|
Herkes pehlivanlarımızdan söz ediyor
Atalarımızdan kalma tarihsel sporumuz güreşin kutsal temsilcisi olan pehlivanlarımız, Leningrad'da Avrupa şampiyonasına katıldıktan sonra uğradıkları perişanlık yüzünden bir türlü kendilerine gelememektedirler.
***
Güreş otoriteleri, pehlivanları kendilerine getirebilmek için önce Viyana'ya götürmek gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
Gazetecilerin:
- Niçin Viyana, sorusuna da şu cevabı vermişlerdir:
- Viyana, çünkü atalarımız da Viyana'yı severler, ikide bir kapılarını görmeye gider, oradan geri dönerlerdi. pehlivanlarımız da, Leningrad'dan sonra Viyana'ya giderek, oradan geri dönerse; moralleri düzelir. Kendilerini "Viyana kapılarından dönen kahramanlar" diye alkışlamak olanağı bulabiliriz.
***
Bu mantıki öneri olumlu karşılanmıştır.
Nitekim kış olimpiyatlarında sonuncu gelen kayakçılarımızın, yurda Viyana'dan dönmüş olmaları kendilerine büyük prestij kazandırmıştır.
***
Viyana kapılarına kadar giden atalarımız gibi, kayakçılarımızın da Viyana'ya kadar gitmiş olmaları; kamuoyunda takdir duyguları yaratmıştır. Pehlivanlar da bir yol Viyana'ya kadar gidip, oradan dönerlerse; muhakkak ki, sükseleri büyük olacaktır.
***
Kimse bilmemektedir ama, Demirel dahi arada sırada Viyana'ya kadar şöyle bir gidip gelmekte, yakınlarına:
- Atalarımız gibi, ben de Viyana kapılarına gidip gidip geliyorum, demektedir.
***
Hollanda'da Eurovision yarışına katılmadığımızı eleştirenlere de:
- Hiç değilse Viyana'ya kadar gidip gelmeliydik, demektedirler.
***
İtalyan güreşçisinin, bir hamlede tüy gibi havaya kaldırıp, sonra kabak gibi yere çaldığı pehlivanımızın hâlâ başı dönmektedir.
Kendisiyle konuşan bir muhabire:
- Kondisyonum iyidir. Çok çalıştık. Allah'ın izniyle memleketimizin yüzünü ağartıp, bir altın madalya getireceğim. Annemin ellerinden öperim, deyip durmaktadır.
***
Kafile başkanları:
- Memleketimize bu kez madalya getiremiyoruz ama, madalya yerine fotoğraf makinesi, kürklü şapka ve kol saatleri aldık, onları getiriyoruz, demişlerdir.
***
Pehlivanlardan bir tanesi minderde kaybettiği pabucunu aramakla meşguldür. Bir başka pehlivan, midesi fazla ezildiği için bağırsak bozukluğuna uğramıştır.
Çağlayangil'in deyimiyle "Altını tutamamaktadır."
Bir başka pehlivanın da kalçası çıktığından, koltuk değneğiyle dolaşmaktadır. Kafile yöneticileri:
- Endişeye mahal yok. Hepsi için gerektiği kadar koltuk değneği aldık. Ayrıca hakemleri de federasyona şikâyet edeceğiz. Çocukları boş yere diskalifiye ettiler. Oysa çocuklar kasıtlı olarak pasif güreşmediler, solukları kesildiğinden hamle edemiyorlardı, demişlerdir.
***
Bir sunvanyör ise özel olarak verdiği demeçte şöyle demiştir:
- Çocuklara diskalifiye olmalarını ben fısıldadım. Hayatlarını kurtardım böylece; yoksa minderden cenazeleri çıkacaktı. Üstelik de kovulmayı, tuş olmaya yeğ tuttuk. Böylece ulusal gururumuzu kurtardık. Zaten pehlivanlara tuş olurken hemen göbeklerindeki ay yıldızı elleriyle örtmeleri de ayrıca söylenmişti. Malum ya, sırt üstü serilirken onu göstermemek gerek...
***
Pehlivanlar ya özel bir araç, yahut bir ambulansla Viyana'ya götürülecekler ve kendilerine Viyana kapıları gösterildikten sonra geri getirileceklerdir.
Güreşler hakkında yerli antrenörlerden biri de:
- Hiç üzülmüyorum, çünkü bizi yenenler de Türk asıllıydı. Yenildiysek, yine bir Türke yenildik, demiştir.
***
İstanbul'da da pehlivanlarımız için bir hastane ayrılmıştır. Orada bir süre tedavi göreceklerdir.
Bu nedenle bu yıl turist akınında da bir artma olacağı söylenmektedir. Dünyanın birçok yerinde, bizimkiler gibi aç pehlivan görmemiş olan kişiler, onları yakından görmek için yurdumuza gelmek arzusundadırlar. Turistlere, ayrıca hastanelik olan pehlivanların aslında Viyana kapılarından geldikleri de lisanı münasip ile anlatılacak ve atalarımızdan söz edilecektir.
Böylece gücümüzün etkenliği iyice hissettirilecektir...
————————-
Not: 31 yıl önce yazılmış bir yazı... "Zurnada Peşrev Olmaz"dan...
c.altan@prizma.net.tr
|
|