Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Ocak 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Saç, sakal ve küpe

Türkiye Spor Yazarları Derneğinin Antalya'da düzenlediği " 44.Yıl Sporun Zirvesi Semineri" ne konuşmacı olarak katılan Merkez Hakem Kurulu Başkanı Mustafa Çulcu ile FIFA hakemleri; İsmet Arzuman ve Bülent Demirlek'in konuşmalarını okuyunca önce şaşırdım, daha sonra normal karşılamam gerektiğini düşündüm. Çünkü yapılan icraatlar dolu olmayınca boş sözlerle durumu idare etmek zorunda kalırsınız. Saç, sakal ve küpe misali.
Öncelikle bugüne kadar kimse görevde olanların; şerefine, ahlakına, namusuna veya ailesine yönelik eleştiride bulunmadı. Yazılanlar, söylenenler hep görevde olanların yaptıkları icraatlarla ilgiliydi. Hatta sezon başında istenmeyen hakemlerin, onları istemeyen takımların maçlarına verilmesi konusunda kamuoyunca MHK'ye destek bile verildi.
Ama gelin görün ki, zaman ilerledikçe ortaya konulan çalışmalarda tatmin edici değerler ortaya çıkmayınca doğal olarak eleştiriler başladı. Eğer eleştiriler karşısında özgüveniniz varsa, sorunlar ve krizler karşısında çözüm üretmeniz çok zor olmaz. Ama özgüven konusunda bir eksiklik yaşıyorsanız, bağımsız hareket edemiyorsanız, yapılan eleştirileri kabul etmez; çeşitli gerekçelerle suçluyu başka yerde arar ya da saç, sakal, küpe meselesine getirirsiniz. Oysa gazetecinin İsmet Arzuman'ın sakalıyla ilgili sorduğu soruya "Evet yakışmış, bizce hiçbir sakıncası yok" diyerek; kamuoyunu bulmuşken Türk hakemliğinin içinde bulunduğu durumu ve çözülmesi gereken problemleri gündeme getirmek daha doğru olmaz mıydı? Burada Nasrettin Hoca'nın "Yahu hırsızın hiç mi suçu yok?" sorusunu hatırlamamak elde değil.

Sorular
Merkez Hakem Kurulu olarak hakemlerinize eşit mesafede durarak adaletli görev dağıtımı yaptınız mı?
Takımlar, ikinci yarı öncesi 15 gündür hazırlıklarını sürdürüyorlar. Ya hakemler ? 3 günlük seminere daha yeni tabi tutuluyorlar. Bu gecikmenin sorumlusu kim?
Aile sorununuz, dini inançlarınız kimseyi ilgilendirmez. Hakemlerin sosyal haklarını korumak, toplumda kaybolan güven ve saygıyı yeniden kazanmak adına ne gibi çalışmalar yapıldı?
Yıllardır amatör kümelerdeki genç hakemlerin çözülemeyen ekonomik sıkıntılarını ortadan kaldırmak için çözümler üretildi mi?
FIFA listesi oluşumunda "Kuddusi Müftüoğlu'nu biz teklif etmedik, Federasyon Başkanı yetkisini kullanarak listeye yazdı" diyerek hem federasyon başkanını, hem de hakemi toplumun önüne atıp, tartışılmasına kim neden oldu?
Genç bir hakem tehdit edildiği gerekçesiyle Merkez Hakem Kurulu Başkanı hakkında neden suç duyurusunda bulundu?
Derneğin parasını zimmete geçirmekten Süper Lig hakemi ve gözlemcisi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Bununla ilgili neler yapıldı?
Bir kulüp başkanı, hakemi çetecilikle, diğeri maçına verilen FIFA hakemini tetikçilikle suçluyor; ama saç, sakal küpe meselesini çok güzel gündeme getiren MHK Başkanı bu konuyu gündemine hiç almıyor ya da kısaca geçiştiriyor.
Cem Papila'nın liste dışı kalmasına geçerli sebep bulunamıyor; karşılıklı konuşma söz konusu olunca da "Muhatabım değilsin" deniyor.
Bir TV programı sonrası gece yarısı Ahmet Çakar'ı arayarak yazılması istenmeyen konu (Ki bu konu Ahmet Çakar'ı yerinden zıplatıyor) neden kamuoyu ile paylaşılmıyor ?
Yaptığı hatadan dolayı bir süper lig hakemine "artık bırakması gerektiği" söylenerek, sorumluluk sahibi olanların yapmaması gereken açıklama neden yapılmıyor ?

Çelişkiler
Aynı seminere konuk olarak katılan İsmet Arzuman da kendilerine katkı sağlayacak eleştiriye karşı olmadıklarını, onurlarını zedeleyen eleştirilere karşı olduklarını söylerken maalesef kendisiyle çelişiyor. Çünkü çok yakın bir zamanda yönettiği bir maç sonrasında, soyunma odasına gelen ve kendisinin "onuruna, kişiliğine, kokartına" ağır hakaretler eden Cemal Aydın'ı mahkemeye veriyor; ama her ne hikmetse çok kısa bir süre sonra vazgeçiyor. Bu geri dönüşün nedenini bir türlü izah edemiyor.
FIFA Hakemi Bülent Demirlek'in de kendilerini biri bizi gözetliyor programındaki yarışmacılara benzetmesi de garip. Sevgili Bülent unutma sizi biri değil; herkes gözetliyor. Herkes tarafından gözetleniyorsanız daha sorumlu olmalı ve gözetlenmekten asla rahatsız olmamalısınız. Çünkü sorumluluğunu yerine getirenler izlenmekten asla ve asla rahatsız olmazlar.
Böyle bir seminerde konuşma yapanların açıklamaları, taşıdıkları sorumluluk duygusu ile örtüşmeliydi. İçerik daha kaliteli ve gerçeklerle bağdaşır olmalıydı. Yoksa ister küpe takın, ister saç uzatın, isterseniz de sakal bırakın buna zaten kimsenin söyleyeceği bir şey yoktur, olamaz da; ama bütün bunlardan önemlisi, önce işinizi ve duruşunuzu en iyi seviyede tutun. Kişisel bütünlüğünüzün boyutunu belirleyen unsur, inandığınız değerlerle ne kadar uyumlu yaşadığınız ve söylemlerinizin sorumluluğunu ne ölçüde üstlendiğiniz ve bunların ne ölçüde arkasında olduğunuzdur.

mtokat@milliyet.com.tr




SPOR
Renklerin kardeşliği!
Doktordan teşhis
Varsa yoksa Hamit!
Ayman-Risp bitiyor
'İşimiz çok zor'
'Rakamlara inanmıyorum'
Çölde zorlu gün
İngilizlere Emre baskısı
Fenerbahçe'nin 100. yılı için üç Athena şarkısı
Haydi Erzurum!
Serena'da hayat var
Telekom'un inadı
Haber turu...
Fenerbahçe'de tempo artırımı
Papa'dan prim olur mu?
Saç, sakal ve küpe
Hukuksal fanatik!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Fenerbahçe'de tempo artırımı
Türk futbol tarihinin kağıt üzerinde en güçlü...
Ercan GÜVEN
Papa'dan prim olur mu?
"Bul karayı, al parayı" devri geride kaldı......
Metin TOKAT
Saç, sakal ve küpe
Türkiye Spor Yazarları Derneğinin Antalya'da ...
Nilay YILMAZ
Hukuksal fanatik!
R ot balans ayarsız katakulli ligde devre ara...


© 2006 Milliyet