Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ocak 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Siz bir köyün resmini çizebilir misiniz, büyükler?

Biz küçükken çok köy resmi yaptık. İçinden şırıl şırıl dereler geçen köyler...


tubakyol@yahoo.com
Ben de çocukken resim yaptım. Arkada dağlar. Dağların arasından yükseldiği farz edilen yarım güneş. Dağlardan ince bir çizgi halinde başlayıp aşağı doğru genişleyen bir dere. Derenin sağına soluna birkaç ev. Çitlerle çevrili. Derenin sağına soluna birkaç ağaç. Tercihen beyaz çiçekler açmış. Yemyeşil zemin üstünde rengarenk noktalar. Çiçek onlar. Becerebildiğim kadar tavuk, koyun vesaire. At bile yapmıştım bir keresinde.
Çoğu çocuk resim kariyerine bu resimle başlar. Böyle bir yerde yaşadığı için mi? Hayır, böyle bir yeri ömründe görmemiştir bile. Niyeyse ama resim denince, ilk bu resim çizilir. Köy resmi.
İlkokulda öğretmenimiz, idari bölünme mi deniyordu, işte o konuyu anlatıp haritadan illeri, ilçeleri, köyleri gösterdikten sonra, bizim sınıfı köy gezisine götürdü. Böylece resmini çizdiğimiz köy nasıl bir yermiş gördük.
Köyün ortasında kurumuş bir dere, pek az çiçek, birkaç ağaç ve tavuklar vardı. Evler resimlerimizdeki evler gibi değildi. Ben bütün gün yerden kuzu kulağı toplayıp yemiştim. Artık ne kadar çok yediysem, akşam karnım ağrımıştı.
Gezi dergisinde çalışırken Artvin'de bir Gürcü köyüne gittim haber için. Evleri benim çizdiğim evlerden bile daha güzeldi. Deresi şırıl şırıldı. Havası pırıl pırıldı. Ama çok kokuyordu. Her şey kokuyordu. İnek, süt, peynir... Yattığım odanın yer döşemelerinin arasından inekleri görüyordum.
Mööö...
İyi geceler Sarıkız.
Ve o güzel evde su yoktu. Bir duş bile alamadan geçen bir haftanın sonunda, İstanbul'a döndüğümde asfaltı öpesim geldi. Köyde yaşamak hiç kolay değildi. Aylarca süt ve süt ürünlerinin uzağından geçtim, masada varlıklarına tahammül edemedim.
Geçen hafta Urfa'nın Mengelli köyünde Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Bakırköy Şubesi'nin, Baba Beni Okula Gönder kampanyasının ve Birecik Kaymakamı'nın da desteğiyle iki sınıflı bir okul yapılmış, onun açılışı vardı. Kapıdan girince iki yanda karşılıklı iki sınıf, karşıda -öğretmen odası herhalde- bilgisayarı da olan bir oda...
Şirin okul.
Çocuklar...
Çocuk işte, çok tatlılar.
Büyükler dışarıda kırmızı kurdeleyi kesmeden önceki o büyük konuşmalarını yaparken,
biz sınıfta uslu uslu oturduk. Az Türkçe bildikleri için pek sohbet edemedik. Çok değil ama azıcık da şamata yaptık. Dışarıdan alkış sesi geldiğinde, sırf oyun olsun diye biz de alkışladık. Ben onların fotoğrafını çektim. Sonra çektiğim fotoğraflara birlikte baktık. Tek fotoğrafı olmayanlar "Beni de çek. Beni de çek" diye bağrıştı. Ben onları da çektim. Aklıma başka soru gelmediği için "Okumayı seviyor musunuz? Öğretmeninizi seviyor musunuz?" gibi manasız sorular sordum. Tabii ki "Seviyoooruz" diye bağırdılar. Onlar da bana öğretmen olup olmadığımı sordular. Hayır, öğretmen değildim. Onlar büyüyünce ne olacaklardı? Öğreeeetmen. Peki ben kimdim? Gazeteci. "Ben de büyüyünce gazeteci olacağım", "Ben de olacağım", "Ben de olacağım"...
Büyükler kırmızı kurdeleyi kesip de okula girdiklerinde, ben köyü gezmeye çıktım.
Köy? Burası köy mü?
Buraya bir okul yapmaları iyi olmuş, olmuş da...
Buraya okul yapmak yeterli değil, önce buraya bir köy yapılması gerekmez mi?


manik depresif köşe

Bugün yılın son günü, bayramın ilk günü... Yıl sonu mavrası çeviremeyeceğim, ne de bayram muhabbeti yapasım var.
Herkes neyi kutluyorsa, herkese kutladığı şey kutlu olsun. Kurban bayramı münasebetiyle kesilen koyunlara, danalara ve yılbaşı gecesi yenecek tavuklara, hindilere rahmet, tabii vejetaryenlere de sabır diliyorum.
Yeterince depresif bir bayramlaşma-yıllaşma oldu mu bu?
Tamam o zaman.
Şimdi çıkın depresyondan.
Ben çıkı-yorum, çıkı-yorum, çıkkıdı çıkkıdı, çıııık... Çııık-tım!



PAZAR
2007 Türkiye'ye neler getirecek?
Üç nesildir Altan ailesinin avukatı
Nasıl "artiz" oldum?
Ertesi gün ne yapmalı?
"Bergama'yı isteyen alacaklılar Osman Hamdi ile temas kurdu"
Bakakalırız giden yılın ardından
Pandora'nın kutusu 2006!
Kişisel bir yıl sonu bilançosu:
Mutfağında yemek pişirilmeyen lokanta
Katolik inancına mensup kitle kan kaybediyor
Sağlığınız bayrama kurban gitmesin
Siz bir köyün resmini çizebilir misiniz, büyükler?
Bu yıl yeni yerler keşfedin
2006'nın içkide şeref listesi





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet