Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Ocak 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fahişe ama iyi arkadaş, iyi akraba

İngiltere'de seri cinayetlerin ardından sergilenen tavır, fahişelere ilişkin önyargının toplumda biraz olsun kırılmaya başladığını gösteriyor

londra

İngiltere'de yeni seri cinayet tartışması aralık ayının ikinci gününde, İngiltere'nin doğusunda bulunan, sessiz ve sakin bir yer olarak bilinen Ipswich kenti çevresinde bir fahişenin çıplak cesedinin bulunmasıyla başladı. Ardından diğer cesetler birbirini takip etti. 10 günde beş hayat kadının öldürülmesi 19'uncu yüzyıl İngiltere'sini akla getirdi doğal olarak.
Doğal olarak diyorum çünkü İngiltere polisi, 19'uncu yüzyılın sonlarında Londra'da fahişeleri öldürerek ülkeyi sarsan Karındeşen Jack'ten bu yana ilk kez hayat kadınlarının hedef olduğu bu kadar ciddi bir seri cinayet zinciriyle karşı karşıya kaldı. Bu yeni seri katil çok kısa sürede işlediği beş cinayetle bir rekora imza attı ve tarihteki örneğini geride bıraktı.
Seri cinayet kavramının ilk kez ortaya çıkmasına neden olan Karındeşen Jack (Jack The Ripper) 1880'lerde Kraliçe Viktorya İngiltere'sinde yedi fahişeyi altı haftada öldürüp kayıplara karışarak efsaneleşmişti.

Farklı bir tavır
Bugüne dönersek, yaşları 19 ile 29 arasında değişen Ipswich kurbanları da yaşamlarını insanlık dışı bir yöntemle kaybetmişlerdi. Nedense, ölümlerinden sonra onların da birer insan olduklarının aklımızda kalmasına bu sefer izin verildi. Kurbanların uyuşturucu bağımlısı oldukları için fahişelik yaptıkları özellikle basında karşımıza çıktı.
Kurbanlar anne, evlat, kardeş, ailesi ve gelecek için hâlâ ümidi olan kişiler olarak tanıtıldı. İngilizlerin bütünüyle fahişeliğe karşı daha insancıl ve gercekçi bir tutum içinde olduğunu söylemek henüz mümkün değilse de, bu büyük bir değişim.
1981'de 13 kadını öldüren Peter Sutcliff'in ilk birkaç kurbanına fahişe oldukları için gerekli ilginin gösterilmemesi henüz unutulmuş değil. (Fahişe olmayan daha sonraki kurbanları çok daha fazla sansayon yaratmıştı. Karındeşen Jack'in öldürdüğü kadınlarsa yalnızca isim ve meslekleriyle anılır yine de.)
Fahişelik bütün dünyada yaşamın bir gerçeği olmasına rağmen İngilizler bunu yok farz etmeyi tercih eder. Üstelik ticari sekse karşı her zaman derin iştahları ve bunu itiraf etme noktasında büyük karşı koyuşları da dikkat çeker. Bundan dolayı bu sektörü kontrol etmek için parmaklarını bile kıpırdatmamışlardır (Almanya ve Hollanda'da devletin kontrol ettiği genelevler İngiltere'de hâlâ açılamadı).

Viktorya devri
Gerçekte bu tutumun temeli, görünüş öyle olmasa bile, ahlaki sessizliğin hakim olduğu Kraliçe Viktorya devrine kadar gider.
Bu dönemde İngiltere'de açıkça çalışan, kâh iyi kazanan kâh sefil yaşayan çok sayıda fahişe vardı. Her akademik yılın başında fahişeler adeta yığınlar halinde Oxford Üniversitesi'nin civarında toplanırdı. Amerikalı yazar Ralph Waldo Emerson, Londra'daki fahişelerin çokluğu ile ilgili endişelerini arkadaşı Charles Dickens'a aktardığında, ondan "Aptal olma. Erkek seksinde iffet zamanımızda mevcut değil" yanıtını alır.
Viktorya devrinin cinsellikle ilgili kendi içinde çelişkili tutumu, sokakları tarayıp hayat kadınlarını düştükleri "çukurdan" kurtarmaya çalışan dönemin başbakanı Gladstone'da da vardı. Anılarında "kalbin zinası"ndan bahsederken yalnızken günahlarından kurtulmak için kendi kendini kırbaçlıyor olmalıydı Gladstone.
Bu devirde çoğunluk fahişeliğin varlığına gözlerini yummuştu ama aynı çoğunluk gizli gizli bu kadınların servislerini kullanıyordu. Viktorya devri insanları, fahişelik gerçeğini görmezden gelerek hem cinsel dürtüden korkuyor hem de bu dürtüyü tam ve deyim yerindeyse "sapına kadar" tatmin ediyordu.
Fuhuş probleminin olmadığını söylemek veya fuhşu günah olarak görmek, sokaklarda çalışan kadınların yaşamlarının anlaşılmasına engeldi.

Bir klişenin sonu
Bu çifte standardın izleri günümüzde de var. Ipswich'te öldürülen kadınların benzerleri İngiltere'nin her şehrinde, her kasabasında var ve çoğu zaman onlar görmezden geliniyor. En çok onlar öldürülüyor, sürekli şiddet görüyor, ancak "kısa aralıklarla çok sayıda öldürüldükleri zaman" fark edilebiliyorlar.
İngiltere fahişeliği ahlaki bir problem olarak değil, çözülebilir insani ve sosyal bir sorun olarak görmeye başlıyor gibi. Makyajlı, ucuz giyimli, köşe başındaki elektrik direği altında vücudunu satmak için müşteri bekleyen fahişe klişesi, geçtiğimiz haftalarda gazetelerde çıkan fotoğraflarla kırıldı sanki. Bu fotoğraflar kendi halinde, kimi anne olan, kimi partneriyle yaşayan, henüz eroine esir düşmediği günlerde sporda kazandığı kupayı elinde tutan genç kadınları gösteriyordu.
Birçok kişinin bu kadınların sevilen birer arkadaş ve akraba olduklarını söylemiş olmaları da ayrıca sevindirici. Bu da fahişelere ilişkin önyargının İngiliz toplumunda biraz olsun azalmaya başladığını gösteriyor. En azından aile, akraba ve arkadaşlarının gözünde. Belki de dünyanın en eski mesleği, "normal" olmasa bile, "kaçınılmaz" olarak kabul ediliyor nihayet.


PAZAR
"Aşk geçici bir hastalık"
"Kafkaslı'nın kazandığı parayı diğer atlar yiyor"
Bizim kızlar lezbiyen barda
Sting ve Madonna'yı Dolapdere çetesine kattılar
Hayvanlara bilim Nobel'i verilse ödülü onlar alırdı
Dostum, bir şarap parası...
Boynu kırık yeni yıl
Oğlaklara öneriler
İspanya ve Katalunya mutfağı
Fahişe ama iyi arkadaş, iyi akraba
Çek Cumhuriyeti ve Prag
Sebze ve meyve sularını ihmal etmeyin
Güç kimdeyse kıble odur
Zeytin, zeytinyağı; işte Ayvalık!
Çobanaldatan ve şarkı yarışması
İçki servisinde dökülüyoruz





Ahmet Turhan Altıner
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet