Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Ocak 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Farklı olmak fark edilmek...

Görüş / Bülent Buda

Cicipark'ta çocuk halimizle, çıplak ayaklarımızla giriştiÇimiz kapışmalarda başladı. Tekme, küfür, kavga, spor yaptıÇımızı zannederek. Genç suratlarımızın tüylenmeye başladıÇı amatör günlerimizde posbıyıklı abi rakiplerimiz, başladılar salvoya bu kez çaresizliklerinin ürünü, futbolun temel yasası küfürü, utanç yüklü kızaran yüzlerimize karşı. Bir de eksik olmasınlar tel korunakların arkasında kümelenmiş, ellerinde bira, konyak, şarap şişeleri, veryansın eden güya futbolu seven güruh!
AnlayabileceÇiniz gibi profesyonelliÇe geçiş yaparken, epeyce deneyimli, oldukça da birikimliydik. Ve sonra düşünüyorduk ki, kuralların daha bir uygulanabilir olduÇu profesyonel yarışmalarda tekme evcilleştirilmiş, küfürse daha çok abilerin azarlaması gibi kültürel bir evrim geçirmiş olsun. 1961 yılıydı. Dolmabahçe'de (İnönü), Fenerbahçe ile oynuyorduk. Karşımızda zamanın kalburüstü, sıra dışı aÇabeyleri Şükrü Ersoy, Basri Dilimlili, Kadri Aytaç, Can Bartu, Lefter Küçükandonyandanis bir çırpıda anımsadıklarım.

Sevgilerini iletiyor sanki...
19 yaşındayım. Bırakın koşmayı, bu adamların karşısında oyun alanında dik durmak mesele. Neyse uzatmayalım, maçın sonları geliyor. Her nasılsa 2-1 öndeyiz. Büyük iş, öyle biterse. Beceremedik. Can Bartu'nun penaltı golüyle eşitlik geldi.
Olsun, beraberlik de iyiydi Fenerbahçe'ye karşı. Rahmetli Ergün Acuner'le başlama vuruşunu yaptık. Top bendeydi. Sol ayaÇımın ucuyla dibine girdim, havalanan topu yine sol ayaÇımla tribünlere gönderdim. Amacım zaman kazanmak. Arkamdan bir ses, "Vur vur. O... çocuÇu ananın... vur!"
Döndüm. Karşımda Türk futbolunun idolü, Lefter abimiz 36'ya gelmiş yaşıyla daha yolun başındaki bir gence sevgilerini iletiyor sanki. Kızgın, hazımsız, küstah, büyük abi jargonuyla. DoÇal olarak tribünlerden gelen iletiler de büyük ikramiyenin bonusu oluyor.

Dibe vuruyoruz, batıyoruz...
Şimdilerde her yanımızı sarıp samalamış, kirlenmeyi kimileri üç beş günde oluvermiş gibi göstererek, geçmişimizi de sodalı suda çivitle arındırılmış kar beyaz vaziyetlerde sunuyor. "Biz hiç böyle deÇildik. Amanın bize neler oldu böyle!" Geçiniz efendim bunları. Aldatmayın insanları. Yarım asırdır, pisliklerin üstü örtüle örtüle gelindi bugünlere. Aslında diyeceÇim şuydu; saÇduyulu, aklı başında, gelinen yerden müthiş rahatsız, spor adamları, sporseverler var. Bir şeyleri deÇiştirmek istiyorlar, yapamıyorlar, solukları yetmiyor.
Nedir o yapamadıkları? Kavga etmeyen, küfürsüz tribün. Oyun alanında sadece işine odaklanmış futbolcular, üstlendiÇi görevin önemini kavrayabilen aÇır başlı, donanımlı teknik adamlar ve de bu ilkeleri bir kulübün olmazsa olmaz anayasasına dönüştürebilecek saÇlamlıkta etkin yönetimler. Bu yaşamsal dönüşümü gösterecek, başaracak ilk spor kulübü bu ülkenin spordaki geleceÇinin belirleyicisi, yol göstereni olacaktır.
Bir ilke, örneÇe gereksinimi var ülkenin. Farklı olmak, fark edilmek için. Olamaz mı, uzak bir hayal mi? Dibe vuruyoruz, batıyoruz ama...

egespor@milliyet.com.tr








EGE
Farklı olmak fark edilmek...
Emeklilik hakkında her şey
2007 Temmuz'da seçim olabilir, hazırlanın...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Necati Çetiner
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet