Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Ocak 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ABD'nin Erbil baskınıyla gelen samimiyetsizlik


ABD güçlerinin Erbil'de İranlıların çalıştığı bir büroyu basarak oradakileri "terörist faaliyetlere destek vermek" şüphesiyle gözaltına almaları, Ankara'da, "Amerikan samimiyetsizliğinin göstergesi" olarak yorumlanıyor.
Bu ve son dönemde yaşanan diğer bazı gelişmeler, Başbakan Erdoğan'ın "güya stratejik ortağımız" diye tanımladığı ABD'yi, PKK'ya karşı mücadelede niçin ciddiyetsiz olmakla suçladığı da daha iyi anlaşılıyor.
Zira, Erbil baskını -"Çuval Hadisesi" diye tarihimize geçen Süleymaniye baskını gibi- Kuzey Irak'ta "askeri hareket marjının sınırlı olduğunu" iddia eden ABD ordusunun, istediğinde bu "hareket marjı"nı nasıl kolaylıkla bulduğunu gösteriyor.
Erbil baskını, aynı zamanda, Amerikan güçlerinin "yerel Kürt yönetimini kızdırmamak için PKK'ya karşı harekete geçmedikleri" argümanını da çürütüyor. Çünkü gözaltına alınan İranlıların Bağdat hükümetinin bilgisi dahilinde bulundukları konusunda ısrar eden Kürtler bu baskından dolayı kızgınlar.

'İran'dan uzak durun' mesajı
Irak'ın Kürt olan Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de bu çerçevede, gözaltına alınan İranlıların içinde bulundukları irtibat bürosunun tam 10 yıldır faaliyette bulunduğunu açıkladı.
Bu baskının Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin kısa bir süre önce yeni köprüler kurmak amacıyla İran'a yaptığı ziyaretin ardından gelmesi ise Kürt gözlemciler tarafından ilginç bulunuyor. Kısacası bu baskın, Kürtlere dönük, "İran'dan uzak durun" mesajı olarak yorumlanıyor.
Tüm bunlar tabii ki Ankara'da not ediliyor. Kandil Dağı'ndaki PKK militanlarının, başta sağlık olmak üzere, Kuzey Irak'taki kentlerde -üstelik Amerikan güçlerinin bilgisi dahilinde- çeşitli olanaklardan yararlanabilmeleri ise Türk tarafının kızgınlığını iyice körüklüyor.
Kızgınlığı artıran bir diğer faktör ise PKK liderlerinin, herhangi bir basılma korkusu yaşamadan, yabancı medya için basın toplantıları düzenleyebilmeleridir.
Özetle, PKK'nın baharda yeniden saldırıya geçmesiyle birlikte Türk-ABD ilişkilerinin daha da gerileceği anlaşılıyor. Bunun ABD Kongresi'nde Ermeni soykırımı iddiasının tekrar gündeme geleceği döneme rastlaması ise ilişkilerin iyice dibe vurabileceğini gösteriyor.

PKK için destek yok
ABD'nin PKK terörizmi konusunda Türkiye'ye bu aşamada destek vermeyeceği artık bariz bir şekilde anlaşılmıştır. Bu konudaki ataleti için ürettiği bahaneleri ise Erbil baskını gibi gelişmelerle kendi eliyle yalanlamış oluyor.
Türk-Amerikan ilişkilerinin iki taraf için herhangi bir "stratejik önemi" kaldıysa, ki gelişmeler bu soruya olumlu yanıt vermemizi zorluyor, o zaman tarafların hızla karşılıklı çıkara katkıda bulunacak bir siyasi ortam yaratmaları gerekiyor.
Aksi takdirde, Türk halkı tarafından zaten "düşman" olarak görülen ABD'nin, Türk yönetimi ve ordusu tarafından da daha açık bir şekilde "hasım" ilan edilmesi ve iki tarafın Kuzey Irak'ta tehlikeli bir şekilde karşı karşıya gelmeleri işten bile değil.
Eskiden "düşünülemez" olan bu tehlikeli olasılık "bal gibi olabilir" statüsüne kavuşmanın eşiğine gelmiş bulunuyor.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yaşar Kemal'in konuşması üzerine
ÜNLÜ ve saygın yazarımız Yaşar Kemal'in "Türk...
Çetin ALTAN
Herkes pehlivanlarımızdan söz ediyor
Atalarımızdan kalma tarihsel sporumuz güreşin...
Yasemin CONGAR
Sınırımızda ABD askerine hazır mıyız?
Başkan Bush'un, başarı şansının yüksek olmadı...
Can Dündar
Yapma Başkan!
Yarın akşam İzmir Adnan Menderes Havaalanı'nd...
Semih İDİZ
ABD'nin Erbil baskınıyla gelen samimiyetsizlik
ABD güçlerinin Erbil'de İranlıların çalıştığı...
Faik ÖZTRAK
Küreselleşme tehdit mi?
Bu ay yayımlanan Uluslararası Para Fonu'nun ç...
Hasan PULUR
Herkesin bir devrimi var, Orhan Duru'nun da...
BİZİM kuşak "devrim" denilince "Atatürk devri...
Yaman TÖRÜNER
Ulusal marker başarılı olacak mı?
Türkiye en büyük vergiyi akaryakıt satışından...
Osman ULAGAY
İyimserlik erozyonunu ciddiye almalıyız
Bir süredir bu köşede yer alan yazılarda Türk...
Güngör URAS
Öde öde bitmiyor, borç havuzu doluyor
2007 yılı finansman programına göre Hazine, i...

© 2006 Milliyet