|
 |
|
|
Gelin, 'e-kongre'ye gidelim!
Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 28 Ocak'ta toplanacak genel kurulu, sporumuzun, futbolumuzun içinde bulunduğu durumu yansıtmak bakımından çok yararlı olacak.
Bir yandan 130 milyon YTL (ya da dolar) borçtan söz ediliyor, bir yandan Başkan Yıldırım Demirören'in 32 milyon dolar tutarındaki kişisel alacağından. Genel borç seviyesi ve özel başkan alacağı nedeniyle kongre kilitlenmiş durumda.
Ortada ciddi bir iktidar mücadelesi olmayacak.
Takdirle belirtelim ki, Ali Kulaksızoğlu cesaretle öne çıkıp farklı bir liste ile başkanlığa adaylığını koydu. Hiç değilse görüntüde olsun, demokratik bir kongre izlenebilir. Belki!
Belki diyorum, çünkü o kongrede Beşiktaş'ın gerçek durumuna akılcı bir cesaretle değinerek çözüm önerileri getirmek, projeler sunmak kimsenin umurunda değil...
Böyle düşünce sahipleri varsa da, eminim ki tartışma sürecine bile girilmeden her laf gürültüye getirilerek, arada lehte ya da aleyhte tribün sloganları atılarak oylamaya geçilecek, Demirören ve yeni ekibi bir üç yıl daha göreve devam için yetki alacaktır.
Beşiktaşlı dostlar bana kızmasın, darılmasın. Son yılların gelenekleşmiş kongre görüntüleri bana böyle yorum yaptırıyor.
Borçtan nasıl kurtulacak?
Öğrendiğime göre 11 bin 300 üye, bu kongrede oy kullanacak. Bu kadar üyeyi bir salonda toplamak zor... Toplantı için başlı başına bir uzmanlık konusu olan organizasyonlara girişmeniz gerekir. Salona ulaşım için özel servisler... Kahve ve yemek molaları için Beşiktaş'a yaraşır bir ikram ve ağırlama organizasyonu... Herkesin düşüncesini ifade edebileceği uygar bir kongre ortamı... Ses düzeninden güvenliğe, oy sandıklarından sağlık hizmetlerine kadar çok geniş bir hazırlık ve niyet gösterilmesi gerekir.
Bu kongrenin en az ihtiyaç duyduğu şey de ezeli rekabete ya da rakiplere dönük efelenme meydan okuma mesajlarıdır. Bu tür mesajlar taraftarı ve üyeleri memnun edebilir de, karşı karşıya kalınan zor durumları çözmeye yetmez.
Beşiktaş borç sarmalından nasıl kurtulacak ? Kulübün geleceğini kemiren uzun vadeli gelirlere karşılık küçük paralarla borçlanarak günü kurtarma politikası nasıl tedavi edilecek ? Birlik ve beraberlik, ezeli rakiplere karşı tribündeki gibi kenetlenmeyle olmaz. Asıl birlik beraberlik, Beşiktaş'ın sorunlarını dürüstçe tartışacak, birbirlerini saygıyla dinleyen üyelerin akıl etrafında kenetlenme kararlılığıyla gerçekleşir.
Bu kongrede dileyelim, böyle bir birlik, akılcı bir beraberlik sağlanır.
Gelelim e-kongreye
Gündemde olduğu için Beşiktaş kongresinden girdim konuya. Aslında spor kulüplerimizin kongreleri birbirinden pek farklı değil.
Yıllarca kapılarını kapatarak üye sayısını sınırladılar. Kongreleri dar ve kapalı mekanlarda bir azınlık tartışması olarak gerçekleştirdiler. Sonradan terk edildi bu yanlış anlayış... Üyelik sınırları genişledi. Şimdi 15-20 bin üyeli kulüplerimizle övünüyoruz.
Ama üye görüşlerini, iradeye dönüştüremiyoruz. 11 bin 300 kişilik Beşiktaş kongresine 3000 üyenin katılması bekleniyor.
Oysa tüm üyelerin tercihi ve iradesi kongreye taşınabilir.
e-devlet, e-ticket uygulamaları, internet bankacılığı hayatımıza çoktan girdiğine göre, hesap durumlarının açıkça ilan edildiği işbaşındaki başkan ve yöneticilerin faaliyet raporunu, yeni dönemle ilgili görüşlerini sunduğu, başkanlığa aday olanların da vizyonlarını, projelerini açıkladığı, her üyenin de şifresiyle bankadaki hesabından havale yaptığı gibi oy kullandığı kongre, elektronik ortamda pekala gerçekleşebilir.
Türkiye, çağın gelişimine ayak uydurarak "e-kongre " dönemine girmelidir...
Siyasetçilerimiz isterse, teknoloji sosyal hayatımıza da girer...
Böylece fikirler, projeler, eleştiriler ve sesler kalabalıkta kaybolmaz, gruplar da kalmaz. Kimse de lafı gürültüye, delegeyi gaza getirmez.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne şimdiden kongre sağlığı diliyorum!
Seçilmiş günah keçisi: Emre
Otuz yıl önce Londra'da Arsenal'i izlemeye giden yürekli siyahi seyirci sayısı, parmakla gösterilecek kadar azdı. Highbury'de bırakın siyahi oyuncuyu, siyahi polisi bile görevlendirmek yürek isterdi.
İngiltere, emperyal geçmişinden kötü bir miras devralmıştı, ırkçılığı bir türlü önleyemiyordu. Çok çaba gösterdiler doğrusu...
Kararlılıkla kültürlerindeki kötü genleri temizlemeye çalıştılar.
Ama aylar önce Tigana'nın söylediği gibi, İngiltere 1. liginde (Premiership) hâlâ siyahi bir teknik direktör yok!
İngiltere Milli Takımı'nın ilk siyahi kaptanı Paul İnce, açıktan açığa kınıyor bu durumu. Premiership'te kulüp yöneticilerinin siyahları dışladığını, bu durumun değişmesi gerektiğini söylüyor.
Emre Belözoğlu, işte böyle bir ortamda tam da günah keçisi olarak seçilmiş durumda.
İngiltere Futbol Federasyonu (FA), ırkçı söylemlerle iki futbolcuyu aşağıladığı için Emre'nin savunmasını istiyor. Soruşturma derinleşiyor. Emre, elbette ırkçı değil. Ama davranışlarını ve sözlerini hiç ölçüp biçmeden, içinden geldiği gibi sergiliyor. Olaydan sonra takındığı tutum, "Suçlu bulunursam İngiltere'deki kariyerimi gözden geçiririm" sözleriyle adeta rest çekmesi, hiç hoş değil. Onun şimdi hem hukuk, hem de iletişim konusunda akla ve yardıma ihtiyacı var.
FA, ırkçılığa karşı "ibret-i alem" bir ceza için Emre'yi seçmiş görünüyor.
Bu kötü sürecin sonlanması için Emre'ye küçük bir önerim var: Akılsız dostlarından uzak dur !..
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|