|
Telif vergisinin dünü, yarını...
1998'de Meclis'e "vergi reformu" adında bir tasarı geldi, iktidarda koalisyon vardı. Tasarıya son anda bir madde eklendi ve yasalaştı.
Maliye Bakanlığı DSP'deydi, eklenen madde, tasarıya Maliye Bakanı'nın "katılıyoruz" görüşüyle girmişti.
Madde, yazı yazan, roman yazan, makale yazan, resim çizen, heykel yapan herkese inanılmaz mali yükümlülük getiriyordu.
Kimse ne vergi kaçırıyordu, ne de verginin indirilmesini istiyordu.
Neydi madde?
Her yıl, bir makale ya da şiir yazan kişi dahi, vergi dairesine başvuracak, kaydını yaptıracak, defter tasdik ettirecek, vergi levhasını asacak, geliri olmasa bile, her ay KDV, üç ay da bir de geçici vergi, yıllık gelir vergisi beyannamesi verecekti.
* * *
O günleri çok iyi hatırlıyoruz, bizim dediğimiz şuydu:
"Telif gelirinden aldığınız vergi oranını artırın daha çok vergi alın, ama bizi makbuz bastırmaya, levha asmaya mecbur etmeyin, vergiyi kaynağından, yani telif ücreti ödenirken kesin!"
Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'di, bir adım bile atmaya niyeti yoktu, zaten yasa da çıkmıştı.
Ama kıyamet de kopuyordu...
* * *
BU maddeyi son anda teklif edenler kimlerdi?
Biz de bunun peşine düştük, altındaki imzalardan biri rahmetli Ahmet Piriştina'ydı, o zaman milletvekiliydi, eski dostumuz, yakaladık:
"Başbakan Ecevit şair; sanatla, kültürle yakın bağı var, siz ise sanatın ve sanatçıların dostu, nasıl yaptınız bunu?"
Anlaşıldı ki, Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'in ısrarına dayanamamış, teklifi imzalamış, elinden gelse imzasını geri alacak...
Biz gereken hazırlığı yaptık, hatta özel bir muhasebeciyle bile anlaştık, bir iki ay sonra uygulamadan vazgeçildi.
Peki, nasıl oldu bu iş?
* * *
"VERGİ profesörü" Şükrü Kızılot konunun perde arkasını "Patlıcanın Dalkavukluğu"nda anlatıyor. (x)
Başbakan Yardımcısı ve o tarihte Ecevit'in sağ kolu olan Hüsamettin Özkan arar:
"Hocam, bu maddeyle başımız dertte, büyük tepki var, size Sayın Başbakanımızın talimatıyla telefon ediyorum, şuna bir çare bulalım, seçim yaklaştı, yalnız benden kanun istemeyin, çünkü Meclis tatile girdi."
* * *
EEEE, nasıl olacak bu iş?
Bir kanunu, ancak başka bir kanun yürürlükten kaldırmaz mı?
NE demişler "maliyeci" isterse deveyi iğne deliğinden geçirir, isterse deveyi han kapısından içeri sokmaz!
Prof. Dr. Şükrü Kızılot da maliyecilerin hocası, ne yapılacağını, nasıl yapılacağını Bakan'a anlatır:
"Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257. maddesi, Maliye Bakanlığı'na defter tutmayı kaldırma yetkisi veriyor. Bu yetki kullanılırsa sorun büyük ölçüde çözülür. Siz yetkililere talimat verin, onlar bu maddeyi çok iyi bilirler."
Hiç bilmezler mi, tebliğ bir hafta sonra yayımlandı.
Biz de defter tutmaktan, levha asmaktan, beyanname vermekten kurtulduk.
* * *
YALNIZ Kızılot Hoca'nın yeni bir müjdesi var!!!
IMF telif kazançlarına takmış!
Bu müjde yeter mi?
———-
(x) Yaklaşım Yayıncılık.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|