|
Suyumuza sahip çıkalım
Su!
Dünyanın dörtte üçü.
Vücudumuzun üçte ikisi.
Hayatın ta kendisi.
Kişi başına düşen yıllık su miktarının 1430 metreküp olduğu Türkiyemiz, su fakiri. Tabloda da görebileceğiniz gibi su miktarında dünya ortalamasının çoook gerisindeyiz. Dahası, ülkemizde 40 yıl önce kişi başına düşen su miktarı yılda 4 bin metreküpken şimdi 1430 metreküpe gerilediğini öğrendiğimizde, durumun vahameti iyice kafamıza dank ediyor.
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), dün Suyumuza sahip çıkalım! sloganıyla tüm Türkiye'yi kapsayan bir kampanya başlattı. Genel Müdür Dr. Filiz Demirayak'ı dinlerken, tıpkı enerjide ya da sağlıkta olduğu gibi su konusunda da herhangi bir politikamız olmadığını anladık. Diğer alanlarda olduğu gibi su ile ilgili mevzuat da çok dağınık; yetkili 14 merci olunca, hiçbirinin yetkisi olamıyor maalesef.
En büyük sorun tarımda
Türkiye'de suyun % 72'si tarımda, % 18'i evsel kullanımda, % 10'u sanayide tüketiliyor. Ve en büyük 2 sorun tarımsal sulama ile kaçak yeraltı suyu kullanımında.
Demirayak'ın verdiği bilgilere göre;
Tarımdaki sulamanın % 88'i vahşi sulama Kentsel sulamada kayıp-kaçak oranı % 40 Belediyelerin sadece % 8'inde arıtma tesisi var Organize Sanayi Bölgeleri'nin bile % 25'i arıtmasız
Türkiye'de son 40 yılda 3 Van Gölü büyüklüğünde alan, ekolojik olarak yok oldu. Tuz Gölü'nün yarısı kurumuş durumda...
Su tüketiminde en az paya sahip kesim % 10 ile sanayi; ama orada da atık su sorunu var. Sanayinin her 1 litre atık suyu, 8 litre içme suyunu kirletiyor.
Farkındalık yaratmak
WWF-Türkiye'nin hedefi, 1 yıl sürecek bu kampanya ile gerek suyu yönetenler, gerekse tarımıyla, sanayisiyle ve evinde su kullanan sıradan vatandaşıyla suyu kullananlarda, her damla suyun ne denli değerli olduğu konusunda farkındalık yaratmak. Suyun neredeyse dörtte üçünü tarım kullandığı için de işe tarım kesiminden başlamışlar.
Tahıl ambarımız Konya Havzası, suyun en az olduğu yer. Mutlaka vahşi sulamadan damla sulamaya geçilmesi lazım. WWF-Türkiye'nin son 3 yılda Konya Havzası'nda yaptığı çalışmalar, suyu yönetenlerle suyu kullananları biraraya getirmiş ve kısa sürede olumlu sonuçlar alınmış. Örnek uygulamalarda vahşi sulamadan damla sulamaya geçilince, % 72 su tasarrufu sağlandığı gibi, çiftçinin her gün tarlasını sulama zahmeti de ortadan kalkmış. Bitkinin ihtiyacı olduğu saatte ve miktarda su, sadece bitkinin köküne verildiğinden, suyun yarısının ürüne ulaşamadan heba olması da önlenmiş. WWF-Türkiye'nin de çiftçinin de 3'er bin YTL koydukları örnek uygulama, kendini 1 yıl içinde amorti ediyormuş.
Suyun akma hakkı vardır
Suyu yönetenlerde farkındalık yaratmak da bu kampanyanın önemli bir ayağı. Kocaeli susuz kalıverince, çare olarak Sapanca'dan su getirelim diyenlere Dr. Demirayak'ın anlamlı bir yanıtı var:
"Önce Kocaeli'nde % 47'lik kayıp-kaçak oranını halletsinler. Sanayi, atık sularının geri dönüşünü sağlasın. İstanbul'a da Istrancalardan su getirilsin diyorlar. Başka havzaların suyunu almak çözüm olamaz. Kaldı ki suyun, olduğu yerde durma hakkı vardır. Su, nehirlerde boşa akıyor diyenler de var. Suyun akma hakkı da vardır!"
mtamer@milliyet.com.tr
|
|