|
 |
|
|
Neden Haziran?
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Genel Kurul'un Haziran ayında toplanması gerektiği konusunda bir açıklama yaptı. Bu açıklama içinde öne sürülen gerekçeler ve ortaya atılan iddialar ilk bakışta kamuoyu tarafından masumane ve geçerli nedenlere dayalı gibi görülebilir.
Özellikle "Genel Kurul delegelerinin özgür iradeleriyle kendi kaderini kendisinin belirlemesinden yana olunması gerektiği ve Genel Kurul'da oy kullanma hakkına sahip kulüpler ve delegeler üzerinde, başlatılan baskı ve tehditlerin giderek arttığı" yolundaki açıklamalar demokrasiyi savunan her birey tarafından doğru değerlendirilebilir. Ancak bu açıklamayı yapan zihniyetin de, bu ilkelere bağlı olması ve asla taviz vermemesi durumunda düşünceler geçerlilik kazanabilir.
Anılar canlandı
Ne var ki yapılan bu açıklama ben ve benimle birlikte 26 Nisan 2004 tarihindeki Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Genel Başkanlığı Genel Kurulu'nu yaşayan tüm hakem ve gözlemci camiasının zihninde antidemokratik tavırların nasıl sergilendiği konusundaki bazı anıları bir anda canlandırıverdi.
Bu satırların yazarı genel başkanlık için adaydır. Genel Kurul'un toplanmasına yedi gün kalmıştır ve başka aday yoktur. Dönemin MHK Başkanı Bülent Yavuz, on gün önce yapılan süper lig hakem seminerinde, "Metin Tokat kardeşim bu işi çok iyi yürütmektedir. Adayımız yine kendisidir" diyerek bir açıklama yapmıştır. Ancak bu açıklamaya rağmen bugün, "Genel Kurul delegelerinin özgür iradeleriyle kendi kaderini kendisinin belirlemesinden yanayız" diyen zihniyet düğmeye basmış ve bir hafta içinde Haluk Ulusoy tarafından Mustafa Çulcu, Genel Başkan adayı olarak ortaya çıkarılmıştır.
Talimat verildi
MHK başkanı başta olmak üzere tüm MHK üyelerine Federasyon Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerince "Koşullar ne olursa olsun Metin Tokat, Genel Başkan olmayacak, bir yanlışlık olursa..." talimatı verilmiştir. İşte o andan itibaren inanılmaz bir çalışma ve inanılmaz bir baskı başlamıştır. Hatta bu baskılar tehdit aşamasına geçmiş ve "Metin Tokat'ın listesinde yer alan hakem ya da gözlemciler bu işi bırakmayı göze alsınlar" biçimine dönüşmüştür. 25 Nisan 2006 Pazar gecesi genel kurul öncesi verilen yemekte bütün MHK üyeleri masaları tek tek gezerek hakem ve gözlemcilere bu talimatı bizzat iletmişlerdir. MHK Bölge Sorumlularının toplantıları gece yarılarına kadar sürmüş; hatta baskı o denli büyümüştür ki, bazı MHK üyeleri Kuran'a el bastırmak gibi bir yol bile seçmişlerdir. Ve gece yarısından sonra gelen telefonlardaki bütün söylemler birbirinin benzeridir: "Hocam lütfen beni affet, seni çok sevdiğimi, hep yanında olduğumu biliyorsun ama..."
Burada Cem Papila'nın hakkını teslim etmek lazım. Sözünde durarak iki listeye de girmemiştir. Sonuçta bugün yaşadığı sıkıntının temelinde o günkü dik duruşu yatmaktadır.
İşte özgür irade
İşte bugün demokrasiyi ve özgür iradeyi savunanların öteki yüzünü ortaya koyabilecek kısa bir özet.
Geçtiğimiz federasyon seçiminde Haluk Ulusoy lehine oy kullanarak seçilmesine katkısı olan delegelerden kaçının federasyonda maaşlı olarak çalıştığı, kaçının alt kurullarda görev yaptığını kamuoyu çok iyi biliyor. İşte size demokrasi ve özgür irade...
Neden Haziran? Ki o tarihte de yapılıp yapılmayacağı da belli değil ya.
Ligin ikinci devresinin başlamasıyla birlikte verilecek tavizler çoğalacak. Seçim için imza veren kulüplerle diğerleri arasında oynanacak tüm maçlarda olabilecek masum hakem hatalarının nelere mal olabileceğini düşünmek bile çok zor.
Federasyonun kulüplere tesis yardımı adı altında dağıtacağı paraların hangi kulüplere verilebileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.
Profesyonel Disiplin Kurulu'nun vereceği cezalarda takım farkı gözetip gözetmeyeceği veya Tahkim Kurulu'nun bu cezalardaki indirim oranını neye göre yapacağı hepimizin malumu.
Futbolun daha huzurlu, daha mutlu, daha hoşgörülü, daha saygın ve daha başarılı bir ortama taşınmasından öte bir hesabı olmayanların, yapılabilecek en kısa sürede Genel Kurulu toplayarak ya kendilerine GÜVEN tazelemeleri ya da yeni bir oluşum için ortamı hazırlamaları gerekmektedir.
Doğru olan da en çok ihtiyaç duyulan da budur.
Antalya'daki maçlar!
Antalya, hem hava koşullarının, hem de tesis bakımından müsait olması sebebiyle yıllardır yabancı takımların ve de takımlarımızın ikinci yarı hazırlıkları için tercih ettikleri bir yerdir.
Devre arası kamplar sırasında yüzlerce maçlar oynanıyor. Takımlar hazırlıkları esnasında fırsat buldukça maç yaparak eksikliklerini giderme yoluna gidiyorlar.
Hakemlerimize de aynı şekilde hazırlanmaları için böyle bir imkân sağlanmalıydı. İkinci yarı öncesi henüz daha tarihi bile net olmayan seminerin çoktan başlatılması ve de görsel eğitimlerin yanı sıra tatbiki eğitimlerin de yapılması gerekirdi.
Hem hakemler maç yöneterek eksikliklerini tamamlamış olurdu. Hem de MHK hakemlerini ikinci yarı öncesi son kez görerek kendileri hakkında fikir edinmiş olurdu. Ama nerede, herkes kendi derdine düşmüş durumda. Kimse görevinin gereklerini tam olarak yerine getirmiyor.
mtokat@milliyet.com.tr
|
|
|

|