
|
|
|
 |
|
|
İstanbul surlarında gezinti
Gece şehrin çirkinliğini örterken İstanbul'un surları ve diğer tarihi yapıları daha görkemli ve güzel görünür. Ayışığında, yıldızların altında, kalabalıkların ortadan çekildiği kış ve bahar gecelerinde bu ortamı gözlemek gerek
Fax: (0312) 427 20 64
Geceler şehirlerin çirkinliğini örter; betonun küstahlığına gece haddini bildirir. Kalfa yapıları karanlıkta bir köşeye büzülür; doğal malzemeli binalar çevreye uyumuyla geceleri daha görkemli ve güzel durur.
5'inci yüzyılda İmparator Thedosius'un yaptırdığı geniş surlar kim ne derse desin ortaçağın bütün şehir surları ve kalelerinden çok farklıdır. Taşın bu kadar iyi kullanıldığı ve doğayla bu kadar sıcak bir birliktelik sergilediği başka bir kale yoktur. Osmanlı döneminde mezarlıkların sur boyu yer alması bugüne kadar etraftaki yeşilliği korumuştur. Son yıllarda dahi Silivrikapı ile Yedikule arasındaki bloklar gibi bazı çirkinlikler haricinde, bu uyum korunmuş ve çok katlı yapılara izin verilmemiştir. Kısacası İstanbul'un surları hâlâ görkemlidir, hâlâ güzeldir.
Gece saat 22.00 sıralarında surun ve sur içi mahallelerin uzun tarihini hissetmek mümkündür; en azından Yedikule kapısından başlayarak Silivrikapı ve Mevlanakapı'dan Topkapı'ya doğru ilerlediğimizde bunu görürüz. Ayışığında, yıldızların altında, kalabalıkların ortadan çekildiği kış ve bahar gecelerinde bu ortamı gözlemek gerekir.
100 yıllık ahşap yapılar
Silivrikapı'da gecenin karanlığı İstanbul'un kendine özgü beyazlıktaki taşını daha güzel gösteriyor ve o surların üstünde bütün zamanların ustası Mimar Sinan'ın bina ettiği Hadım İbrahim Paşa Camii, hoş minaresi ile tarihi bir güzelliğin, usta elinde bin yıl sonra da devam ettirilebileceğini gösteriyor.
İmparator Thedosius'un ustaları da, muhteşem Süleyman Han'ın baş mimarı da İstanbul'un Allah vergisi aynı taş ocaklarını tanıyor ve malzemeyi kullanıyorlardı. Bugün bu taş ocakları kaybolup gitmiştir. Hadım İbrahim Paşa Camii, Hicri 958 / 1551 yılında yapıldı, etrafındaki türbeden başka yanındaki eserlerin büyük ölçüde yok olduğu anlaşılıyor. Hadım İbrahim Paşa Camii, Turgut Cansever'in deyimiyle kübik bir kaide üzerindeki yekpare kubbe ile büyük usta Sinan'ın 15'inci yüzyıl Osmanlı eserlerinden de esinlendiğini gösterir. Kendinden evvelki mirasa karşı bu saygı büyük bir mimarın varlığını gösterir.
Sur diplerinde hâlâ 100 yıllık ahşap yapılara rastlanıyor, bu binaları iyi değerlendirmek ve yararlanmak lazım. Topkapı ve Sulukule yani Vatan ve Millet caddeleri arasında olduğu gibi Rum ve Ermeni kiliseleri yanında camilere de rastlanıyor. Rum kilisesi Aya Nikola, Ermeni kilisesi Surp Nikoğos ve biraz ötede Harbi Camii. Hepsi birlikte bir üniversal imparatorluk ve toplumun kıyı köşede dahi anısını yaşatıyorlar.
Mevlanakapı'dan girdiğimizde eski İstanbul'un mütevazı, sakin bir mahallesi karşımıza çıkar. Gerçi eski Mevlanakapılıların çoğu İstanbul'un muhtelif yerlerine dağılmıştır ama öyle de olsa ara sıra mahalle kahvesine uğrar veya cuma namazı için buraya gelir, toplanırlar. Sur kapısından girdiğinizde ortadaki Evliya Camii eski mahalle mescitlerinin küçük bir örneğidir.
Kuzeye doğru ilerleyip Millet Caddesi'ni geçtiğimizde, karşımıza çıkan Kürkçübaşı Camii'ni geçerek bir meydana ulaşırız. 1555 ve 1558 yılları arasında büyük ustanın yaptırdığı cami, Temeşvar fatihi gazi vezir Kara Ahmet Paşa'nın adını taşır. Türbesi de buradadır. Gazi vezir de siyaset cezasıyla bu dünyayı terk eden sadrazamlardandır.
1950'li yılların sonunda bir mimari şaheser olan ve paşanın adını taşıyan çeşme, buldozerlerle imar isterisinin kurbanı oldu. Tıpkı 17'nci yüzyılın ünlü veziriazamı kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın Çarşıkapı'daki külliyesinin fuzuli yere yok edilmesi gibi... Ahmet Paşa Camii'nin güzelim avlusunu ve haziresini bu gece turunda gezemeyeceksiniz. Zira camiler hırsızlık, mezarlıklar da şahidelerin yağması yüzünden iç ve dış kapılarını kilitlemek zorunda kalıyorlardı.
Buldozer kurbanları
Sur boyu ilerlediğiniz vakit büyük mimarın ünlü Mihrimah Sultan Camii ve Edirnekapı'dan Eğrikapı'ya doğru ilerlediğiniz vakit de ünlü Vlaherna veya Tekfur Sarayı yanında surların Haliç'e hükmeden burçları üzerinde Kanuni devri kazaskerlerinden Hacı İvaz Efendi'nin camisini görürsünüz. İstanbul kadılığı da yapan ulemanın bu zevkli ve zarif üyesinin camii Mimar Sinan'ın şehri süslemek için tasarladığı bir anıt. Ne yazık ki onun etrafını da geceye bile kafa tutan çirkin apartmanlar sarmıştır.
Theodosius surları boyu yaptığımız bu gece turu, aslında muhteşem bir Mimar Sinan gezintisidir. O dâhinin ihtişamı ve yarattığı güzelliklerin yanında bizim nesillerin çirkin ve lagar davranışını görmek ve tedbir almak için lütfen benzer turları hiç değilse gündüz yapalım.
|
|
|

|
|