|
 |
|
|
Mehmet Ali Erbil'i artık "yok" sayıyorum!
Mehmet Ali Erbil'in yaptığı türden seviyesiz esprilere ancak kocasını aldatması kuvvetle mümkün ya da zaten aldatmakta olan kadınlar kıkırdayabilir!
www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88
Parmak arası reklamlar", "üflettir", "pompala hadi", "dokundur", "Şu an üzerinde ne var?", "Kimin üstünde kırmızı don var?", "Hangi erkeğin bacakları daha güzel?" türü vıcık vıcık "esprilerle" şovmen olunuyorsa sormadan edemem ben: "Bu adam sahiden şovmense bu ülkede nasıl insanlar yaşıyor?"
İnsan sabah sabah nasıl bir ruh haliyle Mehmet Ali Erbil'i seyreder ki?
Peki hangi kadınlar böyle birine gülebiliyor?
Hangi erkekler eşleriyle böyle bir şovu izlemeye gidip bacak yarışmasına katılıyor?
Hangi erkekler karısı bu şovu seyrederken onu terk etmeyi düşünmüyor?
Elbette verilecek cevap çok...
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Mehmet Ali Erbil'in yaptığı türden seviyesiz esprilere ancak kocasını aldatması kuvvetle mümkün ya da zaten aldatmakta olan kadınlar kıkırdayabilir! Yoksa, "Evde bir erkekle samimi bir pozisyonda üzerinizde bornozunuzla otururken birdenbire içeriye kocanız girse ona bu durumu nasıl açıklarsınız?" cinsi bir şeye dakikalarca sahne yaratmaya çalışan, bunun üzerine kafa yoran bir kadının nasıl bir kıkırdama nedeni olabilir ki?
Ahlakçılık mı yapıyorum?
Hayır!
Tepkim, esprilerindeki cinsel dokundurmalara değil. Cinsel ima güldürmek için garantili bir yol. Ortaçağın gezgin soytarıları da açık saçık mizah yapardı. Ama bu mizah sosyal bir işlevi yerine getirir, muhalifleşirdi. Bu tür mizahı ustalığa taşıyanları gördük: Coluche gibi, Gainsbourg gibi, bizde de belki Huysuz Virjin gibi. Onların esprilerindeki cinsel ima zeka yüklüydü ve genellikle insanların ikiyüzlülüklerini suratlarına çarpardı. Onların karşısında gülmek, biraz da arınmaydı.
Ama Erbil'in esprileri sadece bayağı. Daha da kötüsü, kökleşmiş özgüven eksikliği ve bunun sonucu olarak da değersizleşmenin ikiyüzlü bir biçimde meşrulaştırılmasından ibaret. Ergenlikte takılıp kalmış bir toplum muyuz?
Bu ülkede yaşayan, televizyon seyreden ve yazan biri olarak, tahammül edemediğim bu bayağılaştırmayı protesto ediyorum! Ve Mehmet Ali Erbil'i artık "yok" sayıyorum!
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Cinsellik bayağı değildir. Ama bayağılaştırılmış cinsellik, cinselliğin değerini yok eder.
İyi oyunlar herkese...
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
"Pişman olduğunu ve evlenmek istediğini söylüyor, ne yapmalıyım?"
Aldatıldım, yalanlara maruz kaldım, maddi olarak sömürüldüm ve ayrılmayı ben istedim... Uzun zaman geçti ve karşılaştık, beni sevdiğini, pişman olduğunu ve evlenmek istediğini söylüyor, ne yapmalıyım? Lütfen yardım edin, karar veremiyorum ama onun niyeti ciddi ve çok pişman. Lütfen cevap yazın, ben bu işin içinden çıkamıyorum, bunalımdayım... Şimdiden teşekkür ederim.
Derya O.
* * *
Derya hanım, maalesef yazdığınız şeyler; aldatmak, yalan söylemek, maddi yönden sizden yarar sağlaması, bunların hepsi onun zayıf karakterli biri olduğunu gösteren şeyler. Siz de eminim canınıza tak ettiği için onu terk ettiniz. Mektubunuz, bunların değişeceğine sizin de pek ihtimal vermediğinizi gösteriyor. Ama kendinize güveniyorsanız ve "Bunlarla baş edebilirim, onu değiştirebilirim" diyebiliyorsanız, neden onunla evlenmeyesiniz? Yalnız sakın unutmayın, asıl gücünüzü kendinize inanmanız ve güvenmenizden alacaksınız.
Kılavuz Karga Oyunu!
Kadın: Ne dedin sen?! Şırrakkk!
Erkek: Espri yapmaya çalışıyordum...
* * *
Erkek: Mehmet Ali Erbil'i seyrediyor musun?
Kadın: Aşk olsun! Seni aldatmayı aklımdan bile geçirmem!
Küçük Oyun Köşesi!
Sevgiliye dinlemeyi öğretme oyunu!
Siz konuşurken sözlerinizi can kulağıyla dinlemeyen bir sevgiliniz varsa işte ona eziyet ede ede kendinizi nasıl dinleteceğinizin en kısa yolu: Sevgilinizle kalabalık ve gürültülü bir yerde randevulaşın. Telefonda onu bekleyeceğiniz kafenin adını da olabildiğince alçak sesle söyleyin, duyamasın. "Nasılsa oraya gidince telefon ederim" diye düşünür. Gelince de sizi bulmak için başlar telefonunuzu çaldırmaya... Açmayın. En aşağı 15 dakika açmayın. Sonra arayın ve "Nerede kaldın" diye azarlayın. "Deminden beri seni arıyorum" derse de "Neden arıyorsun ki, nerede olacağımı zaten söylemedim mi, ne zaman söylediklerimi dinlemeyi öğreneceksin" deyip eğitime başlayın.
Üç derste başarı garanti!
Erkek Köşesi!
Bir kadının kendine güveni olmadığını nasıl anlarsınız?
"Biraz kilo mu aldın?" diye öylesine bile sorduğunuzda günlerce diyet yapmak için her yolu deniyorsa...
Yoldan geçen alımlı bir kadına yan gözle baktığınızda silikon takviyesi peşinde estetik cerrah araştırmasına girişiyorsa...
Seviyesiz cinsel imalı esprilerinize kıkırdıyorsa...
Başka kadınlarla da görüştüğünüzü bilerek "Beni sevdiği sürece ve ben onu sevdiğim sürece birlikte olacağız" diyorsa...
Böyle bir kadının kendine güveni yok demektir.
|
|
|

|