Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstanbul'a artık üniversite açılmasın!


İstanbul nasıl kurutulur tartışmaları aldı başını gidiyor. Başbakan'dan muhalefet liderlerine, medyadan taksi şoförlerine kadar herkesin farklı bir önerisi var. Ama hemen herkesin, "Tamam işte, en doğru ve uygulanabilir olanı bu" dediği bir proje henüz ortaya konmuş değil. Muhtemelen de hiç olmayacak. Çünkü, ortaya atılan her önerinin ucu birilerine dokunuyor...
Mega kentleri rahatlatmak için farklı ülkelerde, farklı yöntemler uygulanıyor. Bu yüzden, falanca ülkede uygulanan bir sistemi, İstanbul için önermek yanıltıcı olabilir. Galiba en doğrusu, İstanbul'u cazibe merkezi haline getiren nedenleri irdelemek.
Olayın sosyoekonomik boyutları ve alınan tedbirlerin yeterli olup olmadığı, tartışmanın farklı bir boyutu. Benim asıl üzerinde durmak istediğim ise, işin eğitim yanı.
İstanbul'da halen üç milyona yakın öğrenci var. Pek çok ülkenin nüfusundan daha fazla. Neredeyse 20 KKTC eder. Öğrenci sayısı giderek de artıyor. İlk ve ortaöğretim kurumları bir yana, üniversite sayısı 20'yi aştı. Ve hâlâ yeni vakıf üniversiteleri kuruluyor...
Öğrenim kurumuna, hele hele üniversiteye karşı çıkılır mı? Kesinlikle hayır! Ama artık İstanbul'a yeni üniversite açılmasın, çünkü hem bu işin suyu çıkmak üzere hem de her yeni üniversite yeni sorun demek. Oysa diğer kentlerimizin de fazlasıyla vakıf üniversitesine ihtiyacı var. Ayrıca bazı yatılı okullar var ki, ha İstanbul'da olmuş ha başka kentte hiç fark etmiyor. Zaten İstanbul'dan kopuk bir şekilde yaşıyorlar. En azından bunlar da farklı kentlere kaydırılabilir.
Her kent gibi İstanbul'un da bir kimliği olmalı. Öğrenci kenti mi, liman kenti mi, ticari başkent mi, kültür kenti mi, turizm kenti mi, sanayi kenti mi yoksa hepsi birden mi?
Sanki, İstanbul'un bir kimlik sorunu var. Her şey olmak isterken, hiçbir şey olamayan bir kent görünümünde. Herhalde öncelikle karar verilmesi gereken konu bu! İstanbul'un el yordamıyla büyümesine seyirci mi kalacağız yoksa planlı bir döneme geçiş mi sağlanacak?
İstanbul'daki üniversite sayısı yakında 30'a, on yıl sonra da 50'ye çıkarsa ne olacak? Öğrenci sayısı 5 milyona ulaştığında, verilen eğitimin kalitesi bugünkünü de arayacak noktalara gelecek mi?..
Anlaşılan o ki İstanbul nasıl kurtulur konusuna daha çok kafa yormamız gerekiyor!..

Öğretmen atamaları
Yüz binlerce öğretmen adayının gözü kulağı MEB'de. Ama sanki çok sıkıntıdalar. Çünkü muhatap bulamıyorlar. Çünkü sorularının cevabını alamıyorlar. İşte bir mektup:
"Şubat atamasında kadroların açıklanmasını bekleyen bir öğretmen olarak sıkıntıdan ölmek üzereyim. Kontenjanların, geçen hafta açıklanacağı söylendi. Cuma akşamına kadar bilgisayar başından kalkmadık ama açıklanmadı. Bugün salı oldu hâlâ açıklanmadı ve ne zaman açıklanacağı hakkında hiçbir bilgi yok. Yüz binlerce kişi hayatını bu açıklamaya bağlamışken bu vurdumduymazlık niye?
Bizim hayatımız söz konusu iken neden hiçbir açıklama yok. En azından bu hafta yetişmez desinler ona göre davranalım. Hayatımızda her şey durdu, şu an çalıştığım işte kalıp kalmayacağım, öğretmen olmama bağlı. Ancak her an açıklama yapılacak diye işime konsantre olamıyorum.
Aklım hep kontenjanlarda. 5 dakikada bir personel müdürlüğünün web sitesine giriyorum. Geceleri uyku uyuyamıyorum. Çıldırmak üzereyim ve tanıdığım tüm öğretmen adayları da benden farklı değil..."

Baykal Genç Bakış'ta
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bu gece Kanal D'de Genç Bakış'ta konuğumuz olacak. Bursa Uludağ Üniversitesi'nde gerçekleşecek olan programda, Baykal, öğrencilerden gelecek soruların yanı sıra başbakan olması halinde neleri yapacağını anlatacak...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Irak'ta kâbus
IRAK gittikçe daha tehlikeli noktalara sürükl...
Çetin ALTAN
Politik şoförlükte sürüklenmeler ve şınanay yavrum şınanay...
Doğanın kara mizahını, miniminnacık da olsa g...
Melih AŞIK
Depreme karşı
İstanbul'da bir karış boş alan kalmayacak.. H...
Fikret BİLA
Sonuç bildirgesi PKK çizgisine yakın
Ankara'da düzenlenen ve iki süren "Türkiye Ba...
Hasan CEMAL
Evet, şiddetle diyalog olmaz!
ETA, İspanya'da Baskların bağımsızlığı için u...
Güneri CIVAOĞLU
Tribün ve Mevlana
Başbakan Erdoğan dün AKP grubunda "Kusura bak...
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul'a artık üniversite açılmasın!
İstanbul nasıl kurutulur tartışmaları aldı ba...
Hurşit GÜNEŞ
İstanbul trafiğine yasaklı çözüm
İstanbul trafiğinin bu hale gelmesindeki etme...
Nail GÜRELİ
Gündemde daha başka neler var?
Herhangi bir insanın bir sorununa kısaca deği...
Sami KOHEN
Kaçırılan fırsat...
DÜNKÜ "Haaretz" gazetesinin, İsrail ile Suriy...
Metin MÜNİR
Büyük Türk Palavraları
Seçim yılları Büyük Türk Palavraları koleksiy...
Hasan PULUR
Başımıza taş yağmadan...
"GÖLGELER" diye bir televizyon programına gaz...
Meral TAMER
Suyumuza sahip çıkalım
Su!
Ece TEMELKURAN
Market tanrıları
Çok satan kitapları mı süpermarketlere koyarl...
Osman ULAGAY
Devletçi ekonomiye dönüş mü?
Küresel kapitalizmin başarı öykülerini dinlem...
Güngör URAS
Akaryakıtlar TÜBİTAK boyasıyla boyanıyor
Akaryakıtları boyamak dünyada petrol şirketle...
M. Ali BİRAND
Ankara'da plan var, ancak müdahele heyecanı yok
Son zamanlarda kamu oyunda bir "Kuzey Irak'a ...

© 2006 Milliyet