|
 |
|
|
Tayland gezisi
Satır Arası / Deniz Sipahi
Geçen gün Dokuz Eylül Rotary Kulübü’nde ''algılama yönetimi'' üzerine bir konuşma yaptım. Bugün birçok kişi, kuruluş ve kurum, yanlış iletişim stratejileri kurdukları için hiç de hak etmedikleri olaylarla karşı karşıya kalıyorlar.
Ama çağımız iletişim çağı...
İşlerinizi çok iyi yaptığınıza inanabilirsiniz. Örneğin başarılı bir şirketseniz ''üretim, pazarlama, satış, insan kaynakları, lojistik, teknoloji, finans'' gibi çok önemli konularda iyi bir organizasyona da sahip olabilirsiniz. Önemli olan bunların ''toplumsal değerlerle'' örtüşmesidir.
Klasik yönetim anlayışları artık bitmiştir; algılama yönetimini en az finans, en az insan kaynakları kadar iyi uyguluyor olmalısınız.
İletişimin dört temel hedefini hatırlatmakta fayda görüyorum.
Farkındalık yaratmak, katılım, ikna ve eylem...
İletişim, sadece özel sektörde değil, kamu ve sivil toplum yapılanmasında da ''bir'' numaralı yönetim önceliği olmuştur. Kurumlar, toplum nezdindeki ''farklılaşmalarını'' ancak iletişimle gerçekleştirebileceklerini artık görmek zorundadır. Bu farklılaşma, kurumların paha biçemeyecekleri itibarlarının yönetilmesi ile eş anlamlıdır.
Bu sorumluluk onların isteğiyle değil toplumun beklentileri ile oluşur. Beklentileri iyi yönetemeyenler ise krizlerle karşı karşıya kalırlar.
* * *
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, Tayland gezisiyle ilgili yaşadıkları tam bir algılama krizidir.
Başkan Aziz Kocaoğlu ve ekibi; kamuoyuna net, anlaşılır mesajlar verememiştir.
Tayland gezisinin amacını doğru anlatamamıştır.
Türkiye, geziyi meclis üyelerine yapılan bir ''siyasi jest'' olarak algılamıştır.
Birincisi...
EXPO nedeniyle İzmir heyeti zaten bir dünya turu atacaktır, atmak zorundadır.
Ülke temsilcilerini ikna etmenin yolu onları ziyaret edip, İzmir’i anlatmaktan geçiyor. O yüzden Meclis üyeleri her seyahat programına dahil edilip, gruplar halinde götürülebilirdi. Toplu, 240 kişiyi aşan ve biraz da kalış süresi uzatılan geziye, kamuoyu ''Tatile gidiyorlar...'' diye baktı.
İkincisi...
Kimse çıkıp, Tayland’da devam eden bir Botanik EXPO’su olduğunu, Dış İşleri Bakanlığı’nın çok önceden planlanan organizasyonuyla buraya bir İzmir standıyla katıldığını doğru düzgün anlatmadı.
Tayland Kralı’nın tahta çıkışının 60’ıncı yıldönümü ve 2007 yılındaki 80’inci yaş gününü kutlamak amacıyla yapılacak Botanik EXPO’suna Türk hükümetinin ''İzmir Bahçesi'' hediye ettiğini kimse duyurmadı.
Üçüncüsü... Ve en önemlisi...
Sosyal sorumlulukların toplumla ''duyguların alışverişi'' olduğunu kimse dikkate almadı.
Kamuoyunun tepkisi olduğu biline biline geziye büyük bir grupla katılma konusunda ısrar edildi. Biraz geri adım atılıp, diğer gidilecek gezilere göre gruplar önceden belirlenip kamuoyuyla paylaşılabilirdi.
* * *
Ben İzmir lobisinin Tayland’a gitmesinden yanaydım. Çünkü Tayland’da bizim dışımızda tam 31 ülkenin temsilcileri bulunuyor. 98 BIE üyesinin oy kullanacağı düşünülürse 31 üyeyle bire bir görüşmek ve onları ikna etmek çok önemlidir.
Kaldı ki; bu EXPO’nun diğerlerinden farkı da kalıcı yapıların organizasyon bittikten sonra kente bırakılacak olmasıydı. Bu tematik EXPO’da kurulan stand tamamen İzmir’in kokusunu, dokusunu yansıtıyor ve 2.5 milyon ziyaretçinin beklendiği Fuar’ın en büyük alanı İzmir’e ayrılmış durumda.
Sonuç olarak...
İster bir şirketi, ister bir sivil toplum örgütünü, ister büyükşehiri, ister bir bakanlığı yönetin.
''Algılama yönetimi''ni iş planlarınız içine sokmalı, belki de listenin ilk sırasına yerleştirmelisiniz.
Sosyal ortaklarınızın yani toplumun, kamuoyunun beyinlerine ve kalplerine ulaşacak iletişim stratejisini kurmayı bileceksiniz.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|