|
 |
|
|
"Özerklik krallık mı?"
Bu soruyu ben sormuyorum; "müellif"i spordan sorumlu Devlet Bakanı... Hatta daha da ileri götürüyor sporun "otokritik"ini sayın bakan:
"Özerklik, Ali kıran baş kesenlik demek değildir" diyor.
Var mı itirazı olan?
Sayın Mehmet Ali Şahin'in endişeleri son derece yerli yerindedir.
Düşünün; sayın bakanımızın dikkat çektiği spor dalı futbol... Yani üzerinde yüzlerce kamera, binlerce teyple her gün adım adım izlenen, en küçük yakınmalara bile medyada geniş yer verilen bir dal.
Peki, bu ilgiden nasiplenemeyen branşlarda neler oluyor biliyor muyuz?
Söyleyeyim:
"Yağma Hasan'ın böreği ve deli Dumrul'lar hikayesi".
***
Bir spor branşında "rezalet" başlığı ile okuduğunuz veya duyduğunuz bir şeyler varsa, ancak bıçağın kemiğe dayanma hadisesi.
Şimdiye kadar "yen içinde kırılan kol"ların sayısı belki de binlerce.
Bu zehirli atmosferi de ben uydurmuyorum; örneğin Bilardo Federasyonu yönetim kurulu üyesi sayın Osman Melih Aksoy tek tek açıkladı.
Yönetiminde olduğu Federasyon'un başkanı Uğur Kurugöllü tarafından yapılan hukuk ve etik dışı tasarrufları sergileyen spor tarihimizdeki bu en ilginç ihbarı, ben de Ters Köşe'de yazdım.
Bakanın hakkını yemeyelim
Krallıkların nasıl kurulduğunu da anladık bu açıklamalardan... Mesela o branşın hiç olmadığı kendi şehrinden 20 hemşehrini delege yaparsın; yeniden seçilmek dert değil, işlem tamam.
Burada sayın bakanımız Şahin'in hakkını yemeyelim...
Ters Köşe'deki yorumu dosyalayan bakanlık, Başbakanlık müfettişlerini göreve çağırdı. Müfettiş sayın Dilek Öztürk'ün soruşturmaları, olanca hızıyla sürmekte.
Ne mi çıkar?..
Belge ve cesaret bekleniyor bilardo camiasından.
***
Bilardo ile azıcık ilgilendiğimde, ortaya öyle berbat işler çıktı ki, mecburen devam edeceğim.
Aslında bilardo vesile Türkiye'de özerkliğin pratiğini anlamamız için.
Çoğu branş böyle.
Size bir Dünya Şampiyonu'nun nasıl yok edilmeye çalışıldığını, görevi sporu ve sporcuyu yüceltmek olan federasyonun nasıl hayali suçlamalarla disiplin cezaları verdiğini ve olası muhalefetleri nasıl sindirdiğini anlatacağım.
Branşında Dünya'nın en iyisi bir sporcuyla "kedi-fare" oyununa giren ve onu işlemediği suçtan cezaya bile razı eden baskıları anlatacağım.
Krallık ne kelime... Bir Tiran'ı yazacağım.
Ali kıran baş kesen az gelir... Bir Dünya Şampiyonu nasıl yok edilir; onu ortaya koyacağım.
***
Adı Semih Saygıner bu sporcunun...
Tanımayan yoktur Türkiye'de. Avrupa'da ve Yeni Dünya'da ise bir "kral"dır.
Böyle sporcularımız azdır. Halterdeki Naim Süleymanoğlu, güreşteki Hamza Yerlikaya gibi.
Karizmatiktir, sempatiktir, yedi dilde anlaşabilir insanlarla.
Semih, bilardo sporunda sadece kürsülere çıkıp İstiklal Marşı söyletmekle kalmamış, bu sporun evrensel gelişimine de büyük katkılar yapmıştır. Çuhalarda onun adıyla anılan yeni vuruşlar yapılmaktadır.
Tek kelime ile bir fenomendir...
Türkiye Bilardo Federasyonu açısından yok edilmesi gereken bir fenomen!
Başkana kim karşı gelebilir
Sahte suçlamalarla disiplin kuruluna verilmiş, savunması bilardo sporuna zarar vereceği için susturulmuş, cezaya razı edilmiştir.
Semih Saygıner'e bile boyun eğdiren bir federasyon başkanına kim karşı gelebilir artık.
Zaten gelecek seçimlerde uyduruk delegelerin oyları da hazırdır.
Alın size ömür boyu süren bir krallık işte.
***
Demokrasi, özerklik falan iyi de...
Bu medeni sistemleri doğru dürüst işletecek olan insanlar değil mi?
En önemli şey insan malzemesi.
Ne yazık ki, zayıf bizde.
"Bal tutan parmağını yalar" lafını kim çıkarmışsa, kim yeniden Türkiye'nin gündemine taşımışsa, kimler bir yaşam felsefesi olarak almışsa, yuf olsun hepsine.
Kurun mahkemeyi
Dönelim Semih Saygıner'in hikayesine...
Olay 17-20 Şubat 2005'de Almanya'da başlamaktadır.
Resmi suçlamalara göre Semih Saygıner, Milli Takımlar Dünya Şampiyonası'na yedek olarak götürülmesine bozulmuş Tayfun Taşdemir ile iki buçuk ay hazırlanan Semih nasıl yedek olur, o da başka bir hikaye- tam takıma sokulacağı sırada ortadan kaybolmuş, sonra dönüp Türk Milli Takımı aleyhine rakiplere taktik vermiş, bozgunculuk etmiştir.
Epeyce suçlama...
Karşılığında bir ay ceza.
Defolup gitsin!
Şayet Semih Saygıner, bu suçlardan bir tanesini bile işlediyse ki -Avrupa kulüplerinde profesyonel olarak ıstaka vururken dahi göğsündeki ay-yıldızı şerefle taşıyan, oturup kalkmasını, konuşmasını bir diplomat kadar iyi bilen, bilardo sporunu haksız yere ceza alabilecek kadar seven ve gözeten Semih'in bunları yapması sıfır ihtimaldir- bir daha eline ıstaka alamaması gerekmez mi Türkiye'de?
Yaptıysa defolsun gitsin!
Peki... Federasyon tarafından gözetilip yüceltilmesi gereken Dünya Şampiyonu bir sporcusuna, yine aynı federasyon tarafından getirilen suçlamaların bir tanesi bile yalansa?..
Ki, belgelenebilecek olanların tümünün yalan olduğu kanıtlanmıştır... O zaman kim defolup gitmeli bilardo sporundan?
Kuralı bilmeyen federasyon
Porto takımına transfer olan Semih'in yolunu kesmek için izin belgesini imzalamayıp maddi ve manevi kayıplara uğratan ve bu tasarrufunu "Ya bir Türk takımına karşı oynaması gerekirse" şeklinde açıklayanlar mı?
Bakın; belgeden bahsetmişken şu kadarını söyleyeyim başınızı şişirmeyeyim.
Federasyon diyor ki; "Yedek oyuncumuz Semih'i oyuna sokacakken ortadan kaybolduğunu gördük ve o milli şampiyonada yenildik"...
Dünya Bilardo Federasyonu Başkanı Jean Claude Dupont resmi yazısında diyor ki, şampiyona başladığı andan itibaren yedek oyuncunun takıma alınması söz konusu değildir.
Hepsinin belgesi bendedir.
Konuş Semih
Geriye Semih Saygıner'in ortaya çıkıp açıklaması kalmıştır.
Bilardo sporu batmış batacağı kadar Semih... Senin yok edilmenle falan da kurtulmaz. Tam tersine, senin konuşmanla çıkabilir gerçek ortaya.
Konuş, "Özerklik krallık değildir" sözleriyle duruşunu gösteren sayın Bakan'a fırsat yarat.
Konuş, Dünya'daki bir numaralı bilardocumuzu kurtar.
Konuş, yoksa herkes şu özdeyişimizi hatırlar:
"Sükut ikrardan gelir".
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|