Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Ocak 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir kahve köşesinden 2007 (6)
Umutla gazete filozofu!


Bizim gazete filozofları... Fernando Pessoa'nın deyişi. Bizde o kadar çok var ki. Yoksa ben de onlardan biri miyim? Umut üzerine kırık dökük bazı düşünceleri alt alta sıralamak gazete filozofluğu olabilir mi?
Bilemiyorum.
Ama bir şehirde, bir kahvenin tenha bir köşesinde -ya da ortası fıskıyeli, hurma ağaçlı kimsesiz bir avluda- Pessoa'nın 'Huzursuzluğun Kitabı"yla, bir hafta boyu kendi iç dünyamda inzivaya çekilip 2007'ye ilişkin ahkâm kesmek doğrusu hoşuma gitti.
O şehir Paris olabilir.
Ya da Fas'ın Marakeş'i...
Sabah vakti erken St. Germain'deki kimsesiz bir kahve, Bar du Marche örneğin...
Veya Marakeş'in Medina'sında kırmızı takkeli, beyaz entarili bir Berberinin ut eşliğinde hüzünlü şarkılar okuduğu, ortası fıskıyeli, hurma ağaçlı bir avlu, etrafı çepeçevre yastıklarla döşenmiş...
Sözcükleri birbiri ardına dizmekle ne kadar yazı olur bilmem, ama bir pazar yazısı neden çıkmasın ki...
"Söylemeyi seviyorum" diyor Fernando Pessoa, "Dahası, kelimeleri art arda dizmekten hoşlanıyorum. Kelimeler benim için elle tutulur bedenler, gözle görülür denizkızları, ete kemiğe bürünmüş duyarlıklardır."
Marakeş'in Medina'sında, o uçsuz bucaksız labirentte siyah bol pelerinleriyle birtakım karaltılar, eski şehrin dehlizi andıran daracık taş sokaklarında telaşlı adımlarla yürüyen birtakım gölgeler, sanki hayaletmiş gibi insanı ürpertiyor gece vakti... Kargacık burgacık, girintili çıkıntılı o sokaklarda bavulları taşıyan o eşek arabasının peşi sıra otele gidişimiz de belleğimizden sanırım kolay silinmeyecek.
Sonra, Medina'nın koskocaman taş meydanında yılan oynatanlar, maymun oynatanlar, hatta fare oynatanlar, sürekli takla atıp para dilenen akrobat çocuklar...
Ama not ediyorum:
Marakeş'in sıcak güvercin böreği, üstü pudralı, tatlılı, ağızda dağılıveren o böreğinin tadı damağımıza çakılı kaldı.
Bu Pessoa beni öldürecek:
"Her yeni sonbahar, göreceğimiz son sonbahara biraz daha yakındır. Biz, olmadığımız şeyiz, hayat kısa ve hazin."
Hayat ne kadar kısa ve hazin olsa da, bu fani dünyada umutsuz yaşanmıyor Fernando Efendi!
2007, umut yılı...
Olabilir mi?
Umut beslenebilir de, kırılabilir de, gerçekleşebilir de...
Hangisi?
Önce umut nedir 2007 için, ona bakalım.
Birinci önceliğim:
Çankaya'nın yeni sahibinin sorun olmaması... Böyle bir umut beslenebilir mi? Ben beslemek istiyorum, on birinci cumhurbaşkanının uzlaşma ile seçilmesinin umudunu...
Umut etmek istediğim bir başka konu daha var. Bir seçim yılı içinde olmamıza rağmen ekonomide mali disiplinle bazı yapısal atılımları sürdürmek...
Sonra da, Kuzey Irak'ı göz önünde tutarak söylüyorum, sınır ötesi operasyon alanından uzak durmak...
Birkaç dileğim daha var:
2007'de Türkiye'nin milliyetçilik yarışına değil, demokrasi ve hukuk devleti yarışına sahne olabilmesi... Kıbrıs'ın AB yolunu kesmesine izin verilmemesi...
AB yolu!
Türkiye'nin bu yolu özenle koruması lazım. Çünkü Türkiye'de kriz çıkarmak isteyenler, bu yolu şöyle ya da böyle kapatmanın peşindeler. Prof. Baskın Oran'ın şu sözlerinin altını bir pazar günü çizmekte yarar var:
"Avrupa Birliği sürecinin Türkiye'ye yaşattığı dönüşüme karşı çıkanlar bölücülük yapıyor. 'Böldürmeyiz!' diye diye yapıyor bunlar bölücülüğü. Cumhuriyet ve demokrasiyi birbiriyle çatışan taraflar olarak gösteriyorlar. Cumhuriyeti kurtarmak için demokrasiyi feda etmek istiyorlar. Oysa tam tersi, demokrat olmayan bir cumhuriyet bölünmeye mahkûmdur. Türkiye, yukarıdan iki devrim yaşadı. Bir, 1920'lerdeki Kemalizm. İki, 2000'lerdeki AB'ye uyum süreci. AB süreci birinci devrimin devamıdır. Bugün ikinci devrimi engellemek isteyenler, insanları, 'Türk düşmanları geliyor!" diye korkutuyorlar."*
Bir başka deyişle:
AB yolu açık tutulmalı!
2007'de umut kırıklığına uğramak istemediğim bir konu daha var. 1990'lı kayıp yıllara damgasını vuran o 'zayıf koalisyon hükümetleri'nin bir daha hortlamasını, yani seçim sandığından çıkmalarını gönlüm hiç istemiyor.
Kısacası:
'İstikrar'dan yanayım!
Her şeyin başı bu siyasal istikrar. Türkiye bunu kaybederse yazık olur. Bu haftaki altı yazımın özeti bu...
Son söz Fernando Pessoa'dan:
"Mutsuzluğunun farkında olmayan bunca insanın mutluluğu beni ürpertiyor."
İyi pazarlar!
——————-
* Neşe Düzel röportajı, Radikal, 2.10.06, s.6.

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı
Nasreddin Hoca'ya sordular:
Melih AŞIK
Schopenhauer...
Alman filozofu Arthur Schopenhauer'in ülkemiz...
Fikret BİLA
Orgeneral Büyükanıt: Adımlar eşzamanlı atılmalı
Genelkurmay Başkanlığı'ndan dün yapılan yazıl...
Hasan CEMAL
Umutla gazete filozofu!
Bizim gazete filozofları... Fernando Pessoa'n...
Abbas GÜÇLÜ
Hobileriniz var mı?
Hafta sonu oldu mu neler yapıyorsunuz? Çalışm...
Metin MÜNİR
Yaralı kartal
Köpek havlamasıyla sigara tiryakisi bir insan...
Hasan PULUR
Gelecek yılbaşı Taksim'e bekleriz...
BUNCA yıl sonra, okurlarımızın, hangi yazımız...
Derya SAZAK
Bir NBA gecesi
Sa-vun-ma... Sa-vun-ma.
Meral TAMER
Diyarbakır'a güneş enerjisi!
Birkaç gün önce Radikal'de garip bir haber va...
Ece TEMELKURAN
Şanlı magazin direnişi
Hülya Avşar, yeni bir sevgilisi olması hasebi...
Osman ULAGAY
Türkiye ekonomisi sınıfta mı kaldı? (1)
Ekonomimizdeki büyüme yavaşlasa da sürüyor, e...
Güngör URAS
Almanlar TIR'ların tekerleğine taş koyuyor
Almanya bizim TIR'cılara yılda 550 milyon dol...
Serpil YILMAZ
Hikmet Çetin: ABD, PKK'yı iç sorun olarak görüyor
Bahçeşehir Üniversitesi "Terör Okulu-3" topla...

© 2006 Milliyet