Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Evet, şiddetle diyalog olmaz!


ETA, İspanya'da Baskların bağımsızlığı için uzun yıllardır mücadele eden ayrılıkçı bir örgüttür. Siyaset aracı olarak öteden beri silah, şiddet ve terörü seçmiştir.
ETA geçen yıl ateşkes ilan edince, İspanya'nın sosyalist Başbakanı Zapatero da barış görüşmeleri için düğmeye basmıştı.
Ancak, ETA bu yakınlarda Madrid Havalimanı'nda iki kişinin ölümü ve 19 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan bir terör eylemi sahneledi. Bunun üzerine Başbakan Zapatero, barış görüşmelerini kesti, halktan özür dileyerek şöyle dedi:
"Şiddetle diyalog olmaz!"
Doğru söz.
Evet, demokrasilerde silahı siyaset aracı olarak benimsemiş bir örgütle diyalog olmaz, sonuç vermez.
Öncelik, silahı bırakmaktır.
Şiddetten vazgeçmektir.
Terörü dışlamaktır.
Demokrasilerde bu bir önkoşuldur. Bir örgüt, bu önkoşulun gereğini yerine getiremiyorsa, bir elinde silah, bir elinde zeytin dalı ile yürümekte diretiyorsa, o zaman yapılacak iki şey vardır:
Örgütle devletin mücadelesi...
Örgütün tecrit edilmesi...
İspanya Başbakanı Zapatero'nun "Şiddetle diyalog olmaz!" derken, ETA'ya karşı açıkladığı yeni siyaset bu iki nokta özetlenebilir.
Şimdi İspanya gerçeğinin başka olduğunu söyleyebilirsiniz.
Doğrudur.
Türkiye gerçeği de başkadır.
Ancak, İspanya Sosyalist Partisi'nin genç lideri Başbakan Zapatero'nun vurguladığı gerçek her iki ülke için de geçerlidir:
Şiddetle diyalog olmaz!
Bu cümlenin altını çizerken aklımda hiç kuşkusuz Türkiye ve PKK var.
Yine bu cümlenin altını çizerken aklımda hiç kuşkusuz geçen hafta sonu Ankara'da yapılan Türkiye Barışını Arıyor adını taşıyan konferans var.
Başkentte böyle bir konferansın yapılmış olmasını önemsiyorum. Çünkü Kürt sorunu bugün hâlâ böylesi platformlarda özgürce tartışılmaya muhtaç.
Ancak, bu gibi konferanslarda benim dikkatimi öteden beri çeken bir eksiklik var:
PKK tartışılmıyor!
Ya da adı konarak gerektiği gibi serbestçe tartışılmıyor.
Eğer Türkiye gerçeği diyorsak, PKK'yı ve şiddet yöntemlerini tartışmadan bir yere varamayız.
Türkiye'de eğer barış gerçekten aranacaksa, bu gibi Kürt konferanslarında PKK'nın açıkça tartışılması, bunca yıldır izlemiş olduğu şiddet ve terör politikalarının sorgulanması, eleştirilmesi şarttır.
Sadece devletin eleştirilmesi, sorgulanması barışı yakalamak için yeterli değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin geçmişten bugüne gelen yanlışları elbette vardır.
Ama sürekli bunları yineleyerek, dile getirip acıları paylaşarak bir yere varılamaz. Bence bugün gelinmiş olan yerde bir noktanın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtilmesidir önemli olan:
PKK'nın şiddetten vazgeçtiğini ve silahları ebediyen toprağa gömdüğünü açıklaması...
Bugün Türkiye'de barışın da, demokrasinin gereği budur. Bu gerçeğe gözünü kapatmak, Türkiye gerçeğine gözünü kapatmak anlamını taşır.
PKK'nın silah bıraktığını açıklamasıdır, barış kapısı için gerekli olan.
Türkiye gerçeğinde daha hâlâ bir elde silah, bir elde zeytin dalı hayalleri kurmak, ilgili tüm taraflar için bir kez daha çok pahalıya patlar.
Yazımı Başbakan Zapatero'un sözüyle bitiriyorum:
"Şiddetle diyalog olmaz!"

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Irak'ta kâbus
IRAK gittikçe daha tehlikeli noktalara sürükl...
Çetin ALTAN
Politik şoförlükte sürüklenmeler ve şınanay yavrum şınanay...
Doğanın kara mizahını, miniminnacık da olsa g...
Melih AŞIK
Depreme karşı
İstanbul'da bir karış boş alan kalmayacak.. H...
Fikret BİLA
Sonuç bildirgesi PKK çizgisine yakın
Ankara'da düzenlenen ve iki süren "Türkiye Ba...
Hasan CEMAL
Evet, şiddetle diyalog olmaz!
ETA, İspanya'da Baskların bağımsızlığı için u...
Güneri CIVAOĞLU
Tribün ve Mevlana
Başbakan Erdoğan dün AKP grubunda "Kusura bak...
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul'a artık üniversite açılmasın!
İstanbul nasıl kurutulur tartışmaları aldı ba...
Hurşit GÜNEŞ
İstanbul trafiğine yasaklı çözüm
İstanbul trafiğinin bu hale gelmesindeki etme...
Nail GÜRELİ
Gündemde daha başka neler var?
Herhangi bir insanın bir sorununa kısaca deği...
Sami KOHEN
Kaçırılan fırsat...
DÜNKÜ "Haaretz" gazetesinin, İsrail ile Suriy...
Metin MÜNİR
Büyük Türk Palavraları
Seçim yılları Büyük Türk Palavraları koleksiy...
Hasan PULUR
Başımıza taş yağmadan...
"GÖLGELER" diye bir televizyon programına gaz...
Meral TAMER
Suyumuza sahip çıkalım
Su!
Ece TEMELKURAN
Market tanrıları
Çok satan kitapları mı süpermarketlere koyarl...
Osman ULAGAY
Devletçi ekonomiye dönüş mü?
Küresel kapitalizmin başarı öykülerini dinlem...
Güngör URAS
Akaryakıtlar TÜBİTAK boyasıyla boyanıyor
Akaryakıtları boyamak dünyada petrol şirketle...
M. Ali BİRAND
Ankara'da plan var, ancak müdahele heyecanı yok
Son zamanlarda kamu oyunda bir "Kuzey Irak'a ...

© 2006 Milliyet