
|
|
|
 |
|
|
Nur Yerlitaş: "Artistlerin transparanlığı ve çıplaklığı çok gerilerde kaldı. Onlar artık masum kalıyor. Şimdi cemiyetteki bazı kadınlar o kadar açık giyiniyorlar ki ellerinde bir mikrofonları eksik"
"RTÜK benim değil kıyafeti diktirenin derdi"
Nur Yerlitaş, Bülent Ersoy'un "Popstar Alaturka" programında giydiği kıyafetlere RTÜK'ün "Edebe aykırı mı, değil mi?" diye soruşturma başlatmasıyla ilgili olarak "Eee, RTÜK'e saygımız sonsuzdur!" diyor
MELİS ALPHAN - malphan@milliyet.com.tr
Hani kendinin çok farkında olan insanlar vardır. Hatalarını, kusurlarını bilirler ve bunu dillendirirler. İşte Nur Yerlitaş da böyle biri. Çok kazık yediğini söylüyor. Ardından da ekliyor: "Ama beni kandırmak çok kolaydır. İki güzel söz yeter."
Onu röportaj yapmak için ilk aradığımda rahatsızdı, yatak döşek yatıyordu. Israrcı olunca "Beni bu kadar çok mu istiyorsunuz?" diye biraz nazlandı. "Tamam" dedi ama kendini toparlayamayınca röportajı iptal etti. Birkaç hafta sonra yeniden aradım. "Olmaz, çok meşgulüm" dedi. Bir-iki güzel söz duyunca dayanamayıp röportaj teklifimi kabul etti.
Kendini "Feci renkli bir kadınım" diye nitelendiriyor. İçki içmesine falan gerek yokmuş. Havasını bulduysa "çok komedi" biri oluverirmiş.
Hakikaten de "çok komedi" bir kadın. Fotoğraf çekimi sırasında bu kadar eğlendiğim başka birini pek hatırlamıyorum. Kendisiyle dalga geçip eğlenebiliyor ve işin ilginç yanı tüm yağdırdığı emirlere rağmen çalışanlarını da çok güldürüyor.
İçeri girdiğimizde "Bugün burası kafe gibiydi. Gelen giden çoktu" dedi. Fazla hareket etmedi. Bel fıtığı varmış. Koltuğuna oturdu ve dakika bir gol bir başladı: "Ay, kontes oturdu. Napolyon Bonapart'ın birinci karısı. Ne karısı yahu? Olsa olsa benden metres olur. Hiç sevmem öyle karıları!"
İşte Nur Yerlitaş bu kıvamda bir kadın. Onunla tanışan bir daha unutmuyor.
Bu kadar çok ünlüyü giydiriyorsunuz. "Şunu da giydirmek isterdim" dediğiniz ama kapınızı çalmamış olan biri var mı?
Yok. 1950 ve 60'ları çok seviyorum. Mesela Prenses Süreyya'yı, Jackie Kennedy'yi giydirmek isterdim. Türkiye'de giydirmek istediğim biri yok artık. Bir heyecanım yok. Keşke daha erken doğmuş olsaydım. Çünkü Türkiye'de artık sahneler, gazinolar kapandı. Bir tek Günay var. Orası da çok küçük, yüksek sahnesi olmayan bir mekan. Ben sanki yüksek ve büyük sahneler için yaratılmış bir kadınım. Broadway'de olmalıydım.
Ben geç kalmışım bu iş için. Zamanı kaçırmışım. Benim içimdeki kadın, o büyük sahnedeki kadını giydirmek istiyor.
Kime tasarım yaparken kendinizi gerçek anlamda özgür hissediyorsunuz?
Öyle kolay kolay kimse kendini teslim etmiyor. Türk kadınlarının yüzde 90'ı defolu. Ya bacak boyu kısa ya uzun, ya gövdesi kısa ya beli kalın, ya omzu yok ya kalçası geniş... Elbiseyi o doğrultuda hazırlıyorum.
Siz şatafatlı, kendini gösteren giysiler hazırlamaktan hoşlanıyorsunuz, değil mi?
Sıra dışılığı seviyorum çünkü ben de sıra dışı bir kadınım. Her tür kadına hitap ediyorum. Tesettürlü bir kadına da, çok açık giyinen, çok marjinal kadınlara da hitap edebiliyorum.
"Sanatçılarla çalışmak beni çok yordu"
Sonradan olma tasarımcılar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Onlar parayı konuşturuyor. Ön taraflarında duran büyük isimlere sığınarak bir şeyler yapmak istiyorlar. Kiminin çok parası var, kimi popüler isimlerle çevrili. Benim küçüklüğümde iki isteğim vardı: Süslü elbiseler giymek ve şarkıcı olmak. Hep şıkırtılarla olmayı, onlarla yaşamayı istiyordum. Annemle gezerken elini bırakıp bijuterilerin vitrinine bakardım. Tek düşündüğüm kumaşlar, payetler, tuşlar ve tüylerdi. Bu his yoksa bu işi yapmak mümkün değil.
Beğendiğiniz tasarımcılar kimler?
Yıldırım Mayruk ve Canan Yaka. Canan Yaka ile uzun yıllardır bir kırgınlığımız var. Merhabamız bile yok. Dargın olabilirim ama bu dargınlık doğru söylememi engelleyemez. Canan Yaka annesinden kalma o atölyeyi iyi bir şekilde yürütüyor. Bu iki isim dışındakiler beni hiç ilgilendirmiyor. Bazıları sabah uyanıp modacı oluyor ama kumaşın cinsini bile bilmiyorlar.
Müşteri konusunda seçici misiniz?
Evet. İnanmadığım bir şeyi yapmam.
Çalışacağınız ünlüleri de bir elemeden geçiriyor musunuz?
Artık eliyorum. Sanatçılarla çalışmak benim için zorlaştı. Artık yoruldum çünkü onlara göre kendimi ayarlıyorum. Yok fotoğraf çekimi, yok ekstrası, yok klip çekimi, yok şan dersi... Prova saatlerini onlar belirliyor.
Siz de ünlüsünüz. Kaprisi yapan niye siz olmuyorsunuz?
Star ruhlu bir kadınım ama müşterime mütevazı davranıyorum.
"Nükhet Duru hiç dikiş dikmek istemediğim biridir"
Kiminle asla çalışmazsınız?
Nükhet Duru. Kalbini, yüreğini, arkadaşlığını o kadar çok severim ki onu bir kristal vazo gibi saklarım. Ama bu bağlamda en kızdığım, hiç dikiş dikmek istemediğim biridir. O benim için bir deli. Günay'da çıktığı dönemde ona 10-15 tuvalet yaptım. Evine gitsem o tuvaletlerin herhalde iki tanesini bulabilirim. Hepsi değişmiştir, parçalanmıştır. Kendi onları başka bir tuvalet haline getirmiştir. Tabii o zaman Nükhet Duru'nun üzerinde görülen her elbise benim zannediliyor.
O bu anlamda kafadan çatlak bir kadın. Yanında kurmayları var. Onlarla birlikte evinde atölyecilik yapıyor. Nükhet Duru hem aksesuvarcı hem terzi. Yani ne olduğu belli değil. Ben şarkıcı olabilir miyim? Olamam. Elime mikrofonu alırım, bir tane şarkıyı belki çok güzel söylerim, ikincisinde patlarım. Detone olurum.
O da öyle işte. Herkes kendi işini yapmalı.
Nur Yerlitaş deyince insanların aklına dekolte geliyor.
Artistlerin transparanlığı ve çıplaklığı çok gerilerde kaldı. Onlar çok masum. Artık cemiyetteki bazı kadınlar o kadar açık giyiniyorlar ki ellerinde bir mikrofonları eksik. Bazen öyle bir ruh haline bürünüyorum ki o tesettürlü kıyafetleri yapmak istiyorum. Çünkü o zaman hiçbir çıplaklık görmüyorum. Bir dönem sonra o çıplaklık beni çok rahatsız ediyor.
Transparan kıyafetleri yapmayı isteyen siz değil misiniz?
Ne münasebet? Kime zorla bir şeyi giydirebilirsiniz?
"Çok kazık yedim. Her yediğim kazık beni daha güzel bir yere taşıyor"
Geçtiğimiz haftalarda RTÜK Bülent Ersoy'un "Popstar Alaturka" programında giydiği, çoğunluğu sizin tasarımlarınız olan kıyafetler nedeniyle "Edebe aykırı mı, değil mi?" diye soruşturma başlattı. Buna ne diyorsunuz?
Eee... RTÜK'e saygımız sonsuzdur! RTÜK'ü ben değil, onu diktiren düşünecek. Bu benim sorunum değil.
Mini eteği de Bülent Ersoy'a siz giydirdiniz, değil mi?
Emel Acar giydirdi. Ben giydirmezdim. Bülent Ersoy çok büyük bir sanatçı. O çuval da giyse Bülent Ersoy. Ama iyi yapılmış bir kıyafeti çok iyi taşır.
"Popstar Alaturka"yı izlemeyen bir kesim bile "Acaba Bülent Ersoy bu hafta ne giydi?" diye o kanalı açtı. Siz onunla iyi bir ikili misiniz?
Onu çok severim ama onunla çalışmak benim için çok zor. Atölyede geç saatlere kadar kaldığımda mahvoluyorum. Bülent Ersoy çok kumaş değiştirir. "Bunu yapmayalım, öbür kumaşa geçelim" der. Ve zaman kalmaz. Strese giriyorum ve stres bana yaramıyor. Bu işi daha uzun yıllar yapmak istiyorsam kendime iyi bakmak durumundayım. Dolayısıyla Bülent Ersoy'la çalışmak çok hoşuma gitmiyor.
Parasız dönemlerinde Sibel Can gibi sanatçılardan ücret almadığınız doğru mu?
Bunu inandığım insanlara yaparım. Ben çok vefalı bir kadınımdır. Beni kandırmak çok kolaydır. İki güzel söz yeter. Beni pırlantalarla kimse kandıramaz. Ama tabii sanat dünyası çok vefasız.
Kendinizi kazık yemiş gibi mi hissediyorsunuz?
Çok kazık yedim. Her yediğim kazık beni güzel bir yere taşıyor.
Her yediğiniz kazıkta hayatınızdan birilerini elemiyor musunuz?
Her yediğim kazığa kafamı takmış olsaydım bugün bu atölye de olmazdı. Kapatıp giderdim. Tostçu dükkanı açardım. Çok da iyi bir gurmeyimdir. Hâlâ kazık yiyorum, üç ay önce de, 15 gün önce de kazık yedim. Bunlar hiç umrumda olmuyor.
"Gay'leri severim, gay ruhluyum"
Yemek yapıyor musunuz?
Kendi yaptığım yemeği yemem, tıkanırım. Bende damak zevki vardır. İyi sofralar hazırladığım söylenir. Küçükken ailemde gördüklerimi hep devam ettirdim. Aileme çok bağlıyım, çok düşkünüm. Çocuğum yok. Bekar ve yalnızım. Hayattaki en önemli varlığım kardeşlerim ve onların çocukları.
Hayatınızda kimse yok mu?
Uzun yıllardır yok. Aşık insan kendini rezil eder. Çok kötü bir şeydir aşk. Onun için hayatımda kimse yok. Aşık olmayı da hiç düşünmüyorum.
Ama bu isteyerek olan bir şey değil zaten. Oldu mu oluyor.
İşimi ihmal etmekten korkuyorum. Son yıllardaki başarımı da aşksız olmama bağlıyorum. Aşık olacağım bir erkek yok. Maço erkek seviyorum.
Evlenmek gibi bir hayaliniz var mıydı?
Atölyeyi açtıktan sonra bir işyerim bir de kocam olur sanıyordum. Maalesef öyle olmuyor. Erkekler bazen çok güçlü kadınlarla yapamıyor. Benim erkeğimin benden güçlü olması lazım. Kendimden pasif bir erkeğe tahammülüm ve saygım olamaz. Çok güçlü bir adam da benim şartlarımda bir kadını kabul edemez. Akşama kadar yorulmuşum, enerjim bitmiş halde eve gitmişim. Enerjisi bitik bir kadını adam ne yapsın? Artık bu saatten sonra da...
"Sesim şahane"
Canınız sıkkınken ne yaparsınız?
Giyim odama geçerim. Aksesuvarlarımı, gözlüklerimi, bantlarımı, çantalarımı çıkarırım. Onlara bakarım, sayarım, silerim, takarım. Makyaj yaparım, kirpik takarım, aynaya bakıp şarkı söylerim.
Sesiniz güzel mi?
Şahane.
Hiç teklif gelmedi mi?
Genç kızken gelmişti ama ailem istemedi. Bana plak yapmayı çok istediler. Üstelik Orhan Gencebay istemişti.
Güneye gidip huzurlu bir hayat yaşama türünde planlarınız var mı?
Hayır. Güneyde niye yaşayayım? Güney İstanbul'dan daha havalı oldu. Gidersem Ekvator'a falan giderim.
Eğlenmeye nerelere gidersiniz?
Gay kulüplere. Prive ve Queen'e giderim. Cahide hayranıyım. İzzet Çapa'nın tüm dükkanlarının kraliçesiyim. Gay'leri çok seviyorum çünkü ben de gay ruhlu bir kadınım. Yelpazem çok geniş. Onlardan biriyim ben.
|
|
|

|
|