i, Artemisiya'yı, Mousoleus'u bile bilmeyen sonradan Bodrumlular'dan bana ne !
O nedenle, Balıkçı'nın adını taşıyan caddeyi bile sormam... Korkarım, ola ki adını değiştirmişlerdir, diye... Belki denize çıkmıyordur, diye...
Her neyse....
Geçenlerde öğrendim ki, Bahçelievler Belediyesi, bir grup spor yazarının arasına beni de katarak, isimlerimizi caddelere, sokaklara, parklara verme kararı almış.
Sayın Başkan Osman Develioğlu ile Belediye Meclisi üyelerine teşekkür ederim. Gerçekten onurlandım.
Ama biraz da utandım, mahcup oldum...
Kimsenin uğramadığı laboratuarlarda insanlık için yıllarını tüketip bir şeyler arayan bilim adamlarına, hayatı okutan öğretmenlere, canını veren askerlere ödenmesi gereken bir gönül vergisinin, müthiş bir gönül enginliğiyle bizden hiç esirgenmemesi beni utandırdı doğrusu...
Reddederek saygısızlık yapmak, kalp kırmak istemem ama...
En azından benim adımdan vazgeçseniz, Sayın Başkan!

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
Zoraki beraberlik!
Appiah liste başı
Gerets'in iki dileği!
Albayrak ışık saçtı
Cesur Türkler Lizbon yolunda
İşinin erbabı
Haber turu...
Sürgündeki hocalar
Bir şampiyonu kaybetmek
Çizginin ötesi
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Atilla GÖKÇE
Sürgündeki hocalar
Rasim Kara...
Uğur MELEKE
Bir şampiyonu kaybetmek
İtalya'90 dün gibi dimağlarımızda ve o kupanı...
Halil ÖZER
Çizginin ötesi
Kulüpler Birliği'nin kuruluş amacı ortadayken...


© 2006 Milliyet