|
 |
|
|
Beş yıl sonra hedeften sapan ilk ama tek haneli enflasyon
Hükümet geçen aralık ayında enflasyonu düşük tutarak 12 aylık enflasyonun tek hanede kalması için çok çaba gösterdi. Yapılması gereken kamu zamları ve dolaylı vergi artışları bu yıla ertelendi. TL'nin ABD doları karşısında hızla değer kazanmasına da seyirci kalındı.
Bu çabalar meyvesini verdi ve aylık Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) artışı piyasaların da beklentisinin altında 0.23 gibi oldukça düşük bir seviyede gerçekleşti. 2006 yılında 12 aylık TÜFE artışı da yüzde 9.65 oldu. Piyasalar tek haneli enflasyonu kutlamaya başladılar.
Oysa bu artış sene başındaki hedefin yüzde 93, 2005 yılında gerçekleşen enflasyonun da yüzde 25 üstünde. Bu oldukça ciddi bir kırılganlık. Türkiye 2001 yılından bu yana uyguladığı ekonomik program kapsamında sadece iki makro hedef belirlemektedir. Bunlardan biri kamu kesiminin faiz dışı fazlası, diğeri de TÜFE'deki 12 aylık artıştır.
Her yıl hedefin altında gerçekleşti
Türkiye 2002 yılından başlayarak her yıl enflasyonu sürekli hedefin altında gerçekleştirmiştir. Bu performans, bir yandan uzun yıllar boyunca tutmayan hedefler nedeniyle devletin koyduğu ekonomik hedeflere yitirilen güveni yeniden sağlamış, diğer yandan da enflasyon hedefini bir çapa haline getirebilmiştir. Ekonomiyle ilgili belirsizlik algılamasını azaltan bu gelişme son yıllarda kesintisiz gerçekleşen yüksek büyüme hızlarının da önemli belirleyicilerinden biri olmuştur.
2006 yılında 2001 yılından sonra ilk defa, gerçekleşen enflasyon hedeften neredeyse yüzde 100 oranında sapmıştır. Bu başarısızlığın beş yıl boyunca uygulanan örtük enflasyon hedeflemesinden, açık enflasyon hedeflemesine geçilmesiyle birlikte yaşanması da önemli bir güven kaybına yol açmıştır.
Dışarıda AB çapası gevşerken, içeride de enflasyon çapası gücünü kaybetmeye başlamıştır. Bir yandan yükselen cari açık, diğer yandan artan enflasyon Türkiye'nin benzer ekonomilerden giderek ayrışmasına neden olmaktadır.
Yüksek faiz ve değerli YTL
Hükümet enflasyonu yüksek faiz ve değerli YTL politikası ile tekrar rayına oturtmayı benimsemiş ve yüzde 4 gibi çok iddialı bir enflasyon hedefini tutturmayı tamamen para otoritesine havale etmiş görünmektedir.
Çünkü önümüzdeki yılın maliye politikası hedeflerinde bu yıla göre bir gevşeme söz konusudur. Bu yaklaşım kaçınılmaz olarak cari açığın iyice rotasından çıkmasına yol açacaktır. Yabancıların artık tamam deyip de dışarıdan kredi girişlerinin yavaşlatması halinde ise YTL'nin değer kaybetmesi yönünde baskı olacaktır.
Para otoritesi bu durum karşısında faizleri düşürme esnekliğini kaybedecek, hatta artırmak zorunda kalacaktır. Bu, dengeleri daha da kırılgan hale getirecektir.
Ancak enflasyon ve cari açık arasında sıkışan hükümet bu durumun çok da farkında değildir. Merkez Bankası'nın güvenilirliği hem bankaya başkan atama sürecinde hükümetin hataları hem de enflasyondaki sapma nedeniyle yıpranmıştır.
Oysa hükümet bu güvene en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde onu daha da yıpratacak, bankayı İstanbul'a taşıma kavgasını yeniden alevlendirmekten hiç çekinmemektedir. Bu tavır önümüzdeki yılın ekonomik gelişmeleriyle ilgili olarak verilen iyimser mesajları çok çabuk çocuk masalına dönüştürmektedir.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|