|
 |
|
|
Başkaldırış
Fenerbahçe Ülker, dün basketbol kalitesiyle değil ama kazanma azmiyle alkışı hak etti, Abdi İpekçi'de o son çeyrekteki müthiş başkaldırışıyla...
Kazanma "zorunluluğunun" getirdiği stresle başladılar maça ve ilk yarı bu yoğun stresin üstesinden gelemediler. Rakibin sert savunması ile hata üstüne hata yapan temsilcimiz, defansta, özellikle pota altında aynı sertliği göstermeyince Navarro'suz Barcelona, Lakovic ve Vazquez'in ekstra sayılarıyla oyuna istediği gibi hükmetti. İspanyollar, ilk yarıyı da bu sayede önde kapadılar.
Ne varki Fenerbahçeli oyuncular, devre arasında gölge savunma ile maçı kazanamayacaklarını farkedip üçüncü çeyrekte vücut vücuda mücadeleyi tercih ettiler ve işte maç da orada döndü. Seyircinin de katılımıyla rakip üzerinde kurdukları müthiş baskı, Barcelona'nın direncini her geçen dakika biraz daha kırdı. Ve üçüncü çeyreğin sonunda İspanyolları iyice hırpalayıp ilk kez öne geçtiler, son periyotta da öldürücü darbeyi vurdular. Solomon, sazı eline aldı ve hem pota altında Kambala'yı inanılmaz asistlerle besleyip, hem de içeriden ve dışarıdan rakip potayı bombardımana tutarak İspanyolların ipini çekti.
Seyircinin eseri
Dün gece Abdi İpekçi'de, Fenerbahçeli basketbolcuların özgüvenini yeniden kazandığını görmek güzeldi. Euroleague'de kendi elleriyle kazdıkları ve düştükleri çukurun içinden yavaş yavaş çıkıyorlar. Üst üste üç galibiyet bunun en önemli göstergesi. Ancak, önümüzdeki hafta Eldo Napoli'yi Abdi İpekçi'de yenemezlerse, bu galibiyetleri çöpe atmış olacaklar.
Son bir cümle de Fenerbahçe seyircisine... Takımlarına verdikleri bitmek tükenmek bilmeyen pozitif enerjileri, rakibi sindiren baskı unsuru olmaları, galibiyette en az oyuncular kadar pay sahibi olmalarını sağladı. Yani skor tabelasındaki fark bir anlamda onların da eseriydi...
gtüre@milliyet.com.tr
|
|
|

|