Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye yeni AB stratejisi hazırlıyor


Önümüzdeki çarşamba günü Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Devlet Bakanı Ali Babacan, bazı üst düzey bürokratlarla AB konusunda bir "strateji toplantısı" yapacaklar. Amaç: 2013 yılına kadar uzanan 6 yıllık dönem için bir "yol haritası" çizmek, yani bu süre zarfında AB ile uyum sağlayacak siyasi, ekonomik ve sosyal reformları belirlemek...
Bu stratejinin arkasındaki fikir şu: AB ile ilişkilerde büyük zorluklar, sıkıntılar yaşanıyor. Türkiye aslında müzakere sürecinde 34 faslı ele alacak noktaya geldi ve de özellikle Kıbrıs Rum kesiminin ve AB'deki bazı yandaşlarının çıkardığı engeller yüzünden bu başlıkların bir kısmı masaya gelemiyor veya gelmesi beklenen dosyaların da rafa kaldırılmasına çalışılıyor.
Türkiye bu konuda ne yapabilir? Ya AB'ye küser, müzakerelere ara veya son verir ya da AB'nin dosyaları "açma-kapama" kararını beklemeden, bunları bizzat kendisi masaya yatırır ve gerekeni yapar...
Hükümet, bu ikinci şıkkı seçmiş bulunuyor. Bir yetkilinin deyişiyle, "Onlar hazır değillerse, biz hazır olmalıyız"...

Kendi arzumuzla...
Bu akılcı, doğru bir yol. Madem ki AB ile bütünleşmeyi büyük bir "çağdaşlaşma projesi" sayıyoruz ve madem ki AB'nin standartlarını benimsemeyi ve uygulamayı -sık sık tekrarlandığı gibi- "onlar istediği için değil, Türk halkı istediği için" arzuluyoruz, o halde bu "dönüşümü" -AB'den gelebilecek çatlak seslere rağmen- kendimiz gerçekleştirmeliyiz.
Bu bağlamda siyasi liderlerin kamuoyuna verecekleri mesaj çok önemli. AB'ye karşı düş kırıklığı, hatta öfke duyulabilir. Ama AB'ye kızıp bunun acısını AB standartlarından ve sonuçta çağdaşlaşma projesinden çıkarmak, "imama kızıp oruç bozmaya" benzer...
Şu da bir gerçek ki, son zamanlarda Türkiye birçok önemli reformları "AB motivasyonu" sayesinde gerçekleştirmiştir. Meclis de, AB ile belirlenen takvime yetiştirilmek üzere, birçok uyum yasalarını gece gündüz çalışarak çıkarmıştır.
Şimdi tasarlanan yeni strateji, aslında AB ile müzakere edilmesi gereken düzenlemelerin ve değişikliklerin bizzat kendi inisiyatifimizle (sanki karşımızda AB yetkilileri oturuyormuş gibi) masaya yatırılmasını ve gereken kararların alınmasını öngörüyor.
Türkiye bunda başarılı olursa, 2013'te rahatlıkla "Biz hazırız, karar sizindir" diyebilecektir...

Yola devam
Bu yıl AB ile ilişkilerde belki de geçmiş yıllardan daha çok zorluklar yaşanacak.
Her ne kadar aralık zirvesinde askıya alınan 8 fasıl dışındaki diğer dosyaların müzakeresi "serbest" bırakıldıysa da, bunların da engellenmesi tehlikesi var. Nitekim, başta açılması öngörülen "İşletme ve Sanayi" ile ilgili dosyanın akıbeti daha henüz belli değil.
Aynı şey, "Kuzey Kıbrıs ile direkt ticaret" konusunda verilen söz için de geçerli. Bu yönde bir hareket olup olmayacağını bu ay -muhtemelen dışişleri bakanları toplantısında- göreceğiz.
Yılbaşında AB'nin dönem başkanlığına Almanya geldi. Bir Alman diplomatının deyişiyle, yeni başkanlığın öncelikleri, AB'nin iç bünyesi ve temel ortak politikalarıyla ilgili sorunlar ve projelerdir. Anayasa, enerji, çevre, terör, organize suç, ekonomik sorunlar gibi...
Türkiye ile ilişkiler bu öncelikler arasında yer almıyor. Öyle görünüyor ki, Almanya -Türkiye'deki seçimleri de göz önünde tutarak- Ankara'dan örneğin Kıbrıs bağlamında limanlar konusunda bir hareket beklemiyor ve dolayısıyla yeni bir inisiyatif düşünmüyor.
Bu, Türkiye için bir "hareketsizlik dönemi" olabilir. Yeter ki, bir sürtüşme ve kriz dönemi olmasın...
Bu durumda Türkiye'nin yapacağı en iyi şey de, kendi yeni stratejisiyle yoluna devam etmektir.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Siyaset, ordu, yargı
DİYELİM Kİ mayıs ayında Meclis basiretsiz dav...
Çetin ALTAN
Hamsiyi koydum ta.. ta.. tavaya...
Sabahın erken saatlerinde ortalık henüz sakin...
Melih AŞIK
Neden asıldı?
Saddam'ın idamı tartışılıyor. Daha tartışılac...
Fikret BİLA
Edip Paşa: Az da olsa umudum var
Başbakan Erdoğan'ın, PKK konusunda ABD'yi ele...
Hasan CEMAL
Tarih korkusu!
Düşündürücü bir yazı girişi... "Hepimizde aşa...
Abbas GÜÇLÜ
Güzel yazı, güzel konuşma
Temel eğitimin amacının ne olduğunu, dün, tra...
Semih İDİZ
Bulgaristan ve Romanya'nın 'üçüncü sınıf' AB üyelikleri
AB üyeliğinin sevincini yaşayan Bulgar ve Rom...
Sami KOHEN
Türkiye yeni AB stratejisi hazırlıyor
Önümüzdeki çarşamba günü Dışişleri Bakanı Abd...
Metin MÜNİR
Sümbül bayan, Allah diyen aslan...
Sümbül Hanım bayramda Türk Hava Yolları ile B...
Hasan PULUR
Telif vergisinin dünü, yarını...
1998'de Meclis'e "vergi reformu" adında bir t...
Derya SAZAK
Kuran'lı yemin
ABD'de Demokratların çoğunluğa geçtiği Temsil...
Meral TAMER
Huntington'a karşı Amartya Sen
Yeni yılın ilk gününe Nobel ödüllü ünlü Hintl...
Yaman TÖRÜNER
Gayrimenkul yatırımı
Önceki hafta, Donald J. Trump'ın gayrimenkul ...
Güngör URAS
Merkez'in brüt rezervi 10 milyar dolar arttı
Merkez Bankası'nın döviz rezervi, bankanın se...

© 2006 Milliyet