|
 |
|
|
Ey akıl, neredesin!
Beklenen fazlasıyla gerçekleşti.
Bursaspor Başkanı Levent Kızıl'ın 106 imza ile "en kısa süre içinde" olağanüstü kongre çağrısını federasyona teslim etmesi, Türk Futbolu'ndaki kaos ortamına yeni bir derinlik kazandırdı.
Görünen o ki, siyasetin tetiklediği bu süreç artan imzalarla daha da hız kazanacaktır.
Kaosun bir an önce önlenmesini talep edenler de kaosun bir parçasıdırlar artık.
106 imza, her ne kadar yasalara uygun demokratik bir hak olarak görünüyorsa da, "özerklik" kavramının futbolda işe yaramadığı, futbolu yönetenlerin kendi kendilerini yönetemeyecekleri acı biçimde anlaşılmıştır.
Elbette tarih, sadece Haluk Ulusoy ve yönetimindekileri değil, hepsini birlikte yargılayacak ve bundan kimseye onurlu bir pay düşmeyecektir.
Kaos ortamının sonlandırılmasını isteyenler, gerçekten samimi midir ? Bilemiyoruz.
Yoksa o kaos ortamında iktidarı ele geçirip kendilerine göre adalet, kendilerine göre güven ortamını mı oluşturacaklardır ?
Göreceğiz.
Gerçek olan şu ki, bugünkü ortamın değişmesini isteyenler, ciddi ve tutarlı bir proje de getirememişlerdir henüz.
Türk Futbolu'nun sorunları ne Haluk Ulusoy'la sınırlıdır, ne de Levent Kızıl'ın çözüm çabalarıyla.
Daha temel, daha derin sorunları var futbolumuzun...
Bunları tartışma gündemine bile almamak, proje üretmemek, futbolu ilkel bir iktidar çatışmasının alanı olarak görmek, futbola ihanetten başka hiçbir şey değildir.
O masum ve güzelim oyunu, çağın endüstriyel gerçekleriyle, evrensel bir felsefe ile yeniden düzenlemek durumundayız.
Geçen hafta Cuma günü, TFF üyesi sevgili dostum Erdal Batmaz'ı dinledik Uğur Meleke ile birlikte.
Elinde belgeler, istatistikler, karşılaştırmalı futbol grafikleri vardı... Gündelik tartışmalardan uzak, futbolun temel sorunlarını konuşuyordu :
Kulüpler Birliği, en kısa zamanda şirketleşerek lig organizasyonunu üstlenmelidir.Profesyonel futbolcu sayısı azaltılmalıdır.Profesyonel takım sayısı azaltılmalı, Üçüncü Lig kaldırılmalıdır.
Elbette her biri devrim niteliğindeki bu kararları almak, o kadar kolay iş değil! Hele ki federasyonun bugünkü delege yapısıyla, neredeyse olanaksız bu düşünceyi hayata geçirmek... Ama mutlaka olmalı... Dün de Mehmet'in (Demirkol) yazdığı gibi mutlaka hayata geçmeli.
Erdal Batmaz siyasetçi değil... Futbolun ekonomisiyle ilgilenen, kulüplerin şirketleşme aşamasında düşüncelerini, bilgilerini paylaşan bir ekonomist. Futbol konusunda da teknik iddiaları olmayan bir akıl adamı. TFF'deki en önemli işi, uluslararası bağımsız bir denetleme kurumuyla gerçekleştirdiği anlaşma... Federasyonun hem hesapları denetleniyor, hem de harcamaların, gelirlerin yasa ve ana statüye uygunluk durumu...
Yanisi şu: Sayın Bakan'ın Kayseri konuşmasında söylediğine uygun olarak bu federasyon "hesabını verebilecek" bir federasyondur!
Ama hesap verme işi bir yana futbol dünyamızı yeniden kurmak zorundayız...
Aksi halde ne imzalar yeter bu kaosları bitirmeye... Ne de siyaset senaryoları.
Akla ihtiyacımız var dostlar...
Güce değil, acilen akla!
Çık ortaya Erzik
Mart'ta mı olur, Nisan'da mı ? Yoksa Haziran'da mali kongre ile birlikte mi gerçekleştirilir seçimler, bilemem.
Bildiğim bir şey, olağanüstü seçimde Haluk Ulusoy'un başkanlığını sona erdirmeye çalışanların, henüz bir karşı adayın adı üzerinde birleşemediğidir.
Hamdi Akın gibi uluslararası projeleri olan bir işadamının adını ve prestijini kullanıyorlar şimdilik.
Akın'ın böyle bir çatışmadan sonra kendisini biçilen gömleği giyeceğini hiç sanmıyorum.
Sürekli lider harcıyor, adam kaçırtıyoruz futbol dünyamızdan...
Abdullah Kiğılı... Ayhan Bermek, Levent Bıçakcı...
Tertemiz ve masumdular...
Harcandılar, tüketildiler, bir kenara savruldular...
Şimdi herkesin ağzında bir akıl ezberi var : Şenes Erzik...
Tartışmasız, herkesten , her çevreden, her kulüpten saygı gören bir lider.
Siyasetçilerin ona buyuramayacakları için istemediği, ama bunu da açıktan dillendiremedikleri gerçek spor adamı.
Erzik'in bu göreve hayır demeyeceğini, diyemeyeceğini biliyorum.
UEFA ve FİFA'daki görevlerini, saygınlığını da herkes biliyor.
Erzik, adı üzerindeki spekülasyonlardan pek hoşlanmıyor. Bu saatten sonra TFF kulislerinde seçim yarışına girmek de istemiyor.
TFF Onursal Başkanı kimliğiyle, adı üzerinde uzlaşılmış tek aday olarak görevi kabul edebileceği biliniyor.
Ama hayır, ne olursa olsun adaylığını koymalı.
Meydana çıkmalı. Projelerini sunmalı, doğru bildiklerini söylemeli.
Ve listesini yaparak göreve talip olmalıdır.
Seçimi kaybetme riskini, seçim kulislerinde karşılaşacağı ucuzlukları, siyasetin onu soğutma girişimlerini elinin tersiyle iterek, liyakatı, bilgisi,deneyimi ve gücüyle bu kaosu bitirme kararlılığı göstermelidir.
Kazanırsa, Türk Futbolu kaostan kurtulur...
Kaybederse...
Kaybeden o olmaz... Türkiye olur...
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|