|
 |
|
|
İnci Kefali, Vanlı kızları okullu yaptı
Dün Radikal'deki şu haberi görünce gözlerim parladı:
"Dünyada sadece Van Gölü'nde yetişen İnci Kefali, daha iyi değerlendirilmesi için kadınlara emanet edilecek. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından hazırlanan ve Doğu Anadolu Kalkınma Programı'na sunulan proje kapsamında, İnci Kefali kadınlar tarafından evlerde işlenecek; balık burger ve köfte haline getirilecek. Avrupa Birliği'nden 80 bin avro maddi destek sağlayan 1 yıllık projenin temel amacı, İnci Kefali'ni marka haline getirmek."
Ben İnci Kefali'yle ilk kez 2 yıl kadar önce, Garanti Bankası'nın Anadolu Buluşmaları çerçevesinde Van'a gittiğimizde tanıştım. Tekneyle Van Gölü'nde dolaşırken rehberimiz, 90'lı yıllara kadar neredeyse nesli tükenmiş olan İnci Kefali'nin, birkaç özverili insanın çabasıyla nasıl yeniden "hayata döndürüldüğünü" anlatmıştı.
14 bin kişi geçiniyor
İnci Kefali, dünyanın en büyük soda gölü olan Van Gölü'nün tuzlu - sodalı sularında yaşayabilen tek balık türü. Ancak gölün tuzlu - sodalı suları üremesine uygun olmadığı için, ilkbaharda yumurtlamak için göl çevresindeki akarsulara göç ediyor.
90'lı yılların ortalarına kadar Van'da balıkla ilgili yapılan çalışmalarda, gölün balık yaşamı için uygun olmadığı, bu yüzden balığın sadece akarsuların Van Gölü'ne döküldüğü yerde yaşadığı gibi yanlış bilgiler aktarılmaktaymış.
Bugünse İnci Kefali, Türkiye'nin tüm iç sularından avcılıkla elde edilen 45 bin ton iç su balık üretiminin tek başına dörtte birini karşılıyor ve 14 bin insana geçim sağlıyor. Kişi başına milli gelirin 1000 dolar, her 3 kişiden 1'inin işsiz olduğu Van için çok önemli bir değer.
İnci Kefali meselesine ilk baş koyan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Doğa Gözcüleri Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Sarı olmuş. 1993'te üniversite devlet işbirliğiyle İnci Kefali'ni kurtarmak için kolları sıvamış, yıllarca uğraştığı halde sonuç alamamış. Bu kez merkezinde devletin olduğu yaklaşımdan vazgeçip, köylüler ve toptan balık satıcılarıyla bir çalışma başlatmış, ama devlet ona da set koymuş.
STK, kamu ve balıkçı
1999 sonunda Şahika ve Asaf Ertan çifti devreye girince, Doç. Dr. Sarı'nın 6 yıllık çabaları, ete kemiğe bürünmüş: İnci Kefali için merkezinde STK'ların (sivil toplum kuruluşları) yer aldığı, ancak kamu kurumları ve balıkçıların da desteğinin alındığı bir çalışma başlatılmış.
1) Öncelikle balıkçı köylerini düzenli aralıklarla dolaşarak, bıkıp usanmadan yanlış avcılığın zararlarını anlatmışlar.
2) 2001'de Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı - Küresel Çevre Fonu / Küçük Destek Programı, geliştirilen projeye destek sağlamış.
3) 2002'de BM'nin 'Dünyadaki En İyi Uygulama" örneklerinden biri seçilmiş.
4) Bir sonraki aşama olarak, köy köy dolaşarak kadınlara doğru ve dengeli beslenmede balığın önemini anlatmışlar.
5) Kadınlara dönük eğitim çalışmalarının yürütüldüğü köylerde son 3 yıldır bebek ölüm oranları düşmeye, kızların okula gitme oranı artmaya başlamış.
Özetle İnci Kefali'nin korunması için başlatılan çalışmaların, aslında küçük bir kırsal kalkınma modeline dönüştüğünü pekâlâ söyleyebiliriz.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|