Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Ocak 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Perişanlık kafilesine aday bolluğu


Halk dilinde bir deyim vardır:
- Allah gözünü doyursun, derler.
Türkiye'nin de psiko-sosyolojik portresine bakıldığında, insanın şöyle diyesi geliyor:
- Allah övünme açlığımızı doyursun.
***
Çocukluğumdan bu yana, sular seller gibi kabara taşa akan bin bir çeşit övünme şelaleleri ortamında geçti ömür.
Bireysel övünmeler, siyasal övünmeler, tarihsel övünmeler, ırksal övünmeler, dinsel övünmeler, cinsel övünmeler, parasal övünmeler, gezisel övünmeler, bilgiçsel övünmeler, makamsal övünmeler, şöhretsel övünmeler...
Bir övünme, bir övünme...
***
"Şamar gibi yanıt"lı, "sert uyarılı", "soğuk bakmalı"; dünyaya posta koyma eğilimindeki nutuk ve demeçlerde "nüfusun gençliği" ile övünme nakaratı da asla unutulmaz:
- Genç ve dinamik bir nüfusa sahip olmanın üstün avantajı ile vs...
***
Bendeniz ise özellikle gençlerle konuşurken, aklım hep kaygılı bir çengele takılmakta.
Kendilerine siyasal bir kimliği, yahut zengin bir hayatı, yahut cesur bir yiğitliği, yahut çarpıcı bir orijinalliği layık gören 20-30 yaş kuşağı arasında; acaba hangileri perişanlık kafilesinin kurtarılamayacak adayları?
***
Biten yıl içinde bizim medyada kim bilir kaç kez "felaket", "facia", "rezalet", "cinayet", "vurgun", "soygun", "aile dramı", "ucuz atlatılan bir kaza", "sorumsuzluk ölüm getirdi", "geliyorum demeyen bela" türü iç karartıcı anons ve başlıklarla örgülendi haberler?
Ve bu tür haberlerin temeldeki nedenlerine ne kadar inildi?
***
Özellikle kendilerine siyasal bir kimliği, yahut cesur bir yiğitliği layık gören ve bir meslek sahibi olma tutkusundan yoksun gençler; ne -dünkü Milliyet'te Şükrü Andaç'ın da tanıtmaya çalıştığı- Las Vegas'taki Teknoloji Fuarı'nda sergilenen ve 21. yüzyılın yol haritasını çizen bilimsel mucizelerden haberliler, ne İzmir'de kırılan, çalınan, boyalarla kirletilen heykellerden, ne de -Güngör Uras'ın da dökümünü verdiği gibi- ihracat artarken, ithalatın daha da hızlı arttığından...
***
20-30 yaş arası gençlerden ne kadarı; 40-50 yaş arasını yaşarken, perişanlık kafilesi içine savrulacaklar?
Kimse kusura kalmasın ama, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden de, genel seçimlerden de, Ermeni, Kürt, Kıbrıs, Kerkük sorunlarından da, vatanseverlik yarışlarından da, çok daha önemli bir sorun bu.
***
Üretim teknolojileri değiştikçe, konjonktürler değişir, siyasal kadrolar değişir, eski sloganlar, eski koşullanmalar değişir; ama özellikle gençler için, yıllar geçerken perişanlık kafilesine savrulma gerçeği değişmez.
***
Övünme açlığı, nüfusun gençliğiyle övünerek de çırpa dursun kanatlarını.
Kızların, kadınların, annelerin kendi kendilerine sormaları gereken keskin bir soru:
- Kimler neden gerek duyuyorlar bu kadar övünmeye; övünme yetiyor mu, ekonomik kaygıları azaltmaya ve sık sık kişilik kanıtlamaya kalkmanın ötesine geçmeye?
***
Yenicami'nin mimarıyla, Taksim'deki Bağımsızlık Anıtı'nın heykeltıraşını ve lokantalarla resmi bürolardaki Atatürk fotoğraflarını kimlerin çekmiş olduğunu merak etmiş annelerin çocukları; perişanlık kafilesine savrulma risklerinden de uzaklaşırlar bir hayli...
***
Uzaklaşırlar, çünkü anlamsız övünmelerle, kıtır atmaya ihtiyaçları azalır ve Ziya Paşa'nın 150 yıl önce yazmış olduğu bir beyit, ilkeleşmeye başlar gözlerinde:
Ayinesi (aynası) iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
***
Perişanlık kafilesine savrulduktan sonra, onu bunu suçlayarak avunmaya kalkmanın da, fazla bir anlamı yoktur.
Vurma kırma, ölme öldürme üstüne gergeflenmiş, köylü ağırlıklı, bir türlü "gelişmiş" olamayan bir toplumdaki temel bataklık; Yaşar Kemal'in, Filiz Aygündüz'ün kendisiyle yaptığı röportajdaki şu sözünde saklıdır:
- Yazarlığıma da pişman ettiler beni...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Azınlık vakıfları
AİHM, Fener Rum Lisesi Vakfı'nın açtığı tapu ...
Çetin ALTAN
Perişanlık kafilesine aday bolluğu
Halk dilinde bir deyim vardır:
Melih AŞIK
Irak'ta iş ve ekmek
Okurumuz mektubuna, "Ben Irak'ta 16 ay kaldım...
Fikret BİLA
Büyükanıt'ın görüşü niye alındı?
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lokmacı ...
Hasan CEMAL
Alarm zilleri ama...
Kuzey Irak'a ilk kez 1974'te gitmiştim. Baasç...
Güneri CIVAOĞLU
Çakralarla yorum
İçimizdeki gökkuşağını ve 7 notayı yansıtayım...
Can Dündar
Türkiye Kürt devletiyle yaşamayı öğrenmeli
Herkes MİT'in açıklamasının şifrelerini çözme...
Hurşit GÜNEŞ
Para politikasının etkinliği sorgulanabilir
Yıl başında açıklanan veriler 2006 yılının so...
Doğan HEPER
Yalvarmak sizi üzmedi mi?
'BİR musibet bin nasihatten evladır."
Semih İDİZ
Talat'ı 'yalancı' ilan etmek neye yarar?
Kıbrıslı Türklerin seçilmiş liderini dünya ön...
Sami KOHEN
Bir yandan AB, diğer yandan Irak...
BAŞBAKAN Erdoğan'ın "Irak meselesi bizim için...
Hasan PULUR
Özel hayat neymiş!!!
BİR "Özel hayat!" lafıdır gidiyor, hatta kısa...
Derya SAZAK
MİT'in çıkışı
2007 başında Türkiye'nin stratejik vizyonuyla...
Meral TAMER
e - posta şifreleri vasiyetnameye...
Orhan Pamuk'un hazırladığı Radikal'i ilgiyle,...
Yaman TÖRÜNER
Franchising
Franchise, Türkçesi tam olarak oturmamış bir ...
Güngör URAS
726 baraj sırada
Devlet Su İşleri akarsularımız üzerinde inşa ...
Serpil YILMAZ
Abdullah Gül İstanbul'da işadamlarıyla buluşuyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dış politika ön...
M. Ali BİRAND
Kış aylarımı geri istiyorum (!)
Çok rahatsızım.

© 2006 Milliyet