Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Ocak 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yaralı kadınlar, dayak yiyen erkekler!

Sevgilinizin ya da sevgili olmak istediğiniz kişinin dikkatini çekmek için onun yanına giderken bir yerinizi sarıp sarmalayın, bakın neler oluyor!


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Ali Osman Gencer'in İstanbul Modern Sanatlar Galerisi'ndeki "UltraViolet" sergisine gittim. Tabii sergi küratörü kocam olduğu için azıcık reklam da yapıyorum farkındaysanız...
Ama asıl yazacağım şey sergide tanıştığım bir kızla ilgili... Kızın elinin üstünde genişçe bir yara bandı vardı... Ben bayılırım yara bantlarına, hele sarı bandaj tam anlamıyla baş döndürücü!
Kıza, "A, ne güzel dedim", o da yüzüğünü beğendim sanıp "Eski bir paradan yaptırdım" diye anlatmaya başladı. Bana ne yüzükten, ben takılmışım bandaja! "Yok yok, yara bandın güzel" dedim. Hemen bir anısını anlattı. Tatil zamanı ayağını kırmış, alçılar falan, üç ayı alçılı geçmiş; ama... İşte burası çok önemli, hayatında erkeklerden hiç görmediği ilgiyi de bu üç ayda görmüş!

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Yara bantları benim fetişim ama bandaj ya da alçının erkekler için bir kadını ilgi odağı haline getirmesi ilk defa başkasından dinlediğim bir şey...
Bu ilginin nedeni "güç". Belki o sırada "bandajlı kadına ilgi gösteren erkeklerin kendilerine güvenlerinde bir eksiklik vardır", yine bunun devamı, "bir kadını aciz görmek bir erkeği tahrik ediyordur"...
Peki ya kadınlar?
Ben kendimden başka bandaj seven birini görmedim ama son James Bond'u seyrederken adamın ha bire dayak yemesinin durup dururken senaryoda yer almadığını da düşünmeden edemedim.
James Bond demişken, sarışın Bond'umuza yapılan işkence sahnesi içimi baydı vallahi. Adamın testislerini parçaladılar. Sonra zavallıcık hastanelerde yattı da hâlâ sağlam olduğunu izleyiciye kanıtlamak için olsa gerek, filmin sonuna sevişme sahneleri koymuşlardı ya...
İnsan şunu düşünmeden edemiyor; şimdi bu sarışın Bond'un olduğu bölüm gerçekte serinin ilk romanından... Yani, Bond acaba cinsel yeteneğini kaybetti de, bize hâlâ "sağlam" olduğunu kanıtlamak için mi sonrakilerde ha bire adamı kadınlar için karşı konulamaz bir cazibedeymiş gibi izledik...
Ya, işte böyle; boş işlerle uğraşıyorum...
Ama şunu da ciddiye alın, sevgilinizin ya da sevgili olmak istediğiniz kişinin dikkatini çekmek için onun yanına giderken bir yerinizi sarıp sarmalayın, sonra da bana neler olduğunu yazarsınız artık...

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Neden bandaj bir insanın fetiş objesi olur?
İyi oyunlar herkese...

Kılavuz Karga Oyunu!

Kadın: Ay bir tanem, başın mı ağrıyor? Saralım mı?
Erkek: Beni sarıp sarmalamandan bıktım!
Erkek: Seni çok yaralı gördüm...
Kadın: Hafıza kaybı herhalde! Kalbimi kırdığını ne çabuk unuttun!

Küçük Oyun Köşesi!

Sevgilinin dikkatini çekme oyunu!
Bu daha çok kadınların işine yarayacak bir oyun. Erkekler dinlemez ya bizim konuştuklarımızı. Gerçi biz de konuşmaların sadece işimize gelen kısmını dinleriz ya... Neyse işte... Diyelim ki, ne zaman bir şey anlatmaya başlasanız sözünüzü kesen ya da başka şeylerle ilgilenmeye başlayan bir sevgili ya da kocacığınız var, böyle bir zamanda konuşmanızın arasında "Bugün Recep Tayyip Erdoğan'la buluştuk, bir kahve içtik" deyin mesela. İsim tanıdık geleceği için bir an "Doğru mu duydum?" diye kalakalır. Sonra dikkatini çekebilmişseniz "Hangi Recep Tayyip Erdoğan?" diye sorar. Siz de "Başbakan canım" deyip anlatmak istediğiniz asıl şey neyse, onunla konuşmanıza devam edersiniz. Güzelce gülmeyi de ihmal etmeyin tabii...

Öptüm sizi
Gülben Ergen doğursun artık ne olur! "Görmemişin çocuğu olmuş" dedirtecek durumu aşalı aylar oldu, o hâlâ 10 gün kala bir de dergiye fotoğraf çektireyim diye objektiflerin önüne atlıyor. Aman nazar değmesin de... Bebek daha doğmadan annesinin medya merakından payını aldı, ya doğduktan sonra neler olacak? Gülben'i öpesim yok ama doğunca nasılsa bebeği öperim artık...
TürkMax'te Gani Müjde ve konuşma biçimi yüzünden ne dediği anlaşılamayan Tuba Ünsal'ın sunduğu "Normal misin?" diye bir "anket" programı var ya... Program her ne kadar takır tukur gitse de, her ne kadar Onur Baştürk'ü hangi akıllı oraya oturttu diye kendi kendime sorsam da, Kaya Çilingiroğlu'nun abuk sabuk konuşmalarını insanlar "en normal" bulsa ve Pakize Suda annesi seyrediyor diye bazı konularda konuşmasa da, ben onları seyrediyorum... Serde birazcık mazohistlik var işte... Ah Pakizeciğimizle Sabacığımız birlikte ne kadar da güzeldi...
Cem Özer'in sıkıcı sohbeti yerine Pakize Suda sabahlarımızı şenlendirseydi ya...


CUMARTESİ
"RTÜK benim değil kıyafeti diktirenin derdi"
Sezonun kıyafetlerini daha ucuza giyin
Beyoğlu'nda ikinci Leb-i Derya devri
"Hayatımdaki her yolu Onno açtı"
Seksi iç çamaşırını andıran bir makyaj markası
ne var, ne yok
"Nâzım manşetini akıl etseydik Pamuk'tan önce biz atardık!"
Çağdaş sanatın buluşma noktası
En moda En yeni





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet