|
 |
|
|
Kenti korumak hepimizin görevi
Satır Arası / Deniz Sipahi
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu, 4 Ocak Perşembe günü yazdıÇım yazıyla ilgili bir açıklama yollamış. Belli ki yazdıklarıma alınmışlar. Ama İzmir'in birçok konusunu köşeme taşımış, haber yapmış; daha doÇrusu İzmir'in korunmaya deÇer deÇerlerini en az SİT Kurulu, en az odalar kadar savunmuş bir kişi olarak içim çok rahat.
Açıklama uzun, bir özet yapıyorum.
* * *
"5226 sayılı yasanın getirdiÇi yeniliklerden biri, ilgili meslek odalarının, Koruma Bölge Kurulu toplantılarına gözlemci olarak katılabilmelerine olanak saÇlamasıdır. Sözkonusu kurul toplantısının olduÇu gün, temsilcimiz kişisel mazereti nedeniyle bazı maddelerin görüşüldüÇü sırada bulunamamıştır. Ancak zaten, bu tür toplantılarda oda temsilcileri yasanın tarif ettiÇi biçimiyle, gözlemci sıfatıyla bulunmakta, görüş beyan edememektedirler.
Ege Palas konusunda yapılan size göre sert açıklama, gücünü hukuksal zeminden ve bilimsel deÇerlendirmeden almıştır. Bize göre kurul, eÇer bu bina ölçeÇindeki hukukun emrettiÇi gereÇi yerine getirmekte, geniş kapsamlı bir deÇerlendirmeye gereksinimi olduÇu gibi bir tereddüt nedeniyle yerine getiremediyse, yani bir başka deyişle bölgedeki tescilli binaların deÇerlerinin korunmasını deÇil, çevresiyle sokak ya da bölge ölçeÇinde bir korumaya gereksinim bulunduÇunu tespit ettiyse o zaman bunun yolu bölgeyi kentsel sit ilan etmektir. Koruma bilinci, tarihsel bir görev ve sorumluluk gerektirir. Her şeyden önemlisi ilkeli olmayı gerektirir..."
Ben de tam bunu söylüyorum.
İlkeli olmayı...
Arşivlere girip bakalım; kaç yazı yazdıÇımı tam hatırlamıyorum. Ama odaların medyatik olaylara takılıp kalmaması gerektiÇini, kentin deÇişik yerlerini örnek göstererek İzmir'in yaÇmalandıÇını adres vererek gösterdim. Ve odalarımızdan şehircilik ilkelerini dikkate alarak seslerinin daha fazla çıkmasını istedim. Başkanlara baskı yapmalarını, kamuoyunu aydınlatmalarını, doÇru bildiklerini söylemelerini, gerekiyorsa demokratik bir tavır sergilemelerini istedim. Ama beklediÇim tepkiler ne yazık ki çıkmadı. Sadece ben deÇil aslında birçok meslektaşım da benzer çaÇrılar yaptı; "Güzel İzmir"in güzelliÇinin şiirlerde, şarkılarda kaldıÇını, kentin belirli bölgeleri dışında Anadolu'nun herhangi bir şehrinden farksız hale geldiÇini söyledik. Yine ses çıkmadı. Bir, iki deÇil; onlarca yazı...
* * *
Lütfen konuyu Ege Palas meselesi olarak algılamayın. Çünkü Ege Palas bizlerin deÇil, yargının işidir. Herhangi bir yanlış varsa; yanlışın yerine doÇruyu koymak bu kenti yönetenlerin işidir. Konunun hepimiz takipçisi olmalıyız. Önemli olan bütünü görebilmek ve planlayabilmektir.
Daha açık yazalım. GündoÇdu'dan limana kadar olan bölgede gökdelenler yükseliyor. Bu bölgenin kimliÇi deÇişiyor. Demek ki, geç kalmadan ve yeni yanlışlar ortaya çıkmadan yeniden bir plan ihtiyacı ortaya çıkmış. Ben kurulun yaptıÇı açıklamayı okuduÇumda bunu anlıyorum. Zaten Mimarlar Odası'nın, Şehir Plancıları Odası'nın yaptıÇı açıklama üzerine yorumu şöyle oluyor.
"Koruma Kurulu'nun son kararının bölgede yeni yüksek yapı taleplerinin önünü açacak şekilde yorumlanmaması gerekir. Kentin yüksek yapı bölgesi olarak Alsancak Liman Arkası-Turan bölgesi belirlendi..."
Araştırıp sordum.
Kurul toplantılarında oda temsilcilerinin istedikleri zaman görüşlerini bildirdiklerini öÇrendim. Yani oy hakları yok ama söz hakları var. Şehir Plancıları Odası temsilcisinin kişisel mazeretinin o günkü toplantıya denk gelmesi talihsizlik olmuş. Ben söz hakkının da önemli olduÇunu düşünüyorum.
Şehir Plancıları Odası Türkiye'nin geleceÇi için olmazsa olmaz kurumlardan biri.
Mimarlar Odası da öyle...
ÖrneÇin ben her ikisinden de İzmir'e yakışacak ve bu kenti bir marka şehir yapabilecek büyük projeler ortaya koymasını bekliyorum.
Sadece ben deÇil, hemen herkes...
Sözün özü şu...
İzmir hepimizin; bu kenti güzelleştirecek, deÇerlerimizi koruyacak her adıma destek olmalıyız.
Elbette İzmir'in gerçeklerini de unutmadan...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|