|
 |
|
|
Farklı olmak fark edilmek...
Görüş / Bülent Buda
Cicipark'ta çocuk halimizle, çıplak ayaklarımızla giriştiÇimiz kapışmalarda başladı. Tekme, küfür, kavga, spor yaptıÇımızı zannederek. Genç suratlarımızın tüylenmeye başladıÇı amatör günlerimizde posbıyıklı abi rakiplerimiz, başladılar salvoya bu kez çaresizliklerinin ürünü, futbolun temel yasası küfürü, utanç yüklü kızaran yüzlerimize karşı. Bir de eksik olmasınlar tel korunakların arkasında kümelenmiş, ellerinde bira, konyak, şarap şişeleri, veryansın eden güya futbolu seven güruh!
AnlayabileceÇiniz gibi profesyonelliÇe geçiş yaparken, epeyce deneyimli, oldukça da birikimliydik. Ve sonra düşünüyorduk ki, kuralların daha bir uygulanabilir olduÇu profesyonel yarışmalarda tekme evcilleştirilmiş, küfürse daha çok abilerin azarlaması gibi kültürel bir evrim geçirmiş olsun. 1961 yılıydı. Dolmabahçe'de (İnönü), Fenerbahçe ile oynuyorduk. Karşımızda zamanın kalburüstü, sıra dışı aÇabeyleri Şükrü Ersoy, Basri Dilimlili, Kadri Aytaç, Can Bartu, Lefter Küçükandonyandanis bir çırpıda anımsadıklarım.
Sevgilerini iletiyor sanki...
19 yaşındayım. Bırakın koşmayı, bu adamların karşısında oyun alanında dik durmak mesele. Neyse uzatmayalım, maçın sonları geliyor. Her nasılsa 2-1 öndeyiz. Büyük iş, öyle biterse. Beceremedik. Can Bartu'nun penaltı golüyle eşitlik geldi.
Olsun, beraberlik de iyiydi Fenerbahçe'ye karşı. Rahmetli Ergün Acuner'le başlama vuruşunu yaptık. Top bendeydi. Sol ayaÇımın ucuyla dibine girdim, havalanan topu yine sol ayaÇımla tribünlere gönderdim. Amacım zaman kazanmak. Arkamdan bir ses, "Vur vur. O... çocuÇu ananın... vur!"
Döndüm. Karşımda Türk futbolunun idolü, Lefter abimiz 36'ya gelmiş yaşıyla daha yolun başındaki bir gence sevgilerini iletiyor sanki. Kızgın, hazımsız, küstah, büyük abi jargonuyla. DoÇal olarak tribünlerden gelen iletiler de büyük ikramiyenin bonusu oluyor.
Dibe vuruyoruz, batıyoruz...
Şimdilerde her yanımızı sarıp samalamış, kirlenmeyi kimileri üç beş günde oluvermiş gibi göstererek, geçmişimizi de sodalı suda çivitle arındırılmış kar beyaz vaziyetlerde sunuyor. "Biz hiç böyle deÇildik. Amanın bize neler oldu böyle!" Geçiniz efendim bunları. Aldatmayın insanları. Yarım asırdır, pisliklerin üstü örtüle örtüle gelindi bugünlere. Aslında diyeceÇim şuydu; saÇduyulu, aklı başında, gelinen yerden müthiş rahatsız, spor adamları, sporseverler var. Bir şeyleri deÇiştirmek istiyorlar, yapamıyorlar, solukları yetmiyor.
Nedir o yapamadıkları? Kavga etmeyen, küfürsüz tribün. Oyun alanında sadece işine odaklanmış futbolcular, üstlendiÇi görevin önemini kavrayabilen aÇır başlı, donanımlı teknik adamlar ve de bu ilkeleri bir kulübün olmazsa olmaz anayasasına dönüştürebilecek saÇlamlıkta etkin yönetimler. Bu yaşamsal dönüşümü gösterecek, başaracak ilk spor kulübü bu ülkenin spordaki geleceÇinin belirleyicisi, yol göstereni olacaktır.
Bir ilke, örneÇe gereksinimi var ülkenin. Farklı olmak, fark edilmek için. Olamaz mı, uzak bir hayal mi? Dibe vuruyoruz, batıyoruz ama...
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|