Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Ocak 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Alarm zilleri ama...


Kuzey Irak'a ilk kez 1974'te gitmiştim. Baasçı rejim kendine bağlı bir Kürt özerk bölgesi kuruyordu.
Açılış töreni için dünyanın dört bir yanından gazeteci davet edilmişti. Kocaman Rus helikopterleriyle Bağdat'tan Erbil'e uçmuştuk.
Kuzey Irak'a ikinci defa 1992'de gittim. Kürtler, Amerika'nın İncirlik Üssü'nde konuşlanmış Çekiç Güç'ü sayesinde Kuzey Irak'ta kendi kendilerini yönetmeye başlamışlardı.
Habur sınır kapısından giriş yaparken Türkçe, İngilizce, Arapça olmak üzere üç dilde "Kürdistan'a hoş geldiniz!" tabelasının altında bir hatıra fotoğrafı çektirmiştim.
Daha sonra Erbil'de, kapısında Kürdistan Ulusal Meclisi yazan binada, kendisini resmen Irak Kürdistan'ı Başbakanı diye niteleyen Dr. Fuat Mahsum'la görüşmüştüm.
Yıl 1992 idi.
Bir başka deyişle:
On beş yıl öncesinde 'Kürdistan', 'Kürdistan Meclisi', 'Kürdistan Başbakanı' sıfatlarıyla Kuzey Irak'ta, Türkiye'nin yanı başında devletleşme sürecine girmiş bir Kürt varlığı gündemdeki yerini almıştı.
Kuzey Irak'taki bu süreci sonraki yıllarda gazeteci olarak yakından izlemeye çalıştım. Bunun için bu coğrafyada çok dolaştım. Talabani'yle, Barzani'yle, birçok önde gelen Kürtle konuşmalar yaptım. Kürtlerin okullarını, üniversitelerini, gazetelerini, televizyonları gezdim.
Hiç kuşku yoktu.
Liderinden sokaktaki adamına kadar herkesin yüreğinde tek bir ideal yatıyordu:
Bağımsız Kürt devleti!
Ancak, bu 'ideal'in gerçekleşmesi -bugün olduğu gibi- o zaman da öyle kolay değildi. Çünkü komşu ülkeler, Türkiye, İran, Suriye buna karşıydı. Ayrıca bir Arap ülkesinin bölünmesine Arap dünyası da sessiz kalamazdı.
Ayrıca, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin bir korkulu rüyası vardı: Irak'ın parçalanmasıyla birlikte güneyde kendilerine komşu ve İran'la ittifak içinde yeni bir Şii devleti...
Türkiye nasıl Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinden çekiniyorsa, Suudiler de güneyde bir Şii devleti istemiyordu.
Tabii Amerika da bu gerçeğin farkındaydı. Kısacası reelpolitika, Irak'ın bölünmesine ve bir Kürt devleti kurulmasına el vermiyordu.
15 yıl sonra ne değişti?
Çok şey değişti.
Irak'ta artık Saddam yok. Amerikan işgali var. Ve Irak, kan gölü. Şiiler Irak'ın güneyini, Kürtler Irak'ın kuzeyini parsellemiş durumdalar. 'Orta' Irak ise iç savaş koşullarında yaşıyor.
Bir şey daha değişti:
2003'e kadar Türkiye'nin Kuzey Irak'ta eli kolu serbestti. Güvenlik güçleriyle bölgeye istediği gibi girip çıkabiliyordu PKK'ya karşı. Amerikan işgaliyle birlikte bu da sona erdi.
Bir de değişmeyen vardı:
Kuzey Irak'taki Kürt devletleşme süreci... 15 yıllık bu süreç, Amerika'nın Irak işgaliyle birlikte daha da hız kazandı.
Fakat 15 yıl önceki gibi bugün de reelpolitika daha hâlâ bağımsız bir Kürt devletine kapıyı kapalı tutuyor.
Ancak, Kürtlerin bu devletleşme sürecinde Ankara'yı kaygılandıran bir konu ya da sorun daha ön plana çıkmaya başladı:
Kerkük!
Irak Kürtlerine göre, Kerkük kendi 'Kudüs'leri idi ve Kürdistan'ın ayrılmaz bir parçasıydı; bu çerçevede Kerkük petrolü de Kürtlerindi.
Böylece, Ankara'da bir süredir alarm zilleri çaldıran gündem yine kendini belli etti:
Kuzey Irak'ta PKK.
Kuzey Irak'ta Kürt devleti.
Kerkük'le petrol.
Geçen gün partisinin grup toplantısında Başbakan Erdoğan bağırıyordu:
"Oldubittiye seyirci kalmayız!"
İyi, güzel.
Ama nasıl?..
Üç maddede özetlediğim yukarıdaki gündemle ilgili olarak, daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Türkiye'nin bazı haklı kaygıları var. Onun için bu konularda Ankara'nın Washington'u, Talabani'yi, Barzani'yi vakitlice uyarması yerinde. Bunu da yapıyor.
Ama yine soruyorum, Başbakan Erdoğan'ın deyişiyle, oldubittiye seyirci kalmak istemeyen bir Türkiye ne yapmalı diye... Benim öteden beri çizdiğim bir çerçeve var.
Bir kez daha özetliyorum:
(1) Türkiye'nin kendi Kürt meselesini çözüm rayına oturtması... Dağdakileri indirip 'sivil siyaset' yolunu açması...
(2) Kuzey Irak'a askeri bir müdahaleden kaçınması...
(3) Irak Kürtleriyle dostluğa dayalı bir ilişki yapısı geliştirmesi...
(4) Irak'ın toprak bütünlüğü, Kerkük'ün statüsü ve PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığıyla ilgili konularda diplomatik çabalarını, çevre ülkeleriyle birlikte, hiç kuşkusuz ABD'yi, İngiltere'yi ve AB'yi de katarak sürdürmesi...
Evet, alarm zillerini çalalım, ama kapıları maceraya sımsıkı kapatarak çalalım.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Azınlık vakıfları
AİHM, Fener Rum Lisesi Vakfı'nın açtığı tapu ...
Çetin ALTAN
Perişanlık kafilesine aday bolluğu
Halk dilinde bir deyim vardır:
Melih AŞIK
Irak'ta iş ve ekmek
Okurumuz mektubuna, "Ben Irak'ta 16 ay kaldım...
Fikret BİLA
Büyükanıt'ın görüşü niye alındı?
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Lokmacı ...
Hasan CEMAL
Alarm zilleri ama...
Kuzey Irak'a ilk kez 1974'te gitmiştim. Baasç...
Güneri CIVAOĞLU
Çakralarla yorum
İçimizdeki gökkuşağını ve 7 notayı yansıtayım...
Can Dündar
Türkiye Kürt devletiyle yaşamayı öğrenmeli
Herkes MİT'in açıklamasının şifrelerini çözme...
Hurşit GÜNEŞ
Para politikasının etkinliği sorgulanabilir
Yıl başında açıklanan veriler 2006 yılının so...
Doğan HEPER
Yalvarmak sizi üzmedi mi?
'BİR musibet bin nasihatten evladır."
Semih İDİZ
Talat'ı 'yalancı' ilan etmek neye yarar?
Kıbrıslı Türklerin seçilmiş liderini dünya ön...
Sami KOHEN
Bir yandan AB, diğer yandan Irak...
BAŞBAKAN Erdoğan'ın "Irak meselesi bizim için...
Hasan PULUR
Özel hayat neymiş!!!
BİR "Özel hayat!" lafıdır gidiyor, hatta kısa...
Derya SAZAK
MİT'in çıkışı
2007 başında Türkiye'nin stratejik vizyonuyla...
Meral TAMER
e - posta şifreleri vasiyetnameye...
Orhan Pamuk'un hazırladığı Radikal'i ilgiyle,...
Yaman TÖRÜNER
Franchising
Franchise, Türkçesi tam olarak oturmamış bir ...
Güngör URAS
726 baraj sırada
Devlet Su İşleri akarsularımız üzerinde inşa ...
Serpil YILMAZ
Abdullah Gül İstanbul'da işadamlarıyla buluşuyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dış politika ön...
M. Ali BİRAND
Kış aylarımı geri istiyorum (!)
Çok rahatsızım.

© 2006 Milliyet