|
Huntington'a karşı Amartya Sen
Uygarlıklar çatışması tezine karşı yazdığı Kimlik ve Şiddet adlı kitapta Sen, Erdoğan'ın pek sevdiği "uygarlıklar buluşması" tezine de itiraz ediyor
Yeni yılın ilk gününe Nobel ödüllü ünlü Hintli iktisatçı Amartya Sen'in yeni kitabı Kimlik ve Şiddet (Identity and Violence) ile merhaba dedim.
7 - 8 ay önce dünyada piyasaya çıkan kitap, Zülfü Dicleli'nin isabetli seçimi ve titiz çalışmasıyla Türk Henkel'den yılbaşı armağanı olarak geldi.
Batı'nın düşünce sistematiğini çok iyi özümsemiş bir Hintli olan Sen, bu sürükleyici felsefi yapıtında şiddetin ve vahşetin, kaçınılmaz nefret kadar kafa karışıklığının da ürünü olduğunu söylüyor.
Huntington'un son dönemde pek revaçta olan "Soğuk Savaş sonrası dünyada temel çatışma, medeniyetler arasındadır" tezine karşı kaleme aldığı kitapta Sen, insanların din eksenli tek bir kimliğe indirgenerek "uygarlık kutucukları"na yerleştirilmesine şiddetle itiraz ediyor. Ve tek bir kimliğe indirgenmenin, insanları bir anda çatışmanın bir parçası haline getirebileceğine işaret ediyor.
Kimliğimiz çoğuldur
"Sorunlu dünyamızda uyumlu yaşamamızın dayanağı, kimliklerimizin çoğulluğudur," diyen Amartya Sen, kendisini okuyucuya şu kimlikleriyle tanıtıyor:
"Aynı anda hem bir Asyalı, hem Hindistan vatandaşı, hem ataları Bangladeşli bir Bengalli, hem Amerika ya da İngiltere'ye yerleşmiş bir kişi, hem bir iktisatçı, hem amatör bir felsefeci, hem bir yazar, hem bir Sanskritçeci, hem hararetli bir demokrasi ve laisizm taraftarı, hem bir erkek, hem bir feminist, hem bir heteroseksüel, hem bir eşcinsel ve lezbiyen hakları savunucusu, hem de Hindu geçmişi olan ama dinsel bir yaşam tarzı olmayan, Brahman olmayan ve ölümden sonraki yaşama inanmayan (ayrıca eğer sorulacak olursa, doğumdan önceki yaşama da inanmayan) bir kişi olabilirim.
Üstelik bu benim aynı anda ait olabileceğim çeşitli kategorilerin sadece küçük bir örneklemidir."
Müslümanlara yakın
Henüz 11 yaşındayken bir Müslümanın öldürülmesine tanık olan Amartya Sen, o günden sonra hep Müslümanlara yakın olmuş; İslam dini üzerine kafa yormuş, hatta Hindistan'daki 145 milyon Müslüman azınlığa hep destek vermiş:
"Dünyadaki diğer insanlar gibi Müslümanların da çok farklı ilgi alanları vardır ve bütün önceliklerinin ve sahip oldukları değerlerin tek bir İslam kimliği içine sığdırılması gerekmez. Dinin, her şeyi kapsayan, dışlayıcı bir kimlik olması şart değildir!"
Amartya Sen, Huntington'un uygarlıklar çatışması tezi kadar, Başbakan Erdoğan'ın dilinden düşürmediği uygarlıklar buluşması tezine de karşı; çünkü:
"Uygarlıklar çatışması teorisinin muhalifleri bile insanları, Huntington'un kategorileştirdiği şekilde Batı dünyası, İslam dünyası ya da Hindu dünyasının üyeleri olarak görüyorlar. Ve dünya nüfusunu bu tekil sınıflandırmaya tabi tutup, uygarlıklar kutucukları içine yerleştirilmelerini kabullendikleri için de, Huntington'un teorisinin zihinsel temelinin desteklenmesine fiilen katkıda bulunmuş oluyorlar."
Sen'in kitabı hem çok güncel, hem çok lezzetli ve yer yer hayli kişisel. Benim için 2007'nin ilk 2 gününde bundan daha iyi bir beyin jimnastiği olamazdı.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|