Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ocak 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Krizden ne kazandık?


Son ekonomik krizden bu yana neredeyse tam altı yıl geçti. Az değil. Bu süre içinde epeyce değişim gerçekleşmiş olmalı. Aslında, her kriz, ders alındığı takdirde, yeni fırsatlar yaratır. Bu nedenle geriye dönüp bu krizden hangi dersleri alındığına bakmakta yarar var.
Hiç kuşkusuz kriz gerek ekonomik gerek siyasal yapıda önemli farklılıklar getirdi. Mesela geçmişten kalan bir siyasal kadronun çoğu tasfiye oldu. Yine geçmişte geçerli olan birçok siyasal davranış alışkanlığı değişti. Siyasetçiler reform ihtiyacını daha sık dile getirir hale geldi ve popülizmden uzak durmaya başladılar. Bunlar hep olumlu değişiklikler.

Önemli ekonomik değişimler
Ekonomik alanda devletin büyük ölçüde yeniden yapılanması sağlandı. Özelleştirme hızlandı. Bütçe disiplininde reformlar yapıldı. Vergi idaresinde etkinliği artırıcı önlemler alındı. Para politikası bağımsız bir nitelik kazandı. Kısacası, epeyce mesafe alındı.
Bununla beraber, bugün hâlâ devletin etkin biçimde çalıştığını savunmak zor. Vatandaşa nitelikli ve hızlı hizmet verilmiyor. Örgütlenme sistemi çok hantal olduğundan ve teknoloji de yetersiz kullanıldığından, devletin çalışma mekanizması ya da işleyişi hiç etkin değil. Diğer bir deyimle, devlet hâlâ kaynakları israf ediyor.
Mesela, krizden bu yana bu denli özelleştirmeye rağmen devlet küçülmüş değil. Aksine, kamu harcamalarının milli gelir içindeki payı giderek artıyor. Parasal harcama artarken hizmetler artmıyor.
Oysa kriz sonrası uygulanan programın temel hedefi devletin küçülerek yerine daha etkin ve verimli bir özel sektör yapısı oluşturmaktı. Demek ki, reform atılımının yarısı boşa çıkmış.

Özel kesim dönüşemedi
Gelelim diğer yarısına, yani özel kesime. Kriz sonrası özel kesimin daha verimli hale geldiğini verilerden izliyoruz. Ama bu verimlilik artışının ardında en önemli etken reel ücretlerin düşmesiyle kur baskısı karşısında var olabilme savaşı. Örneğin sanayi kesimine baktığımızda, üretim teknolojisini yenileyen, örgütlenmesinde radikal değişimlere giden çok az şirket görüyoruz.
Bu dönemde küçük şirketlerin sermaye yapılarında güçlenme gözlenmezken, büyük şirketlerin de yabancı sermayeye hisselerini devredip bir kenara çekilme refleksine kapıldığı görülüyor. Yeni yatırımlara girerek bölgesel güç olma yahut yeni ürün desenlerine geçerek dış rekabette yeni açılımlar arayışında olan şirket sayısı da az.
Hiç kuşkusuz, altı yılın sonunda ekonomik istikrar ya da makro dengeler açısından daha iyi bir noktadayız. Ancak kabul etmeliyiz ki, varılan bu yeni denge daha fazla iç tüketim odaklı, daha fazla dışa bağımlı, kısacası daha fazla borç yaratan bir yapıyı da beraberinde getirdi.
2007 bir seçim yılı. Krizin ardından gelen bu hükümet tam beş yıl ekonomiyi yönetmiş olacak. Dolayısıyla seçim gündemine uluslararası rekabette Türk sanayisinin geldiği yer konmalıdır.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bu akşam Şirin'i izleyin
HAYATIMDA ilk defa böyle bir yazı yazıyorum v...
Çetin ALTAN
Bir türlü "gelişmiş" olamadan "büyük devlet" olma özlemi
Osmanlı döneminde zengin ve doğal olarak da g...
Melih AŞIK
Arapçalı memurlar
Bakanlar Kurulu tarafından oluşturulan "Yurtd...
Fikret BİLA
Bahçeli'nin önerileri
TBMM bugün Irak'la ilgili genel görüşme taleb...
Hasan CEMAL
Hepten çıldırmak!
Başkan Bush hepten çıldırmak üzere mi? Ünlü s...
Güneri CIVAOĞLU
PKK'nın göbek bağı
ABD'ye kapalı kapılar arkasında söylenenlerde...
Can Dündar
İzmir'de artçı deprem
"Siyasi lince uğradık" diyor İzmir Büyükşehir...
Hurşit GÜNEŞ
Krizden ne kazandık?
Son ekonomik krizden bu yana neredeyse tam al...
Doğan HEPER
ABD ne yaptığını biliyor mu?
TÜRKİYE'yi rahat bırakmayacaklar.
Semih İDİZ
'Kürt konferansı' makul yanımızı gösterdi
Konuşmacı olarak davet edildiğim, ancak yurtd...
Sami KOHEN
Meclis'ten beklenen...
BUGÜN bir "ön görüşme"... Salıya da "gizli ot...
Hasan PULUR
Bugün acaba ne yazmalı?
BU işin en zor tarafı, sabah işbaşı yapınca "...
Derya SAZAK
Mahmur operasyonu
Türkiye, Irak yönetimi ve ABD'den silahlı PKK...
Meral TAMER
İstanbul'un sorunu, kural tanımazlık!
Can Dündar, NTV'de ilgiyle izlenen programı "...
Yaman TÖRÜNER
2007'de ekonomide ne bekleniyor?
Geçen hafta, Haber Türk'ün ödüllü programı Ba...
Güngör URAS
Geçici işçiler 'sevindiriliyor'
Hükümet kamu kurumları, belediyeler ve KİT'le...
Serpil YILMAZ
Korkmaz Yiğit'in oğlu da mahkemelik
Aman efendim, ne güzel proje, tam da bir Amer...
M. Ali BİRAND
Kuzey Irak'a müdahelenin faturası çok ağır...
Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Kerkü...

© 2006 Milliyet