|
 |
|
|
Nereye geldik?
Rixos'un en dış kapısındayım...
Bir kulübe ve içinde bir adam var.
-Buyurun.
-?
-İsminiz?
-Bilgin
-Soyadınız?
-Gökberk.
-Kime geldiniz?
-?
Sonra birini arıyor, sonra bana "Sizi güvenlik müdürümüz de tanımıyor, giremezsiniz" diyor.
Kime geldiğimi söylemem gerekiyormuş.
Sonra amirine soracak, sonra o amiri de kimle buluşacaksam ona soracak, sonra da filan falan...
Ölme Bilgin'im ölme.
Ayıp ya!..
Ayıp değil mi ya!..
300 küsur milyon dolara mal olan otelin en dış kapısındaki organizasyona bakın...
Ayıp ya!..
Ayıp değil mi ya!..
Bu işler böyledir.
Dünyanın emeğini ve parasını harcarsınız, üzerine titrersiniz mesela bir kapı, mesela bir güvenlik her şeyi mahveder.
Yanımda, devletin saygın bir kurumunun başındaki saygın bir arkadaşım var.
Utanıyor ve "ben dönüyorum" diyor.
Ben dönmüyorum.
Sonra...
Güvenlik müdürüne "Şu otelin dış kapısına lütfen bir gelin ve beni otelime geri götürün bari" diyorum.
Geliyor.
Sonra o da rahatsız olup, "Bir çay içelim, benim misafirim olun" diyor.
Sadece sırıtıyorum...
Mesleğimi soruyor "Gazeteciyim" diyorum. (Ne diyeyim.)
"Haaa zaten giremezsiniz, Murat Aksu (Beşiktaş orada kalıyor) otele hiçbir gazeteciyi istemiyor" diyor.
Mesela Sedat Ergin de Ertuğrul Özkök de giremeyecek bu hesapla.
Hatta mesela Aydın Doğan da.
Ne komik.
Ne komik değil mi?
Mesela MİT Başkanı, mesela Genel Kurmay Başkanı (sivilse) da o kapıda aynı sıkıntıyı yaşayabilir, aniden "hadi şu Rixos'ta bir kahve içelim" derlerse. (Kapıdaki adam tanımazsa.)
Beşiktaş'ın ve oteldeki bir iki gizlenen çiftin özel hayatını korumak için başkalarının özelini didik didik ediyorlar
Ve...
Sonra otelime döndüm, o sırada o otelde beni bekleyen en az 10 tane arkadaşım varken.
Ve...
Turizmin içindeyken, Avrupa'da kalmadığım otel kalmadı.
Amerikan Başkanı'yla İtalya Başbakanı kahvaltı ettiği otelin kahvaltı salonuna bile bir espressoluğuna girdiğimde, kimse "buon giorno"dan başka bir şey demedi.
Ve...
İstersem bir kadınla, istersem bir bakanla, istersem herhangi biriyle buluşurum.
Belki bilinmesini istemiyorum, istemiyoruz.
Ve...
Mesela Beşiktaş'ın, Werder Bremen karşısındaki o acaipliğinde, o en dış kapıdaki acaipliğin rolü ne kadardı?
Mehmet'in (Demirkol) dediği gibi, otelde izole edilmişlerdi.
Bence acaip izole edilmişlerdi.
Ve...
Tabi yine bence.
Ergun Gürsoy ve son vagon
Sayın Başkan Özhan Canaydın, sen oturduğun koltuğun gücünün farkında değilsin. Hep başkalarının "yandaşı" oluyorsun. Bir kez de sen fikir babası ol, lider ol!... Üzüldüğüm, katara hep "son vagon" olarak katılman... Oysa biz senden Galatasaray Başkanı olarak "lokomotif" olmanı bekliyoruz. Hiçbir olayında kararlılık ve öngörü yok. Arkadaşımsın yazmayacağım diyorum; ama dayanamıyorum... 5 yıldır bu takımın başındasın, bir işe de sen öncülük et de biz de, sana helal olsun, diyelim...
Federasyon ile ilgili kararsızlığını sonuna kadar sürdürdün, hep havayı koklamakla yetindin. Ne zaman ki genel kurulun toplantıya çağrılması için yeterli sayıya ulaşıldığını gördün, hemen sen de 7 Galatasaraylı üye ile kuyruğun sonuna eklendin. Amacın devlete şirin görünmek... Bunu önceki seçimde yapabilirdin beceremedin. O seçimde oylarınızı söz verdiğinizin tamamen aksine kullanıp, hesapları alt-üst ettiniz. Ucuz kahramanlık peşindesin ve ne yazık, güven vermiyorsun.
Ergun Gürsoy, Hürriyet'teki köşesinde böyle yazmış...
Nev-i şahsına münhasır biri o, yazıları da öyle.
Ben beğeniyorum...
Bu yorumu yapan herhangi biri değil, Galatasaray'ın bir dönem önceki ikinci başkanı.
Ve...
Gürsoy seçim öncesi "Benim oyum Canaydın'a" demişti, onun gibi düşünenler tarafından seçildi Canaydın.
Zorla oturmadı oraya, oturtuldu.
Kendilerine kızsınlar.
Kendine de kızsın Ergun Bey.
Ve...
Tabi bence.
Ve...
"Ergun Gürsoy" demişken...
Biri anlattı, "Ergun Ağabey, 4 milyon dolar harcayıp Trabzon'a soğuk hava deposu yapmış, bir senede gele gele 4 kilo hamsi gelmiş depoya, sonra satmak istemiş, kapısına "SATILIKTIR" yazmış,
Hemen altında da cep'i.
Biri aramış...
"Abi kaç kilometrede bu tır" demiş.
Vallahi fıkra değil, billahi de.
Oteller, medya ve takımlar
Antalya'dan devam edelim...
Her otelde, en az bir futbol takımı kalıyor. Çoğu para vermiyor.
Medyanın yaptığı röportajlar (televizyon ve yazılı basın) otelin isminin gözükeceği bir şekilde organize ediliyor.
Otellere, takımların hesabı öyle ödeniyor.
Otellere girerken bin bir problem çıkarttıkları muhabirler sayesinde, avantadan kalıyor takımlar.
Ne güzel iş.
İşine gelince al, gelmeyince alma.
Ben, trajı yüksek gazete ve televizyonların yerinde olsam, üzerine para bile alırım.
Hem takımlardan hem de otellerden.
Ve.
Tabi bence.
ERSUN YANAL
Antalya'da Ersun Yanal'la beraberiz...
Laflıyoruz.
İstanbul'a gelmesinin zamanı çoktaaan geldi bence.
Hatta geçti.
Veya geçiyor diyelim, yumuşak olsun.
Yine bence tabi.
Her ne kadar "Manisa'da çok memnunum, daha yapacak çok işim var" dese de gözü fena halde İstanbul'da sanki.
Bu da bence tabi.
İstanbul'un gözü de fena halde onda.
Bu da bence tabi.
Bir Türk teknik direktörün, Avrupa'nın ileri gelen futbol ülkelerinde, pazarının olmadığını biliyor, olmayacağını da.
Geriye kala kala İstanbul kalıyor.
Ve...
"En rahat Florya'da olursun, futbol takımına en az karışan Galatasaray yönetimi diyorum" aniden.
Hani laf olsun torba dolsun diye.
Ertesi gün, Galatasaraylı eski bir yöneticiyle karşılaşıyoruz.
Torba dolmuş demek ki.
"Gerets şampiyon olmazsa gidecek, şimdiden Yanal'ı istediler Zorlu'dan" diyor.
Bitmedi...
Tazminatını sormuşlar, Nazif Zorlu "Size tazminatsız veririm" demiş, hatta 3 tane de genç oyuncu getirecekmiş Yanal.
"Bu hafta (geçen hafta) Galatasaray'ın teknik direktörünü ağırlıyoruz, gelecek hafta da (bu hafta) Galatasaray'ın yeni teknik direktörünü demek ki" diyorum. (TRT Stadyum'da Gerets vardı, bu hafta da Yanal var)
Gülüşüyoruz...
Ya "sadece iyi ve göze hoş gelen futbol oynatan" diye kalacak ya da "bir büyüğü şampiyon yapıp kupalanacak."
Kararı o verecek.
Üç büyüğün içinde ona en uygunu da Galatasaray.
Galatasaray'la ilgili tek laf çıkmadı ağzından...
Valla billa...
O eski yöneticinin söylediklerini de doğrusu inandırıcı bulmadım.
Yine de bir şeyler var ama Yanal'la Galatasaray'ın arasında.
Sadece bir şeyler.
Şimdilik.
Ve...
Tabi yine bence.
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|