|
Fotomontaj hikâyeleri...
GAZETECİLİK "Ayıpları ortaya çıkarıp yazma işidir" derler.
Acaba? Sadece ayıpları yazmak mıdır? Doğruyu, düzgünü, güzeli, başarıyı yazıp ortaya çıkarmak gazeteciliğin görevi değil midir?
Biz "Görevidir!" diyenlerdeniz.
Gazetecilik vitrinde olan bir iştir, her yazılan, her çizilen her gün eleştirilir, bazıları haksız olsalar bile...
İnsan insanın kurdudur, derler, gazeteci de gazetecinin aç kurdudur, "Şu bir hata yapsa da rezil etsek!" diyen meslektaşları sıraya girmiş, öyle beklerler.
Gazetecilikle uzaktan da ilgisi olanlar duymuştur, "asparagas" diye bir kelime vardır; palavra haberlere, uydurulmuş ya da imal edilmiş haberlere "asparagas" denir.
***
ANADOLU Ajansı fotomuhabiri Tolga Adanalı'nın Ankara'da çektiği fotoğrafa da "asparagas" denildi.
Niye?
Çünkü fotoğrafta "Anıtkabir" ile "Kocatepe Camii" aynı kare içinde görülüyordu. Hem fotomuhabiri hem Anadolu Ajansı, bunu onur sorunu yaptı, fotoğrafın fotomontaj olmadığını ispat edeceklerdi.
Geçen salı günü Başkent Öğretmenevi'nin terasına gidildi, noter ve diğer gazetecilerin gözleri önünde "Anıtkabir ile Kocatepe Camii"ni bir kare gösteren fotoğraf çekildi, tutanak tutuldu:
"Anıtkabir ve Kocatepe Camii'ni gören pencereden dijital fotoğraf makinesi balkona konularak saat 14.06'da fotomuhabiri Tolga Adanalı tarafından STA 0427 kod numaralı fotoğraf çekildi. Halihazır durumu ile bulunduğu yerden, Anıtkabir ile Kocatepe Camii aynı kare içerisinde yer aldı. İşbu fotoğraf, çıktısı alınarak tutanağa eklendi."
Bir "asparagas" balonu patlamıştı.
***
BU olay, bize 1970'lerdeki bir başka olayı hatırlattı.
Her gün anarşi, her gün çatışma, her gün vuruşma....
Fotomuhabirimiz İlhan Baştan, hem cesur hem de şanslıydı, olayların, çatışmaların sık sık içine düşer, bu şansını cesaretiyle değerlendirirdi.
O gün de Beyazıt Meydanı'nda sağcılar ile solcular birbirlerine girmişti; silahlar patlıyor, polis karışmıyordu. İlhan Baştan sağcıların tam arkasındaydı, birden yanından bir genç fırladı, iki üç adım sonra havaya sıçradı ve ateşe başladı.
İlhan Baştan, çok iyi fotoğraf çektiğini biliyordu ama, yine de içinde kuşku vardı, ya deklanşöre geç basmışsa!..
***
HEMEN kalabalıktan sıyrıldı gazeteye koşar adım geldi, karanlık odada filmi yıkadı, deklanşöre tam anında basmıştı, gencin ayakları yerden kesilmiş, elinde tabanca ateş ediyordu.
Ertesi gün, birinci sayfanın göbeğinde üç veya dört sütun...
Öğleye doğru telefonlar başladı.
"O fotoğraf fotomontaj!"
Tartışmanın gereği yok!
"İsteyen gelir, filmi görür!"
Gelenler filmi gördüler, bir daha "fotomontaj" lafını ağızlarına almadılar.
Ey İlhan Baştan nerelerdesin?
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|