|
 |
|
|
Fenerbahçe'de tempo artırımı
Türk futbol tarihinin kağıt üzerinde en güçlü orta sahasını kurdu Fenerbahçe. Tam 13 üst düzey oyuncu. Zico bu orta sahadan maksimum verimi almasına yardımcı olacak forvet hattına sahip olamasa da, eldeki 3 oyuncunun iyi niyet ve çalışkanlıkları takımın temposunu artırmaya yardımcı oldu.
Fenerbahçe aslında, misal ezeli ve güncel rakibi Galatasaray'dan çok da iyi olmayan ve seçenekleri kısıtlı bir forvet ve savunma hattına sahip olmasına, milli olmasına karşın istikrarsız performans sergileyen kalecisine rağmen, açık ara daha dengeli bir takıma dönüştü. Bunun kaynağı sahip olunan standart üstü orta saha.
Yıldırım yönetimi Kezman'ın yanına misal bir zamanlar formasını giydirdiği Atkinson tipi, - hadi onlardan bulmak zor ya da Kennet Anderson tipi bir oyuncu bulabilseydi, bu orta saha Avrupa'nın en iyi başaltı takımlarından birinin çekirdeği olabilirdi. İşte o zaman tüm handikaplara rağmen Fenerbahçe'nin UEFA'nın güçlü adaylarından olduğundan bahsedebilirdik. Renk aşkı tehlike sınırı geçmemiş herkes kabul edecektir ki, bugün bu olasılık oldukça düşük.
UEFA kolay değil
Zaten tarihinde elemeli turnuvalarda başarı az olan bir kültürden bahsediyoruz. 24 senedir Türkiye Kupası'nı kaldıramamış ve Avrupa geçmişi fakir bir kulübün bir anda çıkıp UEFA'yı kaldırması kolay değil. Tam 100 yıllık dev bir futbol geleneği konumuz, ama iktidar sahası Türkiye. Eğer bu yıl bu başarı sağlanırsa, yapılan onca yatırımla övgüyü hak etmekle birlikte, bu biraz da Aziz Yıldırım'ın tartışmalı ama doğru 'tesadüf' tespitine oturacaktır.
Öte yandan şu da açık. Bu yoğunluk ve istikrarda yatırımla ekonomik sürdürülebilirlik Fenerbahçe'nin önümüzdeki 5 yılda bu olasılığı artırmak favoriye dönüşmek mümkün.
Neyse konumuza dönelim. UEFA zor bir hedef olsa da Antalya'da, Zico'nun takımının sergilediği tempo artırımı son derece umut vaat ediyor. 2 hazırlık maçında dikkat çekici olan orta sahanın pas otomatiğini geliştirmiş olması. Santrfor sayısı 1'e düşmüş olsa da hücumcu sayısı Deniz haricindeki orta sahaların da katılımıyla 5. İki savunma kanadını hücum yönünde çekinmeden kullanıyor Zico.
Orta saha işleyince
Orta saha iyi işlediği için Fenerbahçe otomatikman temposunu katladı. Bu oyun eğer sürdürülebilir bir programla destekleniyorsa, yani 5 hafta sonra bir fizik düşüş olmayacaksa Türkiye'nin iyice üstüne çıkmış demektir ki, bu da Fenerbahçe'yi rakiplerinin çok ötesine götürür.
Bu tablo Daum'un gelebildiği en iyi noktanın gerisinde değil.
Sonuçta bizim meslek için özeleştiri zamanıdır: Demek ki Zico o kadar da kötü değilmiş.
Deivid ve Tümer
Deivid'e özellikle bir paragraf açmak gerekiyor. Çok uyumsuz, çok atıl ilk dönemlerinden buyana bir İsveçli kadar soğukkanlıydı. Sahada açıkça işlerin yürümediği o dönemden bu yana hiç yılmadan çalışıyor. Hâlâ işlerin büyük bölümü olması gerektiği gibi gitmiyor ve futbol karakteristiği gereği de asla Fenerbahçe'ye tam ilaç olamayacak. Ama yine de yılmadan oyuna destek vermeye devam ediyor. İşte asıl önemli olan da bu. Ona kızabilmek ya da eleştirinin dozunu artırmak taraftar ve eleştirmen için kolay değil. Çünkü karşınızda kendisine verilen görevi büyük bir hassasiyet, tam ciddiyet ve aralıksız bir konsantrasyonla yapmaya çalışan bir profesyonel var.
Bu tavrıyla Ümit Özat'a benziyor.
İnsan ister istemez kendi içinde yetişmiş yeteneklerden de aynı şeyi bekliyor. Misal Tümer'den. Deivid'in sahip olduğu özellikler bugün tuttuğu nokta santrfor mevkisine uygun değil. Ama o çabalıyor. Tümer'in de defansif yönü eksik. Ama bu cephede gördüğümüz sadece kırgın bir yüz ifadesi.
Futbol aklı
Bu köşeyi sürekli takip edenler bilirler. Kulunuzun bir futbol kulübünün önce bir oyun aklına sahip olması gerektiğini sıkça vurgular. Hoca oyuncular buna göre seçilir, takıma transfer olacak oyuncu görev tanımını açıkça bilir, sürprizle karşılaşmaz, hoca değişince oyun değişmez, alt yapıdan gelen oyuncu bu akla uygun olarak yetiştirilir vs. Futbolda kurum böyle olunur.
Bu özelliğe sahip çok az kulüp var ülkede, onlar da tam sahip değil ya. Biraz Galatasaray, biraz Gençler... Fenerbahçe'nin devasa yatırımında eksik kalan bu. Maalesef Fenerbahçe'de bu aklı oluşturacak hocalar üstü yerli bir değer de yok. Üzücü, ama gerçek.
Birkaç ay evvel bu planlamayı Van Hooijdonk'un üzerine inşa etmenin uygun olabileceğini söyleyerek bir tartışma açtım bu köşede. Pek takılan olmadı! Van Hooijdonk ne zaman gündeme geldi? 45 metreden Galatasaray'a gol atınca. Hem de oyuncu olarak. Neyseki Hollandalı mesajını gönderdi. Hoca olarak döneceğim. İşte çözüm olarak gösterilen asıl sorundur. "Van Hooijdonk Galatasaray'a gol attı, hadi dönsün" Bu tip bir heyecan ve ezeli rekabet ihtirasıyla bu işler yürütülmez.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|