TÜSİAD yönetimi başkanlık görevini Arzuhan Doğan Yalçındağ'a teklif etti
TÜSİAD'a kadın başkan geliyor
Başkanlar Konseyi'nin TÜSİAD başkanlığı teklifini kabul eden Arzuhan Doğan Yalçındağ, derneğin ilk kadın başkanı olmaya hazırlanıyor
EKONOMİ SERVİSİ
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, TÜSİAD Başkanlar Konseyi'nin, başkan adayı olması konusundaki teklifini kabul ettiğini açıkladı.
Yalçındağ, "Türkiye-AB İlişkileri Bağlamında Uluslararası Göç Tartışmaları" konulu raporun açıklandığı toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
"Adaylığınız konuşuluyor, TÜSİAD'ın başında kadın yönetici olarak sizi görecek miyiz?" sorusu üzerine Yalçındağ, şöyle konuştu:
"Başkanlar Konseyi, aday olmam konusunda bir teklif getirdi. Ben de kabul ettim, ancak 25'inde genel kurul var. Dolayısıyla son karar genel kurulun."
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı'nın 25 Ocak Perşembe günü yapılacak seçimli olağan genel kurulda aday olmayacağı bildirilmişti.
Yalçındağ, TÜSİAD başkanı olması halinde, patronlar kulübünün ilk kadın başkanı unvanını da alacak.
İş hayatına 1990'da atıldı
Arzuhan Doğan Yalçındağ, profesyonel iş hayatına 1990'da Mail Order'i kurarak başladı. 1993-1995 arasında Alternatif Bank'ın kuruluş çalışmalarına katıldı ve yönetim kurulunda yer aldı.
1995-1996 yılları arasında, Milliyet Dergi Grubu'nun yönetiminde görev alan Arzuhan Doğan Yalçındağ, 1996'da Kanal D'de çalışmaya başladı. Halen Doğan TV ve Radyolar'da CEO ve Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi.
Arzuhan Doğan Yalçındağ, 1999'da CNN International ile Doğan Yayın Holding ortaklığında CNN TÜRK'ün kuruluş çalışmalarını yürüttü. Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu üyeliği bulunan Doğan Yalçındağ, aynı zamanda, TÜSİAD, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Türk-Amerikan İş Adamları Derneği, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı Yönetim Kurulu Üyelikleri ile Kadın Girişimciler Derneği Kurucu Üyeliği görevlerini de sürdürüyor. Yalçındağ, AB için Kadın İnisiyatifi'nin Kurucu Başkanı olarak da Türkiye adına lobi çalışmaları yürütüyor.
Türkiye, AB üyesi olmazsa göç artar
TÜSİAD'ın hazırladığı, "Türkiye-AB İlişkileri Bağlamında Uluslararası Göç Tartışmaları" konulu rapor, basın toplantısıyla açıklandı. TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye'nin AB üyeliğinin gerçekleşmemesi halinde öngörülen göç düzeyinin, AB üyeliği ve serbest dolaşım alternatifine göre çok daha yüksek çıktığını kaydetti.
Yalçındağ, AB'de Türkiye ile ilgili göç tartışmalarının önemli bir boyutunu serbest dolaşımla birlikte muhtemel bir göç dalgasının AB'de siyasal, ekonomik ve toplumsal uyum sorunları yaratması endişesinden oluştuğunu ifade etti.
İşgücünün serbest dolaşımının sağlanması durumunda Türkiye'den AB'ye yönelecek göçün miktarı ve niteliğinin elbette bir tartışma konusu olduğunu belirten Yalçındağ, Türkiye'nin AB üyeliği gerçekleşmese dahi, halen AB ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin uyum sorunları, bu ülkelerde Türkiye'den olası göç dalgalarının gelecekte nasıl seyredeceği tartışmalarının da devam edeceğine işaret etti.
5 yılda 400 bin göç
Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Programı Direktörü Prof. Dr. Ahmet İçduygu hazırladığı raporu değerlendirirken, dünya nüfusunun yüzde 3'ünün göçten etkilendiğini, Türkiye nüfusunun göçten etkilenme oranının yüzde 6, Avrupa'nın etkilenme oranının yüzde 10 olduğunu söyledi.
2003 yılı itibariyle 15 yaş ve üstü nüfusu kapsayan olası Türk göçmen nüfus potansiyelinin 48.9 milyon olduğu belirtilen raporda, göç etme genel niyetine sahip kişi sayısının 3.03 milyon, özgül niyete sahip kişi sayısının da 150 bin olacağı belirtildi. Raporda, göç etme isteği üzerine daha temel niyetlere bakıldığında ise ileriki 5 yıl içinde AB-15 ülkelerinin alacağı olası Türk göçünün en az 400 bin kişi olacağının hesaplandığı ifade edildi.
51 milyona ulaşacak
AB üyesi 25 ülkede 38.5 olan ortalama yaşın 2050 yılında 48'e yükselmesinin beklendiğine işaret edilen raporda, böylece Avrupa nüfusunun yarısının 50 yaş üstü kişilerden oluşacağı vurgulandı. Raporda, "Türkiye'de işgücündeki kişi sayısı 2050 yılında ise 51 milyona ulaşacak. Türkiye'nin nüfusunun önümüzdeki 20 ya da 45 yıl içindeki dönüşümünün Avrupa'daki nüfusun beklentilerine yanıt veremeyeceği görülüyor" denildi.
95 milyon kişi gerek
Orta ölçekli göç halinde, 2050 yılında AB-25'te işgücüne katılım oranının, Batı ve Orta Avrupa'daki işgücü miktarının 2005 yılındaki 227 milyon düzeyinden, 2025 yılında 233 milyona ulaşacağı, onu izleyen yıllarda düşüşe geçerek 2050 yılında 222 milyon olacağı öngörülen raporda, göç olmadığı takdirde işgücü miktarının 2050'de 195 milyona düşeceği kaydedildi.
Raporda, şöyle denildi: "Göçün yaşanmadığı düşünüldüğünde, Batı ve Orta Avrupa'daki işgücü miktarı 2005-2025 arasında 26 milyon, 2005-2050 arasında ise 66 milyon civarında azalacak. İşgücü göçünün bu boşluğu doldurma işlevi olduğu açıktır. Bu durumda 2005-2025 yılları arasında AB-25 ülkelerinin işgücü havuzuna yıllık 1.3 milyon göçmen katmaları gerekmektedir. 2025-2050 yılları arasında bu sayı yıllık 1.6 milyon olacaktır.
Avrupa'ya yönelecek göçmenlerin yüzde 70'inin işgücüne katılacağı düşünülürse, göçten elde edilecek yıllık net katkı 2025 yılına kadar 1.9-2 milyon arasında, 2050 yılına kadar olan dönemde ise 2.3 milyon olacaktır. Bu varsayımlara göre, 2005-2050 yılları arasında 15-64 yaş grubu içerisinde olan 95 milyon kişinin göç etmesine ihtiyaç duyulacaktır."