|
 |
|
|
Sezar'ın hakkı
Kazanmayı istemekle onu hak etmek birbirinden farklı şeyler...
Fenerbahçe Ülker'in dün müthiş bir istekle yapmak istediği, ama beceremediği, Türk Telekom'un ise sıradışı bir inanmışlık ve dirençle kovaladığı galibiyet, yönünü bu önemli farklılıklarla tayin etti. Ve sahada işini daha iyi yapan, kısacası kazanmayı daha çok hak eden Türk Telekom'u seçti.
Telekom'un makine düzeniyle iyi yaptığı işlerin başında savunma geliyordu. Fenerbahçe gibi sayı potansiyeli yüksek bir takımı - son çeyrekte Solomon'un attıklarını saymazsak - üç çeyrekte 44 sayıda tuttular. Rakibe göre üstün oldukları "şutör uzun" avantajını Alston ve Dudley ile çok iyi değerlendirdiler.
Savunması içler acısı olan Kambala'nın üzerinden 27 sayı bulan Dudley, son dakika içinde maçı yeniden döndüren üçlük de dahil olmak üzere mükemmel bir oyun ortaya koydu. 10 bin kişinin ıslığı altında eli titremeden o üçlüğü potaya yollamak kolay iş değil. Genç Alman pivot Jagla'nın son saniye üçlüğü ise tek kelimeyle destansıydı...
Fatura ağır oldu
Fenerbahçe maçı tüm olumsuzluklara rağmen bireysel artılarıyla kazanabileceği noktaya kadar getirdiyse de yine bireysel hatalardan sonuca gidemedi.
Maçı 10 sayıdan çeviren, ateşi yakan Rasim'di. Ama son dakika içinde, takımı öndeyken "üçlük sevdasına" yenik düşüp bir çuval inciri berbat eden de yine oydu... Sonucu küçük detayların belirlediği zor maçlarda hataların bedeli bazen cezasız kalabiliyor. Bazen ise fatura dünkü gibi çok ağır oluyor...
gtüre@milliyet.com.tr
|
|
|

|